Hasan Ukdem

Önce adalet

Hasan Ukdem

Birkaç yüzyıldır modernleşme sızılarıyla yaşayan bir millet olarak şunu net bir şekilde gördük ki modernizmin kaynağı olduğunu düşündüğümüz Batı’nın normlarıyla hiçbir yere varamıyoruz, varamayacağız… Çünkü, son yaşananlarla aslında bu cihetin normlarının olduğu bile tartışılır. Ne adaletleri var cihanşümul ne tutarlı bir ahlakları ne de insana, doğaya ve cümle mahlukata karşı duydukları bir merhametleri. Oysa adaletin olmadığı bir dünyada huzurun tesisi mümkün değildir.

Son İran savaşında gördük ki dünyaya medeniyet ihraç etme iddiasında bulunanlarda ne adaletin ne de ahlakın a’sı var. İçki, kumar, uyuşturucu, fuhuş, hatta pedofili ve cümle ahlaksızlık dünya literatüründe yeni çığırlar açmakta olan “adamlar” tarafından yönetilen, yönlendirilen bir yozlaşmanın temsilcileriyle karşı karşıya dünyamız. Bir dediği bir dediğini tutmayan başkanlarıyla, adaleti kendi çıkarları olarak gören “devletleri”iyle Batı’nın kendine hayrı yok-muş işte.

Bu yazının amacı karşı tarafın kirli çamaşırlarını ortaya dökmek değil; bizler bunların karşısında nasıl duracağız? Sorusuna cevap aramaktır. Bizler, yani iyiliği, merhameti ve de adaleti isteyen, bunu dünyaya hâkim kılmayı görev edinenler; öncelikle kendi içimizden başlayarak adaleti ayağa kaldırmalıyız. Bu da asla Batı normlarıyla olmayacak. Zira bunu yaşadığımız birkaç yüzyılda gördük, öğrendik. Adalet başta olmak üzere insani değerleri hızla hayatın eksenine oturtmak gerekiyor. Adaletin birinci şartı ise elbette ahlaktır. Ahlak ki toplumun bütün katmanlarına işleyecek bir ivmenin tazyikiyle bizden neşet etmelidir. Göze göz, dişe diş, kısasa kısas. Bu elbette bir günde olmaz. Belki geç kalmış gibi bir durumun içindeyiz ki zararın neresinden dönersek kardır. Bir an evvel yönümüzü kendimizin belirleyeceği bu yolculuğa başlamalıyız. Bazı yönleriyle başladık da denebilir, ancak yön tayin etmede kafamızın karışık olduğu görünüyor.

Silahlanacağız, savunmamızı güçlendireceğiz, bu konuda sanayimizi geliştireceğiz; buralarda bir sıkıntımız yok. Yalnız her hareketimizi, her adımımızı adalet, ahlak ve merhamet kavramları içerisinde gerçekleştirmeyi unutmamalıyız. Bu kavramları sahiplenmek şöyle dursun, bu kavramlara savaş açmış bir kafayla dünya bugünkü konumuna geldi. O yüzden artık kavga değil, kardeşlik, ayrılık değil birlikte olma vaktidir. Dünya görüşü ne olursa olsun bu milletin her biri bunu bu memlekete borçludur.
Gelecek yazılarımızda bu konularda devam edeceğiz.

Sevgiyle kalın.

Yazarın Diğer Yazıları