'Uyum süreci bir ekip çalışmasıdır'

Uzman Psikolog Cüneyt Kaya 'Bu bir ekip çalışmasıdır. Ailenin savunmacı bir şekilde çocuğunu koruma adı altında öğretmenlere yüklenmemesi gerekiyor. Bu süreçte yetişkinler anlayışlı ve sabırlı olmak zorunda' dedi.

'Uyum süreci bir ekip çalışmasıdır'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Çocukların okula başladığı şu günlerde, uyum sürecinde dikkat edilmesi gereken hususları değerlendiren Uzman Psikolog Cüneyt Kaya; “Bu bir ekip çalışmasıdır. Ailenin savunmacı bir şekilde çocuğunu koruma adı altında öğretmenlere yüklenmemesi gerekiyor. Bu süreçte yetişkinler anlayışlı ve sabırlı olmak zorunda” dedi.

Çocuklarımızın yaş grubu ya da eğitim öğretim süreci ne olursa olsun, ailelerin çocuklarından beklentilerinin en aza indirmeleri gerektiğini söyleyen Uzman Psikolog Cüneyt Kaya; “Sevilen bir şeyin yapılması her zaman daha kolaydır ve başarıya ulaştırır. Sevmediğimiz ve zoraki yapılan her şey bize itici gelir. O yüzden ilk etapta uyum sürecinde özellikle yeni okula başlayan çocuklar için en doğru olan okulu, okul hayatını, öğretmeni, akademik yaşamı sevdirmektir. O zaman çocuk gönülden isteyerek her türlü çabada bulunur. Ve eminim ki okul hayatını çok başarılı şekilde yönetecektir. Ama sevdirmeden yaptırdığımızda maalesef okul hayatında da akademik yaşam istediğimiz seviyede olmayacaktır. Sevdirmek adına öğretmenin ve ailenin bir şekilde ekip çalışması halinde iş birliği yapması lazım. Bu konuda bir uyum içerisinde çalışıldığı zaman çocuğun o uyum sürecindeki zorlukları çok kolay bir şekilde aştığını görebiliriz. Böylelikle okula başlama süreci bir travma halini almadan tam tersi çocuğun özgüveninin geliştiği, arkadaş ortamını geliştirdiği ve sosyalleştiği, kendisini ispatlayabildiği, kendisini mutlu edebildiği bir paylaşım yeri haline dönüşebiliyor. Hem kişisel gelişimi sağlanabildiği gibi, hem de mutlu bir birey olabiliyor. Bu konuda anneler ve babalar kadar da öğretmenlere pay düşüyor” dedi.

uzman-psikolog-cuneyt-kaya.jpg

“ÇOCUKLARLA EMPATİ KURULMALI”

Eğitim camiasının da bu konuda fazlaca hassas olması gerektiğini söyleyen Kaya; “Unutulmaması gereken en büyük husus bunun bir ekip çalışması olduğudur. Ailenin savunmacı bir şekilde çocuğunu koruma adı altında öğretmenlere yüklenmemesi gerekiyor. Karşılaşılan sorunlar nasıl aşılabilir prensibi ile personeline danışılarak çözüm odaklı halledilmesi gerekiyor. Bu süreçte öğretmenler daha bir anlayışlı, daha bir sabırlı olmak zorunda. Çocuğun yerine kendini koyarak empatik düşünerek çocukları anlamaları ve başlangıç sürecinde onlara bir şeyler öğretmekten ziyade okula ısındırma hedefli olmaları gerekiyor. Çocuğun eğitim hayatına alışma süreci kimi zaman bir haftayı aşıyor. Bazen iki hafta üç hafta bazen de bir yıla varan uyumsuzluk ve okula gitmek istememe sorunu devam ediyor. Böyle bir durumda kendi mesleği psikolog ya da eğitimci olan bir anne baba bile konu kendi çocukları olunca maalesef duygusallaşabilir. Bu yüzden çocukların uyum süreci sağlıklı geçmeyip uzadığı zaman beklemeyi çok doğru bulmuyorum. Ertelemektense veyahut da kendi içimizde halletmeye çalışmaktansa mutlaka bir uzmana başvurulmalı” diye konuştu.

“UZMANLAR EBEVEYNİN GÖRMEDİĞİNİ GÖRÜR”

Böyle bir problemle karşılaşıldığı zaman, ötelemenin ve ertelemenin sorunu çözmeyeceğini aksine daha da kalıcı hale getireceğini vurgulayan Kaya; “Taviz verdikçe, alttan aldıkça çocuk bunu bir koz haline getirir. Ve Kazanım elde ettikçe bu doğrultuda ilerlemeye devam eder. Menfaatleri için anne babayı sonuna kadar zorlar. Bu süreçte uzmana başvurmaktansa kendisi halletmeyi tercih eden ebeveyn ile çocuk arasındaki bir çekişme, çocuğun bütün okul hayatını olumsuz yönde etkileyecektir. Bu yüzden bir an önce, “Biz okul hayatını nasıl sevdirebiliriz? Çocuğun özgüveni nasıl artırılabilir? Hangi yaklaşımlarla çocuğu kişisel gelişimi daha üst noktaya taşınır?” konularında muhakkak bir uzman destek alınmasında yarar var. Çünkü uzmanlar bu konuda ebeveynin göremediği püf noktalarını görür. Ebeveynlerin sabrının tükendiği noktada çözüm olarak adım atamadıkları noktada ya da yanlış adım attıkları noktada uzmanların farklı bir açıdan aileyi aydınlatması olası. Okul öncesi eğitimin bu konuda çocuğa katkısı çok büyük. Çocuğu okula ısındıran bir süreç. Çocuk okulu anne babadan uzaklaşılan bir dönem olarak algılıyor. Mutsuz ve gergin oluyor. İçinde kaygı ve korkular barındırıyor. Fakat biz çocuklarımızı hep kaygılarından ve korkularından sakındıran, aşırı korumacı bir anne baba tutumu sergilersek, çocuğumuz bir takım zorluklar karşısında bununla yüzleşip, üstesinden gelmek yerine hayatları boyunca hep kaçmayı tercih ederler. Çocuğunuzun kaçan kendine güveni olmayan, gelişimi yeterince gelişmemiş bir çocuk olmasını istemiyorsak bu yanlıştan sakınmalıyız. Çocuklarımızın korkuları ile yüzleşmeleri için elimizden geleni yapmalıyız. Ve onu akademik hayata teşvik etmeliyiz” diye aktardı.

GÜLŞEN YILMAZ / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme