• Haberler
  • Konya
  • Uyuşturucuyla mücadelede başarı için Topyekün savaş

Uyuşturucuyla mücadelede başarı için Topyekün savaş

Uyuşturucuyla mücadelede başarı için Topyekün savaş
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Uyuşturucu sorununun her geçen gün biraz daha büyüdüğünü dile getiren Adli Tıp Enstitüsü eski Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Bireysel mücadeleden, Siyasi iradenin kararlılığına kadar her koşul kullanılmadan uyuşturucu ile tam anlamıyla mücadele mümkün olamaz" dedi.

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de uyuşturucu madde kullanımı her geçen yıl daha da artıyor. Uyuşturucu ile ilgili birçok ülke önleyici projelere başvursa da bir türlü önüne geçilemiyor. Uyuşturucu madde kullanımına bağlı olarak Türkiye'de suç sayısı da giderek çoğalıyor. Birçok suçun temelini oluşturan uyuşturucu ile ilgili yapılan operasyonlar ise yetersiz kalıyor. 2005 ile 2010 yılları arasında Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Üretiminde Tahminler Daimi Komisyonu üyeliği ve Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu Başkanlığı yapan Adli Tıp Enstitüsü eski Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Siyasi iradenin gücü olmaksızın uyuşturucu ile mücadele etmek mümkün olamaz" dedi.

“GELİŞMELER SEVİNDİRİCİ AMA YETERLİ DEĞİL”

Prof. Dr. Atasoy, "Siyasi iradenin gücü olmaksızın uyuşturucu ile mücadele etmek mümkün olamaz. Başbakanlık düzeyinde acil eylem planlarının oluşturulması, dokuz bakanlığın birden bu planların yürütülmesinden ve kaynak ayrılmasından sorumlu tutulması memnuniyet verici bir gelişme. Başarı için koordinasyonun sıkı tutulması gerekiyor. Sonuç verdiği kanıta dayalı projelerin ülke geneline yayılması gerekiyor. Her STK, üniversite ya da yerel yönetimin kendine göre uygulamaya kalktığı faaliyetlerin yakından izlenmesi ve sadece işe yarayacağı kesin olanların fonlanması gerekiyor" diye konuştu.

2-1-4.jpg

“UYUŞTURUCUYA ULAŞMAK DAHA KOLAY”

Uyuşturucuya ulaşmanın kolay hale geldiğine dikkat çeken Atasoy, "Kentlerimizin dokusu değişiyor, bir yanda iç göç, diğer yanda açılan çok sayıda üniversite geleneksel toplum yapısını farklılaştırıyor. İnsanlar birbirini tanımıyor, birbirini koruyup kollamıyor. Geniş ailelerin yerini çekirdek aileler alıyor. Büyüklerin ahlak değerleri genç kuşaklara aktarılamıyor. Bireyler yalnızlaşıyor, küçük yaştan itibaren psikolojik ve ekonomik sorunları ile başa çıkmaya çalışıyor. Öte yandan Türkiye’nin iletişim ve ulaşım olanakları gelişiyor. Kentler arası sınırlar bir yana, ülkemizin dünyanın diğer ülkeleri ile sınırları artık tümüyle ortadan kalktı. Ülkenin her köşesinde, her türlü uyuşturucuya ulaşmak mümkün hale geldi. Yasa dışı uyuşturucu piyasasının yıllık geliri, Türkiye bütçesinin 1 buçuk katıdır. Hal böyle olunca piyasayı kontrol edenlerin daha fazla gelir elde etmek üzere yeni bağımlılara ihtiyacı vardır. Bu hedeflerine ulaşmak üzere her türlü olanağı kullanacakları, genç kuşakları madde kullanmaya özendirecek tüm mecraları kullanacakları açıktır. Hele nüfusunun önemli bir bölümü 25 yaşından genç olan Türkiye gibi bir ülke, mutlaka ele geçirilecek bir pazardır. Yeni uyuşturucu maddelerin piyasaya sürülmesinin nedeni, bunların henüz uluslararası sözleşmelerde yer almayan, dolayısıyla denetlenmeyen maddeler olmasından kaynaklanıyor" şeklinde konuştu.

“MÜCADELE TAM ANLAMIYLA BAŞARILI OLMUYOR”

Dünya genelinde uyuşturucu ile mücadelenin başarıya ulaşamadığına vurgu yapan Sevil Atasoy, "Çin’in Şangay kentinde 1909 yılında on üç ülke temsilcisinin bir araya gelmesiyle oluşturulan Uluslararası Afyon Komisyonu’ndan bu yana, küresel ölçekte uyuşturucu ile mücadele edilmektedir. Çok sayıda uluslararası sözleşme, Birleşmiş Milletler üyesi bütün ülkelerin arz ve talebi engellemesini şart koşar. Hal böyle olduğu halde yüz yıldır sürdürülen mücadele hiç bir ülkede, bu arada Türkiye’de de başarılı olamamıştır. Çünkü uzun yıllar sözleşme gerekleri yerine getirilmemiş, sadece kolluk güçlerinin arz ile mücadelesine odaklanılmış, taleple mücadeleye, özellikle birinci basamak önlemeye, yani “hiç kullanmayan, kullanmasın” yaklaşımına önem verilmemiştir" dedi.

İSMAİL POÇAN / YENİ HABER

Bakmadan Geçme