Takvimler 1996 yılını gösterdiğinde, bir genç olarak Selçuk Üniversitesi’nin kapısından içeri girmiştim. O günlerde sadece bir diploma alma hayaliyle geldiğim Konya, zamanla benim ikinci memleketim, akademik kariyerimin mutfağı ve tam 30 yılımı verdiğim evim oldu. Yüksek lisans, doktora derken bu şehrin sokaklarında, kütüphanelerinde ve dost meclislerinde bir ömür tükettik. Ancak geldiğim yeri zeytin kokulu memleketim, Hatay’ı da unutmadım.
6 Şubat sabahı yaşadığımız o mahşer provası niteliğindeki deprem, sadece binaları değil, içimizdeki birçok umudu da enkaz altında bıraktı. Memleketim Hatay ve çevre iller derin bir sessizliğe gömüldüğünde, yardıma koşanlar arasında ilk elin “yaşadığım şehir” Konya’dan uzanması, benim için tarifi imkânsız bir duygu oldu.
Bugün bir akademisyen ve 30 yıllık bir Konyalı-Hataylı olarak, bu zorlu süreçte elini taşın altına koyanlara bir teşekkür borcum var.
Öncelikle, felaketin ilk anından itibaren devletin tüm kararlılığını sahaya yansıtan, “şehirlerimizi aslına uygun şekilde ayağa kaldıracağız” sözünü bir namus borcu gibi sahiplenen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Hatay’ın o mahzun halini görüp, orayı yeniden ihya etme iradesini göstermek, biz mağdurlar için en büyük teselli kaynağı oldu.
Şehirlerin yeniden inşasında, mühendislik bilgisini saha tecrübesiyle birleştiren, her fırsatta Hatay’ın tozuna toprağına karışıp çalışmaları bizzat yerinde yöneten yine Konyalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a ayrıca teşekkür etmek gerekir. Onun vizyonuyla yükselen kalıcı konutlar, sadece birer bina değil, Hataylıların geleceğe dair taze umutlarıdır.
Ve gelelim “Konya Modeli” belediyeciliği Hatay’ın sokaklarına taşıyan o büyük dayanışmaya...
Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Uğur İbrahim Altay, depremin ilk saatlerinden itibaren Hatay’da bir “Konyalı” imzasını, bir kardeş sıcaklığını hissettirdi. Altyapıdan temiz suya, konteyner kentlerden lojistik desteklere kadar her noktada Konya’nın gücünü gördük. Sayın Altay’ın şahsında tüm belediye çalışanlarına ve dualarıyla, yardımlarıyla Hatay’ı bir an bile yalnız bırakmayan kadim şehir Konya’nın güzel insanlarına, hemşehrilerime minnettarım.
Konya ve Hatay; biri Selçuklu’nun payitahtı, diğeri medeniyetlerin buluşma noktası... Bu iki şehir arasındaki gönül köprüsü, 6 Şubat’ta atılan temellerle artık çok daha sarsılmaz bir hal almıştır.
Gönlüm ferah, çünkü biliyorum ki; devletimizin gücü ve Konya gibi dostların vefasıyla Hatay, eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yeniden ayağa kalkacak.
Vefa, sadece bir semt adı değil; böyle zor günlerde omuz omuza durabilmektir. Bu vefayı gösterenlerden Allah razı olsun.