Vatandaştan sosyal medya düzenlemesine tam destek... Denetim şart!
Geçtiğimiz günlerde yasalaşarak uygulanmaya başlayan sosyal medya düzenlemesine Konyalı vatandaşlardan destek geldi. Gençlerin sosyal medyayı bilinçsiz bir şeklide kullandığını söyleyen Konyalı vatandaşlar, televizyon dizileriyle ilgili de bir düzenleme yapılması gerektiği önerisinde bulundular.
RTÜK, Netflix'in çocuk istismarı tartışmasıyla gündeme gelen ve Türkçeye ''Minnoşlar'' olarak çevrilen ''Cuties" adlı filmi kataloğundan çıkarması gerektiğine karar verdi. RTÜK'ten yapılan açıklamaya göre, internet üzerinden isteğe bağlı yayıncılık yapan radyo ve televizyonların RTÜK denetimine alınmasından sonra Üst Kurul ilk kez bir seç-izle platformunun dosyasını görüştü. Netflix hakkında hazırlanan kapsamlı uzman raporunu ele alan Üst Kurul, Türkçeye ''Minnoşlar'' olarak çevrilen programın 11 yaşında bir çocuğu konu almasına karşın 18 yaş üstü yetişkin izleyicileri hedeflemesi üzerinde durdu.
Uzman raporundaki "çocukların erken yaşta yetişkin yaşantısı içinde yer aldığı, istismar ve kötüye kullanım içeren bir yapımın potansiyel çocuk istismarı davranış örüntülerini ortaya çıkarabileceği" değerlendirmesi üzerine RTÜK, bahse konu yapımla Netflix'in, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "Yayın hizmetleri… Çocuklara, güçsüzlere ve engellilere karşı istismar içeremez ve şiddeti teşvik edemez" hükmünü ihlal ettiğine, bu sebeple yayıncı kuruluşun söz konusu programı kataloğundan çıkarması gerektiğine oy birliğiyle karar verdi. Sosyal medya düzenlemesi kapsamında gündeme alınan Netflix’le ilgili olarak alınan bu karar, sokaktan da destek buldu. Konyalı vatandaşlar, hem sosyal medyada hem Netflix gibi seç izle platformlarında hem de televizyonlarda yapılan yayınlar için denetim mekanizmalarının çok daha aktif şekilde uygulanmasını savunuyorlar.

‘DENETİMSİZLİK TEHLİKE SAÇIYORDU’
Sosyal medyanın bilinçsiz ve kontrolsüz kullanıldığında bütün insanlar için tehlike arz ettiğinin altını çizen Şükrü Bıyıklı, “Sosyal medya insanların gündelik yaşam koşullarındaki pratiklerini bir yerde gerçekleştirilen ortamdır demek yalan olmaz. Basın tarihine odaklanıldığında gazeteler için muhakkak kısıtlamalardan bahsedebiliriz. Bu durum demokratik toplumlarda ne kadar doğru, tartışılır. 21. yüzyıl gerçekliği bize bu durumun tarihin tekerrürden ibaret olduğunu kanıtlar gibi. Sosyal medya, bilinçsiz ve kontrolsüz olduğunda bütün insanlar için tehlikeli bir şey. Bundan dolayı sınırlandırmadan ziyade belki de daha çok sosyal medya bilinci oluşturmak insanları sosyal medyayla iç içe yaşarken gelebilecek tehlikeleri anlatmak gerekir. Dediğim gibi sosyal medya kullanımı bilinçsiz olduğunda sadece gençler için değil bütün yaş grupları için tehlike arz eder. Tıpkı sosyal medya gibi seç izle özelliği olan platformlarda da bir denetim mekanizması şarttır” şeklinde konuştu.
‘MADDELER YETERSİZ’
Sosyal medya düzenlemesine eklenmesi gereken maddelerin olduğunu savunan Rıdvan Diktaş, “Ben televizyon izlemiyorum. Eskiden sadece TRT izlerdik ama şimdi bütün diziler Türk toplumunun ahlakını bozuyor. Sosyal medyada olan bazı durumlar da Türk kültürünü yansıtmıyor. Özellikle gençler bilinçsizce kullanıyor. O nedenle sosyal medyaya düzenleme gelmesi çok yerinde ama bence maddelerinde eksikler var. Bana göre sosyal medyaya T.C. Kimlik Numarası ile girme şartı getirilmeli, yalan haber yapan, paylaşan hesaplar kapatılmalı ve cezai işlem uygulanmalı. Bir de hakaret ve küfür edenlere hapis cezası mutlaka olmalı. En azından kafasına göre hesap açıp istediğine hakaret edenlerin önü kesilir. Kesilmese bile önü kesilecek hale gelir. Sadece sosyal medya ve Netflix değil, bu düzenlemenin televizyon kanalları için de yapılmasını bekliyoruz” diye aktardı.
‘TÜRK TOPLUMUNU BAŞKA YANSITIYORLAR’
Toplumda ahlakın hızla çöktüğünü, toplumun yozlaştığını, eski gelenek göreneklerin azaldığını gördüğünden dolayı televizyon izlemediğini söyleyen Recep Özova ise, “Türk dizilerinin toplumun yapısını iyice bozduğunu düşünüyorum. Üçüncü dünya ülkeleri dediğimiz az gelişmiş ülkelere Türkler bu şekilde yaşıyor diye gösteriyorlar. Bu da bana göre ayrı bir yaradır. Çünkü Türk toplumu aslında öyle değil” şeklinde altını çizdi.

‘BİLİNÇLİ KULLANIM ŞART’
Sosyal medyanın vazgeçilmez ve gelişime açık bir uygulama olduğundan bahseden Recep Özova, “Eskiden sosyal medya gibi bir mecra yoktu. Günümüzde artık değişimlerle WhatsApp, Instagram, Facebook gibi birçok uygulama çıktı. Bunların iyi yönlerini alıp kötü olan yönlerini engellemek gerekiyor. Devletin bu anlamda bir düzenleme yapması güzel olmuş. Sosyal medyanın iyi yönleri olduğu kadar kötü yönleri de var ama günümüzde olmazsa olmaz bir mecradır. Sosyal medya en yaygın iletişim aracıdır. Bundan herkes faydalanıyor. Dünyanın bir ucundaki kişiyle bile sosyal medya sayesinde konuşabiliyorsunuz. Onun için gelişmelere açık olmalıyız ama bu gelişmeleri düzgün bir şekilde kullanmalıyız. Bu düzenleme çerçevesinde sosyal medya kullanımı devam ederse gençlerimize dahi fayda sağlayacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
‘YAŞ SINIRLAMASI GETİRİLEBİLİR’
Sosyal medya düzenlemesiyle ilgili yaş sınırlaması getirilmesi gerektiği tavsiyesinde bulunan Sümeyye Akdağ, “Sosyal medya mecralarından Intagram, WhatsApp ve Facebook hakkında çok bir şey söyleyemeyeceğim. Çünkü bilinçli bir şekilde bunları ben de kullanıyorum. Tik-Tok kullanım içeriğini sadece video çekmek olarak biliyorum ama ister istemez Instagram’da Tik Tok videoları karşımıza geldiği zaman, ‘Bu gençlik nereye gidiyor?’ ya da ‘Bu daha ne kadar devam edecek?’ diye düşünüyor insan. Bu konuda devletin bir düzenleme yapması güzel oldu. En azından bir de yaş sınırlaması da getirilebilir. Çünkü artık küçük çocuklar bile sosyal medya kullanıyor. Bu nedenle de bazı içeriklerle ilgili de bir düzenleme yapılması gerekiyor” dedi.

‘DİZİ OLUNCA BAYILA BAYILA İZLİYORLAR’
Dizilerin Türk kültürünü yansıtmadığını dile getiren Akdağ, “Ben televizyon izlemiyorum ama Netflix uygulamasını kullanıyorum. Genelde Türk dizilerinde hep bir kadın ve bir erkek arasında geçen ilişkiyi anlatıyorlar. Farklı bir konu veya farklı bir yorum yok. Bizim kültürümüzü yansıttığını da düşünmüyorum. Örneğin bir kişi eşini aldattığı zaman bu Türk kültüründe ayıplanır. Ama bu bir dizide olduğunda insanlar bunu bayıla bayıla izliyor. Evet Netflix’le ilgili düzenleme gerekliydi ama Netflix’le ilgili düzenlemeye gelene kadar önce kendi televizyon kanallarımıza bir çeki düzen vermemiz gerekiyor” diyerek sözlerini noktaladı.

•SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ