Veliefendi Hipodrom İsyanları

22 Ağustos 1949'da, Veliefendi Hipodromu'ndaki 31 Temmuz at yarışlarında olay çıkarıp 'yıkma ve yakma' suçları işlediği gerekçesiyle mahkemeye çıkarılan 123 kişiden 30'u tutuklanmış

Veliefendi Hipodrom İsyanları
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Mahkemeye konu olan, at yarışı tarihimizin en büyük olaylarının gelişimi kısaca şöyle: On bin kişinin izlediği yarışların ikinci koşusunda favori iki atın da aralarında olduğu dört at, start hakemlerinin işaretine rağmen çıkamayıp yarış dışı kalır. İkili bahis oynayanlar at sahipleriyle hakemlerin şike yaptığını iddia edip yarışın tekrarını ister, hakemler kurulu kabul etmez. Buna tepki gösteren seyirciler önce hakem kulesini, ardından at sahiplerinin tribününü, müdüriyet ve muhasebe binalarıyla bilet gişelerini ateşe verip jandarmayla çatışır.

Yangına müdahale eden itfaiyenin hortumlarını da kesen kalabalık, ikili bahis oynayanların parasının iade edileceğinin açıklanmasına rağmen yatıştırılamaz. İlk gün 14 kişiyi gözaltına alan jandarmanın olayla ilgili operasyonu on gün sürer. Akşam gazetesi 'halkla jandarma arasında çıkan kavgalarda kafa göz yarılan olmuşsa da elhamdülillah bir ölüm vakasına tesadüf edilmemiştir' diye yazar.

Yarış atı sahipleri ertesi gün gazetelere gönderdikleri mektupta, at yarışı bahislerinin 'daha ziyade nezih bir medeni cemiyet eğlencesi' olduğunu savunup, 'parasını at yarışlarında olmasa zarda veya tavlada kaybetmeye mahkum, ıslahı mümkün olmayan kumarbazları soyan kumarhaneciler gibi görünmekten rahatsızız' derler. Atları çok seven ve adına Gazi Koşusu düzenlenen Atatürk'ün "At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır" dediğini hatırlatan at sahipleri, kendilerinin de hakemlerin de şerefli insanlar olduklarını söylerler. 

Olayların ardından yarışlardan sorumlu Tarım Bakanlığı ikili bahisleri kaldırır. 1950'de yarışları disipline etmek için Türkiye Jokey Kulübü (TJK) kurulur, ama bu da çare olmaz. 1953 Temmuz ayında seyirciler yine ayaklanır, bu kez jokeyleri taşlarlar. Atları üzerinde kaçan jokeylerden, şike yapmakla suçlanan Muhacir Ahmet dövülür. 

Asıl şenlikli yıl 1955'tir. 12 Temmuz'da akıllanmaya pek niyeti olmadığı anlaşılan Muhacir Ahmet tekrar ortaya çıkar. Demokrat İzmir 'Muhacir namıyla tanınan hipodrom faresi'nin şikeyi organize ettiğini yazarken, Vatan 'Muhacir ve hempaları' konusunda bakanlığı göreve çağırır. Bu yayınlar bakanlığın değil ama Veliefendi müdavimlerinin dikkatini çeker; 13 Temmuz yarışlarında idare binasını taşlayıp, Muhacir Ahmet'i bir tur daha döverler. 
24 Ağustos 1955'te bakanlık yarışları denetlemek için bir yüksek komiserler heyeti kurulmasına karar verir, şike ve dopinge ağır cezalar konur. 1939'da başlayan at yarışı bahislerine ilgi, 1959'da Spor Toto'nun başlamasıyla azalır. Uzun yıllar ilk günlerine dönemeyen at yarışları 12 Eylül'ün ardından tekrar yükselişe geçer.

Efsane değil gerçekmiş
Eyüpsultan Camii avlusunda yaşayan, yaşlı ve topal olduğu için 'arkadaşlarıyla mevsim göçlerine katılmayıp güvercinlerle ahbaplık eden' leylek, 'Eyüpsultan dilencilerinden' Mehmet Çırak'ın tecavüzüne uğramış. Cemaat tarafından veterinere götürülen leylek kurtarılamamış. Karakola teslim edilen ve savcılıkta polisin kendisini falakaya yatırdığını söyleyen dilenci, serbest bırakıldıktan sonra acıdan yürüyemediği için adliye merdivenlerinden iki görevli tarafından taşınarak indirilmiş. (22 Ağustos 1951-Vatan) 

Çıplaklar Kampı / 1
'Çıplaklar Kampı Kulübü Başkanı' Nazım İnan, İstanbul'da çıplaklar kampı kurmak için İçişleri Bakanlığı'na başvurmuş. 'Ters tepkilere hazırlıklı olduklarını' söyleyen İnan, daha faaliyete geçmeden 'birçok film yıldızı ve sosyete mensubu hanımın' telefon edip kampa katılım koşullarını sorduğunu söylemiş. "Olur olmaz kimseleri içeri almayacağız" diyen İnan, çıplaklar kampının 'dünyanın her yerinde bir ruh kliniği işlevi gördüğünü' söylese de, bakanlık talebi ahlâka aykırı bulup reddetmiş. 
(18 Ağustos 1955-Demokrat İzmir)

Çıplaklar Kampı / 2
İsveç'in Varberg kentinde kurulu çıplaklar kampı yetkilisi, bahçıvan almak için verdikleri gazete ilanına başvuran 200 kişiden 60'ının Türk olduğunu söylemiş. Yerel gazeteye ilan vermelerine rağmen hem İsveç'teki Türklerden hem de İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli illerinden başvuru gelmesine hayret eden yetkili, alacakları bahçıvanın pantolon ve uzun kollu gömlek giymesi gerekmesine rağmen Türkiye'den gelen bazı mektuplara çıplak fotoğraf eklenmesine çok şaşırmış. 
(21 Ağustos 1970 -Hürriyet)

Sucuklu tostun hikmeti
İstanbul'u çok seven ve ülkesine dönmekten vazgeçen Belçikalı Lizetta, "Burayı çok sevdim. Temiz hava, pırıl pırıl güneş ve deniz. Üstelik sucuklu tostları o kadar leziz ki" demiş. Gazetede bundan iki hafta önce de zeytinyağlı dolma hastası, 'Macar kızı' Arian'ın haberi var. Habere göre vize süresi dolduğu için gözaltına alınan Arian, "Zeytinyağlı dolma yemeden gitmem" demiş ve polisler tarafından götürüldüğü lokantada 'doya doya dolma yemesi sağlandıktan sonra' sınırdışı edilmiş. 
(8 / 21 Ağustos 1970 -Günaydın)

Bakmadan Geçme