Vefatının 46. yılında 'Dostlar seni hatırlasın'

Türk Halk Müziğinin son büyük aşıklık geleneği temsilcisi olan Aşık Veysel, 21 Mart 1973 yılında aramızdan ayrıldı. Büyük usta, ardında bıraktığı ölümsüz eserleri ile yıllardır dillerden düşmemiş ve düşmeyecek.

Vefatının 46. yılında 'Dostlar seni hatırlasın'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Aramızdan ayrılışının 46.yıl dönümünde unutulmayan Aşık Veysel Şatıroğlu, 25 Ekim 1894 Şarkışla, Sivas'ta dünyaya geldi. Veysel Şatıroğlu, nam-ı diğer "Aşık Veysel" 21 Mart 1973 Sivrialan, Sivas'ta hayata gözlerini yummuştur. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensup olan Aşık Veysel, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük halk ozanlarındandır. Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya gelen Aşık Veysel'in; annesi Gülizar, babası "Karaca" lakaplı Ahmet adında bir çiftçiydi. Veysel'in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi. Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetti. Kendi anlatımına göre: "Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına  göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kaydı ve düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözümde çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan." Gözlerini dünyaya kapatan Veysel'in haline üzülen babası, ona oyalanması için bir saz alır. Zaman zaman evlerine gelen Aşıkları pür dikkat dinleyen Veysel, ilk saz dersini Çarmışıhlı Ali Ağa'dan alır. Karanlık dünyasını aydınlatan; Pir Sultan Abdal, Karaoğlan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanlarla bu vakitler tanışır.

vefatinin-1.jpg

TALİHSİZLİKLER ÜST ÜSTE GELMEYE BAŞLIYOR

Veysel’in annesi ve babası seferberlik sonlarına doğru “belki biz ölürüz ve kardeşi Veysel’e bakamaz” düşüncesiyle Veysel’i Esma adında, akrabalarından bir kızla evlendiriyorlar. Esma’dan bir kız, bir oğlu oluyor Veysel’in. Oğlan çocuğu daha on günlükken vefat ediyor. Veysel’in acıları bununla da bitmiyor; aksilikler, talihsizlikler üst üste gelmeye başlıyor. Karısı onu bırakıp kaçınca kucağında 6 aylık bebeğiyle kalır Veysel. Tam 2 yıl kucağında gezdirir Veysel kızını ancak onun da ömrü burada nihayete erer.

YALIN AYAK YOLA DÜŞER

5 Aralık 1931' de Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşlarının düzenlediği Halk Şairleri Bayramına katılır. Tecer'in direktifiyle Cumhuriyetin 10. yılına nazaran Atatürk için şiirler yazılır. Veysel'in destanı çok beğenilir, Ankara'ya gönderelim denir. Veysel "Ben gider okurum" der ve arkadaşıyla beraber yalın ayak yola düşer. Ama Atatürk'e ulaşamaz. Şiirini zar zor Hakimiyet-i Milliye Gazetesine verir. Destanı 3 gün gazetelerde kalır. Bir salonda konser verir. Daha sonraki yıllarda  bütün yurdu il il dolaşmaya, dolaştığı yerlerde çalıp söylemeye başlıyor, seviliyor, saygı görüyor.

vefatinin-3.jpg

“DOSTLAR BENİ HATIRLASIN"

Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Âşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri'nde saz hocalığı da yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970'li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı müzisyenler Âşık Veysel'in deyişlerini düzenleyerek yaygınlaşmasını sağladı. Şarkışla'da her yıl adına şenlikler yapılır. Eserlerinde Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Evi müze şeklinde düzenlenerek, ziyaretçilere açılmıştır. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlanmıştır. 2014 yılının Kasım ayında Devlet Opera ve Balesi Âşık Veysel'in ölümünün 41. yılı anısına onun türkülerinden yola çıkılarak hazırlanan, tek perdelik dans tiyatrosu "Dostlar Beni Hatırlasın" sahneye konulmuştur.  YİĞİT BERKAY ÇOPUR / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme