Yitirdiği şiirselliği dünyaya geri veremezsiniz.
Dünyanın şiirselliğini bütünce kaybetmediğini, hala dünyada, insanda ve hayatta şiirselliğin devam ettiğini hissediyorum. Bu yüzden epigrafta yer verdiğimiz Ranciere’nin bu sözüne tümüyle katılmamakla birlikte günümüz dünyasında şiirselliğin çok şey kaybettiğini de görebiliyorum. Maddeye dayalı, hazza yatkın ve göstermelik bir hayatın yaşandığı malumumuz. Aşırı lüks, israf ve orantısız eşleşmeler günlük hayatın ritmini bozmakla kalmıyor, ruhundaki şiiriyeti de yok ediyor. Zenginler, zenginliklerini dünyanın gözüne soka soka yaşarken, buna gücü yetmeyenler de onlar gibi yaşamak için maddi manevi değerlerinden taviz vermekle bu ritmin bozulmasına destek veriyorlar.
Aşırı lüks, israf ve orantısız eşleşmelerden bahsettik; bunu biraz açalım, ilk ikisi tanım olarak oldukça açık dururken orantısız eşleşme cümlesi açıklanmaya muhtaç görünüyor. Bu cümleyi özellikle yaşlı insanlarla genç insanların evlilik yapmalarında ya da birlikte olmalarında görülen artıştan dolayı kuruyorum. Kızı yaşında, hatta torunu yaşında kızlarla bu tip ilişki kuran yaşlı zenginler günümüzün olağan manzaraları gibi görülmeye başlandı. Bunun tersi de yaşlı zengin kadınların genç delikanlılarla kurdukları ilişkilerde de görünebiliyor. Hayattan duyguları kaldırırsanız, yerine hazlar geçer. İşte bu yaşlılar gençlerin gençliğine teveccüh gösterirken, gençler de yaşlıların parasına, malına, mülküne kanıyorlar. Olay burada bitse sıkıntı yok, biri diğerine yetmeyince bu sefer dışarıya taşan üçüncü şahıs ilişkileri ortaya çıkıyor ve toplum düzeni ahlak erozyonundan aşınmaya, bozulmaya, yozlaşmaya başlıyor. Aşkın yerini menfaat alınca şiiriyetten söz etmek oldukça zorlaşır.
Oysa dünyaya şiiriyetini veren en önemli etken onun doğallığıdır. Burada zafiyet gösterilince şiiriyet kaybı ortaya çıkıyor. Şiir her ne kadar nesneleri teşbih konusu yapsa da asıl gücünü maneviyattan alır. Şiirin özü haz değil duygudur. İnsanın kendisine reva gördüğü en büyük zulüm hem kendinin hem de dünyanın naturasını bozmasıdır. Naturayı korumak için de dengeyi gözden kaçırmamak gerekiyor. Bu aile düzeninden toplum ahlakına kadar her noktada kırılmalar meydana getiriyor ve tedavi edilmeyince de kangren oluyor. Ve milletin organları zarar görüyor, eksiliyor ve protez bir hayata mahkûm oluyor.
Dünyayı şiir kurtaracak diyecek kadar iddialı değilim, ancak kurtuluş için o kaybedilen şiiriyetin şart olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Sevgiyle kalın.