1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Yazdığı köşe yazısı ses getirdi! Erdoğan arayıp bizzat teşekkür etti
Yazdığı köşe yazısı ses getirdi! Erdoğan arayıp bizzat teşekkür etti

Yazdığı köşe yazısı ses getirdi! Erdoğan arayıp bizzat teşekkür etti

Yeni Akit Gazetesi yazarı A. İhsan Karahasanoğlu, bugünkü "Başkan Erdoğan'dan, 'teşekkür' telefonu!" adlı köşe yazısında, dünkü "Suçladıkları vakıflarımız, sağlıkçılarımızın emrinde!" isimli köşe yazısından dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan tebrik telefonu aldığını açıkladı.

A+A-

Yeni Akit Gazetesi yazarı A. İhsan Karahasanoğlu, bugünkü köşe yazısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini arayarak dünkü yazısından dolayı teşekkür ettiğini yazdı.

İşte A. İhsan Karahasanoğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından teşekkürle karşılanan o yazısı;

"Yandaş vakıflar" dediler..

"Belediyenin imkanları, vakıflara aktarılmış" dediler..

“İsraf” dediler..

“Belediyenin parasını sağa sola dağıtamazsınız” dediler..

Sanki vakıfların kasasına, nakit para konuluyormuş gibi, “350 milyon liralık desteği sonlandırdık” dediler..

“Yandaş vakıfların musluğu kesildi” dediler..

“Halkın parasını dağıtıyorlar” diye ahkam kestiler..

Belediye-vakıf işbirliğini sonlandırmak büyük bir icraatmış gibi, “Bu daha başlangıç” diyerek, rezilliklerine tüy diktiler..

Oysa vakıflar ne yapıyorlardı?

Devletin yurt konusunda eksik kaldığı noktada, yardıma koşuyorlardı..

Öğrenciye barınak sağlıyorlardı.

Aş veriyorlardı..

“Yeter ki siz okuyun.. Ülkenize hizmet etmek için çalışın.. Sizin masraflarınızı karşılamak bizim görevimiz" diyorlardı..

Sabit binaların arsalarını, belediyelerden talep ediyorlardı.

Nasıl olsa, kamu hizmetinde kullanılmak üzere tahsisi yapılıyordu..

Ne vakıf yöneticisinin, ne de vakıf yöneticisinin bir yakınının malı olması, menfaatinde kullanılması mümkün değildi..

Ne zaman, hangi hizmet için istenirse, verilecek konumdaydı..

Ve..

Öğrenciler için hizmet etmesini beğenmeyenler..

"O öğrenciler dindar.. Biz dindar öğrencilere yapılan yurtları, verilen yemekleri, kamu hizmeti statüsünde değerlendirmiyoruz" dediler..

İmam hatip lisesinde okuyan öğrenciler için açılan yurtları, gereksiz gösterdiler..

Yüksek öğrenim için açılan yurtları, "Çağdaş Eğitim Derneği’nin yurtları var. İlim Yayma Cemiyeti’ne ne gerek var ki?" bakış açısı ile kapanmaya mahkum etmek istediler..

Hele bir vicdansızlıkları vardı ki..

Sabah-akşam tövbe etseler, affedileceklerini sanmam..

Binlerce evde öğrencilere destek olan, yüzlerce yurdu ile ortaokuldan yüksekokula imkanı olmayan öğrencilere sıcak bir ev ortamı sağlayan vakıflarımızdan birisini..

Taşradaki bir evdeki, lokal bir yanlıştan dolayı..

24 saat olumsuz nitelendirmelerle suçladılar..

CHP’nin birçok ilde belediye başkanlığını ele geçirmesi ile eski imkanları kısıtlanan o vakıflarımız, şimdi ne yapıyorlar, biliyor musunuz?

Benim, senin.. Bizim, sizin..

Hepimizin..

Sıhhatimiz için geceli gündüzlü ölümüne fedakarlıklarla hizmet gören sağlık çalışanlarına, öğrenci yurtlarının kapılarını açtılar..

"Evinize gidemiyorsanız. Kendinizi riskli bulup, temiz bir ortamda, tek başınıza kalarak, bu zor günleri atlatmayı düşünüyorsanız, yurtlarımızın kapıları, sizler için açılmıştır" dediler..

Sağlık çalışanlarına, doktorundan hemşiresine, yurtları tahsis ettiler..

Yıllar önce yurdunda kaldığım İlim Yayma Cemiyeti, ilk adımı attı..

Sadece bir görüşteki öğrenciye hizmet eden dernek gibi gösterilen İlim Yayma Cemiyeti, toplumumuzun bu zor gününde, acilen kararını aldı ve açıkladı:

"Edirne’den Kars’a, Giresun’dan Hatay’a, ülkemizin dört bir yanında, yurtlarımızla devletimizin, milletimizin hizmetindeyiz. Öğrenci yurtlarımızı sağlık çalışanlarına tahsis ediyoruz."

Azıcık utanmış olabilir mi, İlim Yayma Cemiyeti’ni, illegal bir dernek gibi göstermeye çalışan ahlaksızlar?

Küçücük bir pişmanlık duymuşlar mıdır acaba, bu derneğin hayırsever yöneticileri hakkında, sanki nemalanıyorlarmış gibi algı çalışması yaparak, bu milletin "hayır" damarını kesmek isteyenler?

Alın bir başka vakfımız..

Ensar Vakfı..

Onlar da hemen toplanıp, "Biz buradayız. Biz milletimizin hizmetindeyiz" demişler..

İstanbul, Konya ve Rize’de bulunan 5 öğrenci yurdunu, hiçbir karşılık beklemeksizin, sağlık çalışanlarının hizmetine sunduklarını açıklamışlar:

"Sağlık çalışanlarının, muhtemel enfeksiyon riskine karşı aile bireylerinin etkilenmemesi için, evlerinde izole bir odada olmaları veya geçici olarak evlerinden başka bir yerde kalmaları gerekmektedir. Bu ihtiyaca cevap vermek için Rize, Konya Meram, Kağıthane ve Beylikdüzü kız ile erkek öğrenci yurtları olmak üzere 5 yurtta sağlık çalışanlarını misafir edeceğiz."

Birileri, "Maskeleri yok.. Sınırlı ekipmanla hizmet veriyorlar" kara propagandası ile hareket ederken..

Bakın..

Özellikle CHP’li belediyelerin iş başına geldiği andan itibaren sürekli kötülenen, suçlanan vakıflarımız, nasıl ellerini taşın altına koyuyorlar..

Anında refleks geliştirip, "Şu eksik, bu eksik" açıklamaları ile insanları karamsarlığa itmek yerine..

"Bizim üzerimize ne görev düşüyorsa, biz onu yaparız. Yurtlarımızı tahsis ediyoruz. Sağlık çalışanlarımızı birazcık rahat ettirebilirsek, ne mutlu bize" diyerek, normal dönemde yaptıkları hizmetlere, şimdi bir altın madalya daha ekleyerek devam ediyorlar..

Sadece sağlık çalışanlarına yurtların tahsisi ile sınırlı değil, vakfılarımızın milletimize desteği..

Bir somut örnek daha vereyim..

Aziz Mahmud Hüdai Vakfı çalışanları, İstanbul’da Vefa Gönüllüleri oluşumuna katılıp, yaşlı insanlarımıza yiyecek dağıtımına katkı sunmak için, seferber olmuşlar..

Kim ne yapmak isterse istesin..

Ne suçlama yöneltirse yöneltsin..

"Biz burdayız. Biz hizmetteyiz" demişler..

Yanarım yanarım da..

Vakıf kültüründen habersiz CHP’lilerin hayır amaçlı kurumlarımıza yaptıkları haksız suçlamalara değil de..

Dindar geçinen bizim mahalledeki kardeşlerimizin, sırf AK Parti karşıtlıklarını göstermek için, bu solcuların oyununa gelerek, vakıf kültürümüzü öldürecek suçlamalara alet olmalarına yanarım..

Onlar da çok iyi biliyorlar ki, İlim Yayma Cemiyeti de.. Ensar Vakfı da.. Aziz Mahmud Hüdai Vakfı da..

Devlet işini görürken ayrı, kendi özel işini görürken ayrı mum yakan Hz. Ömer samimiyeti ile hizmetlerini yürütürler..

Onlar da, solaklar da bu gerçeği çok iyi biliyorlar da..

Ne yaparsınız işte..

Günlük politikalar.. Kısır tartışmalar.. 

"Ben değil de, niye sen seçildin" tartışmaları..

Bizleri hayır amaçlı kurumlarımızı bile hedef tahtasına koyduracak nifaklara düşürdü..

Bu dakikadan sonra bari..

Solaklar olmasa da.. Bizim mahalledekiler..

Durup, bir düşünürler; "Biz ne yaptık" diye..

HABERE YORUM KAT