Yarınlarımız kurumasın!

Kuraklıktan yoğun bir şekilde etkilenen Konya'da suyun paylaşımının adil olması gerektiğini belirten AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı, 'Geçtiğimiz süreçte Beyşehir Gölü'ndeki suyun paylaşımıyla alakalı bazı sıkıntılar yaşanmıştı. Tekrar böyle bir sıkıntı yaşamamak için yol haritası belirledik' dedi.

Kuraklıktan yoğun bir şekilde etkilenen Konya’da suyun paylaşımının adil olması gerektiğini belirten AK Parti Konya Milletvekili Gülay Samancı, “Geçtiğimiz süreçte Beyşehir Gölü’ndeki suyun paylaşımıyla alakalı bazı sıkıntılar yaşanmıştı. Tekrar böyle bir sıkıntı yaşamamak için yol haritası belirledik. Beyşehir Gölü’nü korumak zorundayız çünkü yaşadığımız süre içerisinde bu kanaldan besleneceğiz. Elimizdeki bu kaynak adil bir şekilde kullanılsaydı belki sıkıntılar bu noktaya kadar gelmemiş olabilirdi” dedi.

beysehir-golu-1.jpg

Önümüzdeki yıllarda suyla alakalı sıkıntıların yaşanmaması için bir yol haritası belirlediklerini kaydeden Samancı, “Beyşehir Gölü’nü mecburen korumak zorundayız çünkü yaşadığımız süre içerisinde bu kanaldan besleneceğiz. Çiftçilerimizin kuraklık dönemlerinde biraz daha tasarruflu bir şekilde hareket etmeleri gerekir. Allah muhafaza göl kurursa bu sefer o sudan hiç faydalanamayacağız. Buna göre tedbirli davranmak gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

gulay-samanci-004.jpg

‘SU SALINIMI KOT ÖLÇÜMÜNE GÖRE YAPILIYOR’

Beyşehir Gölü’nde su seviyesi belli bir kotun üzerindeyse su salınımı yapıldığını belirten Gülay Samancı, “Beyşehir Gölü’nün kotu bin 122,40’dır.  Göl bu kotun altına indiği takdirde gerçekten çok sıkıntıya giriyor ve suyun kullanımı o kota göre endeksleniyor. Gölün su yönetimini Devlet Su İşleri Müdürlüğü yürütüyor. Orada ölçümlere bakılıyor ve kot yüksekliği bin 122,40’ın üzerinde olduğu takdirde salınım yapılabiliyor. BSY kanalı vasıtasıyla hem Apa Barajı hem de Suğla Barajı’nda su ihtiyacı olduğu takdirde buralara takviye yapılabiliyor. Bu dönem kuraklık çok fazla etkiledi ve gölü besleyen kaynaklardan yeteri kadar su alınamadı. Beyşehir Gölü’nün en önemli sıkıntısı buharlaşma oranının çok yüksek olmasıdır. Gölü besleyen yeterli kaynağın olmamasına nedeniyle 2013 yılında Derebucak derivasyonu devreye girdi. Orta Toroslarda ve Anamas’da yağan karlar ve yağmurlar baraj üzerinden kanalla Beyşehir Gölü’ne geliyor ve burada yağış rejimine göre salınım değişebiliyor. Beyşehir Gölü 120 milyon metre küple 140 milyon metre küp arasında değişen oranlarda besleniyor. Göldeki kot farkı yükseldiği zaman bir sıkıntı yaşamadan göl suları farklı kaynaklara salınabiliyor. Fakat bu dönemde yağışın az olmasından dolayı Beyşehir Gölü’ne, Derebucak derivasyonundan 140 milyon metre küp su salındı. Bu su da gölde kot fazlası oluşturdu. Nihayetinde bu fazla su da ovaya sulama amaçlı olarak salınmaya başladı” şeklinde konuştu.  

beysehir-golu-2.jpg

‘BEYŞEHİR GÖLÜ KURAKLIKTAN ÇOK ETKİLENDİ’

Beyşehir Gölü’nün bu yıl kuraklıktan etkilendiği için çiftçilerin yeterli suyu alamadığını söyleyen Samancı, “Bu su kaynağımız hem Çumra’da hem Karatay’ın belli köylerinde hem de Seydişehir’in belli bir bölgesinde tarımsal sulama da kullanılıyor. Aynı zamanda Beyşehir Gölü içme suyu havzasını da besliyor. Kuraklık döneminde göle yeterli su verilemediği için Beyşehir’in kendi çiftçileri de etkilendi. Beyşehir’deki, Seydişehir’deki, Karatay’daki ve Çumra’daki çiftçilerimiz de kuraklıktan çok etkilendiler. Çiftçilerimiz, 2022’de de kuraklık olursa yine Beyşehir Gölü’nden beslenmek zorunda kalacaklar. O bakımdan elimizdeki kaynağı tasarruflu bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Çok su kullandığınız zaman bereketli ürünler alacağınız anlamına gelmiyor. Halbuki ihtiyaçtan fazla kullanıldığı zaman toprağa da zarar vermiş oluyorsunuz. Bitkinin ihtiyacı neyse o kadar su vermek gerekiyor” dedi.

beysehir-golu-3.jpg

‘KAYNAKLAR ADİL BİR ŞEKİLDE KULLANILMALI’

Beyşehir Gölü’nde suyun paylaşımıyla alakalı sıkıntıların yaşandığına dikkat çeken Samancı, “Suyun adil paylaşılmaması neticesinde çiftçiler eylem yaparak yolu kapattılar. Bazılarının provokasyonuyla bu konu siyasete malzeme yapıldı. Bunu provoke etmek kimseye bir kazanım sağlamaz. Bu kuraklıktır, Allah’tan gelen bir şeydir. O konuda yapabileceğimiz fazla bir şey yoktur ama en azından elimizdeki kaynak adil bir şekilde kullanılsaydı belki sıkıntılar bu noktaya kadar gelmemiş olabilirdi. Hiç su alamayan çiftçilerimiz varken iki kereden fazla sulama yapanların olduğunu öğrendik. Bölgedeki Sulama Birliği Kooperatifi ve Devlet Su İşleri suyun paylaşımını iyi bir şekilde organize etmiş olsalardı belki bugün bu sıkıntıları yaşamamış olabilirdik. Ama önümüzdeki dönem için tedbirler alındı. Tekrar böyle bir sıkıntıyla karşılaşırız diye en azından bir yol haritası belirledik. Beyşehir Gölü’nü mecburen korumak zorundayız çünkü yaşadığımız süre içerisinde bu kanaldan besleneceğiz. Çiftçilerimiz o kanalın su istifadesini kendilerine alacaklar ama bunun için de kuraklık dönemlerinde biraz daha tasarruflu bir şekilde hareket etmeleri gerekir. Allah muhafaza göl kurursa bu sefer o sudan hiç alamayacağız. Buna göre tedbirli davranmak gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

beysehir-golu-4.jpg

‘GÖLÜN DOĞAL YAPISI KORUNMALI’

Geçmiş yıllarda gölün doğal yapısını bozan politikalar izlendiğini aktaran Samancı, “Beyşehir Gölü’nün kendine has bir takım balıkları vardı. 80’li 90’lı yıllarda yanlış politikalar neticesinde farklı balıklar göle bırakılmış. Atılan balıkların arasında levrek de varmış. Gölün dibinde yetişen bitkilerden beslenen balık türleri, levreklere yem olunca gölde tamamen yok olmuşlar. Orası milli park olduğu için ve sit alanına girdiği için temizlik de yapamıyorsunuz. Çünkü oranın bir ekolojik dengesi de var. Özellikle 90’lı yıllarda atılan balıklardan kaynaklı sıkıntılar giderilemediği için şimdi çok fazla otlanmalar var. Bunlar çoğaldığı için gölün dibindeki balçıkları çoğaltıyorlar. Balçıklar çoğaldığı için zeminin güneşle olan bağlantısı artınca buharlaşma oranı da çok fazla oluyor. Beyşehir Gölü’nün derinliği azdır. En derin yeri yaklaşık 12 metre olarak ölçülmüştür. Derin olmadığı, sığ bir göl oluğu ve güneşle teması çok fazla olduğu için buharlaşma çok fazladır. Derebucak derivasyonundan gelen sularla birlikte kotun biraz üstündeki seviyeye ulaşılırsa ihtiyaç fazlası su Apa Barajına gider. Böyle kritik bir döngü var. Bu döngüyü aşağıya çektiğiniz zaman bu sefer gölün kurumasını hızlandırmış olursunuz. O de tehlikeli bir durumdur. Bu yüzden hem suyu adil paylaşmalı hem yarınları düşünerek su tasarrufu yapmalıyız” diye konuştu.

SEYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme