Dirilerin gözünü ölüler açar. Mevlâna
Zaman zaman babamın kabrini ziyaret için Üçler mezarlığına giderim. Mevlâna Türbesini görmemle beraber içimde bu dünyaya dahil bir şeyler erimeye başlar. Ölümün soğuk ama insanı kendine çağıran rüzgârı içimde esmeye başlar. Etraftaki insanlar, yoldan geçen arabalar ve raylarda görünüveren tramvay, bu içimde uyanan rüzgâra muhalefet etseler de ben kabristana girerek onlardan kurtulurum. İçeride susan bir dünya vardır; kuş seslerinden, böcek kanatlarından ve sessizliğin fısıltısından başka hiçbir şey duyulmaz. Bir de yakınlarını ziyarete gelenlerin dudaklarından dökülen sessiz dualar. Onların ölülerine gösterdikleri vefa sevindirir beni içten içe. Ancak ben de dahil, mezarlıktan çıktıktan sonra dışardaki hayat yine çekiverir insanları kendi gündemine.
Yürüyüşler, konuşmalar, kıyafetler tam bir dünyalık fotoğraflarla dolar gözlerime. Epigrafta yazılı olan söz gelir aklıma ve çağın insanları olarak ölüm bizim gözümüzü niye açmaz, niye biraz önce mezar taşları arasında duyduğumuz duyguların üstü örtülüverir dışarı çıkar çıkmaz? Neyi kaybettik? Nasıl bir hayat yaşıyoruz? Orada duran mezarlığın çevresinde ölümsüzlüğe kapılmış insanlar nasıl olabiliyor? diye hayıflanırım.
Hiçbir sorunun cevabı yok bende zira öyle çok bilgi var ki beynimde hangileri doğru hangileri yanlış karar veremiyorum. Gogıla sorayım, yapay zekaya bir bakayım diyorum, aklıma onları gündemimize sokanların dünya anlayışları geliyor, vazgeçiyorum. Derken etraftaki camilerden ezan sesleri geliyor. Ancak trafik akmaya, dükkanlar çalışmaya, insanlar oradan oraya yürümeye devam ediyor. Davete uyan da uymayan da bir gün o kabristandaki yerini alacak diyorum şehrin kalabalığında bir gölge oluyorum.
Ölüm gelir / Koca bir hayatı siler / Bir avuç toprak olur insan / O toprak yeşerir / Çiçeklenir her nisan
Ölüm gelir / Alır gözlerden rüyayı / Gönülden hülyayı / Dünya unutur öleni / Ölen unutur dünyayı
Ölüm gelir / Düşer bir tohum gibi / Toprağın bağrına / Yük olmaz günün çilesi / Kötülükler gitmez ağrına
Ölüm gelir / Mekânı mezar eder / Geride kalır evi barkı / Karışır gider beden / Kalmaz bin yıllık ölüden farkı