Hasan Ukdem

Kalbin idrakine çağrı

Hasan Ukdem

And olsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler, kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. (Araf 179)

İnsanda bir merkez, bir et parçası var ki eğer o iflas ederse, bozulursa bütün vücut bozulur, o da kalptir. (Hadis-i Şerif)

Yukarıdaki ayette kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar cümlesine dikkatli bakmanızı ve düşünmenizi çok isterim. Kavramayı, akletmeyi beyinden değil de kalp üzerinden veriyor burada Rabbimiz. Bu meali okuduğumda bugün neyi kaybettiğimiz hakkında bir çıkarımda bulunabildim. Çağın insanları olarak bir süredir kalplerimizi devreden çıkarıp, sadece beynimizle akletmeye başladık. Gördüğümüze inanıyor, olan her şeyde reel düşünmeye özen gösteriyoruz. Oysa hayatta her zaman iki kere iki dört etmeyebilir.

Duygularımızı devre dışı bırakırsak, dünyanın estetiğini kaçırırız. Açan çiçeğin, gelen baharın, uçan kelebeğin farkına varamayız. Bunları ıskaladığımız zaman da kalbimiz huzursuz olmaya başlar ve rahatlıkla çağın hastalığı olarak nitelendirebileceğimiz stres bizimle beraber yaşamaya başlar. Maddeleşen dünya ağırlaşır ve hayatımıza abanmaya meyleder. Aslında bugün yaşadığımız buhranın sebebi buradan kaynaklanmaktadır.

Hayatı idame ettirmeyi, inanmayı, sevgiyi rasyonel düşüncenin idaresine verdiğimiz zaman aklımız bunun içinden çıkamaz ve kriz doğar. Oysa dünya güzel bir yerdir ve hayat tatlıdır. Bu tadı sadece matematikle alamayız. Görüneni doğurduğu hissi bütün hücrelerimizde hissetmeden gaibin içinde sırlanmış hakikati kaçırırız. İnsan kendini tanıdığı zaman eserden müellife ulaşacaktır. Ve kâinatta olan her şeyin kendisiyle bir bağı olduğunu, bu bağları koparmadan yaşaması gerektiğini anlayıncaya kadar bu buhrandan, bu krizden, bu stresten kurtulamayacağını bilmelidir.

Cins dergisinde Habip Türker’in şu satırlarını okuyup bu konuda bir daha düşünelim: İnsan kalbine hiçbir şey öğretemez. Zira kalbi insana bir şey öğretir. Nasıl ki gözümüze bir şey gösteremeyiz, kulağımıza bir şey işittiremeyiz, aksine gözümüz bize gösterir, kulağımız bize işittirirse, insanın yegâne metafizik-ahlak-irfan yetisi olan kalp, bize hakkı Hakkı öğretir; bize bizi, yani insanı öğretir. Dahası anlam ve duygu olarak sanatı öğretir. Kalbini öldüren ne Hakkı ne halkı öğrenir. Kalbin ölümü tıpkı gözün, kulağın ölümü gibi safha safhadır. Gözünün keskinliği kadar görür, kalbinin arınmışlığı kadar anlar ve bilirsin.

Kalbimize dönmediğimiz sürece hem bireysel huzuru hem de dünyayı kasıp kavuran kaosu önleyemeyiz; bunu aklımızla anlayıp, kalbimizle idrak edelim artık.

Sevgiyle kalın.

Yazarın Diğer Yazıları