Ömer Tokgöz

Gödene Yaylasında endemik zenginlikler

Ömer Tokgöz

Endemik varlıklar üzerinde yoğunlaşmaya hassaten pandemi döneminde yoğunlaştım. 2022 yılı sonlarında Beyşehir yolundaki Kent ormanında yaptığım incelemeler sonucu endemik ve aromatik bitkiler üzerine araştırmalar yaptım. Bu evrede Meram ilçesine bağlı Gödene mahallesindeki/yaylasındaki yeşil alanlar, doğal ve pastoral çevrede de saha çalışmaları yaptım. Gödene Toki’de yaşayan bir Toki Türkü olarak 1365 m rakımdaki Gödene yaylasında altı yıldır bitkileri ve böcekleri makro karakterli fotoğrafladım.

Endemik vatan kavramını 2022 yılında ilk kez bendeniz sosyal medya yazımda kullandım. Bu konuda epeyce saha çalışması ve araştırmalar yaptım. Elde ettiğim bilgileri 2023 yılında 15 ayrı yazı ve 1.200 adet makro çekim ve yakın çekim fotoğraf albümü olarak yayınladım. Meram ve Gödene bölgesinde 200'e yakın endemik bitki, çiçek, böcek tespit ettim. Yayınlar dışında yüzlerce makro fotoğraf ve onlarca videolar çektim. Endemik demek kelime anlamı olarak o yöreye özgü, milli ve yerel tabiat dokusu demektir. Bunların kimisi tıbbi ve aromatik özellikte kimisi doğal ve sıradan bitki örtüsü kimisi de kimsenin farkında olmadığı bir canlılık alanıdır. Türkiye endemik bitkiler yönünden Avrupa'da üçüncü sırada olup 8-10 bin arası endemik bitki ve 3 bin civarında ise Anadolu'ya özgü tür barındırıyor.

Konya bölgesi Türkiye'de üçüncü yoğunlukta endemik bir coğrafya alanı içeriyor. Meram ilçesinde Gödene köyü içinde yaptığım çekimler ise ayrı bir zenginlik alanı, Konya'ya 20 km uzakta ve benimde bir Toki Türkü olarak yaşadığım ve Gedavet rüzgarlarını içeren temiz havasını soluduğum mıntıka da bu çekimleri yaptım. Bitki ve böceklerin dünyasına daldım, gözlerimi yere ve ayaklarımın bastığı toprağa çevirdiğimde onlarca bitki, onlarca muhteşem koku ve onlarca harika çiçek, yaprak motifleri ile karşı karşıya geldim. Şimdi nereye baksam, nereye gitsem bir endemik bitki dikkatimi çekiyor. Pandemi karantinasında başlayan bu yolculuk Beyşehir kent ormanında çıkış ve Gödene Mahallesi'nde ise zirve yaptı. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/endemik-vatan-turkiye/14049/

Gödene bölgesiyle tanışmam 2008'de noter kurası ile gelişen hak sahipliği ile başladı. 2009 yılından itibaren fiilen yerleşmem ile oldu. TOKİ Türklerinden biri olarak 46 yaşında ilk defa burada güneşin doğuşunu baştan sona seyretme imkânı buldum. Geçen sürede Konya’da en güzel şafak Gödene’den izlenir mottosu ile Konya ovasına nazır onlarca şafak manzarası ve videosu paylaştım. Bu sürede şafak manzarası ile beraber karlı, sisli ve puslu havaları, mehtap ve dolunayın güzelliğini, gökkuşağı manzaralarını ve baharın uyanışını da gözlemledim. Gödene yaylasında yaşanan dört mevsimin güzelliğini kamuoyuna yansıttım. (https://www.yenihaberden.com/konyanin-bir-yaninda-kar-bir-yaninda-bahar-var/1802629/

Meram Gödene yaylası bu açıdan şanslı bir coğrafya ve topoğrafyaya sahip. İkamet ettiğim Gödene Toki blokları Konya'dan Gödene tepesinin üst kısımlarında 400 metre daha fazla yüksekliğe sahip. Gödene mahallesinin kadim köy yerleşim alanı ile Gödene tepesinin eteklerindeki eğimli arazi ve vadi yükseltileri dört mevsim sürekli esen bir rüzgâr ortamına yol açıyor. Gödene tepesi konum olarak Akören tarafındaki Toros sıra dağları ile Loras dağı ve ovadan gelen hava sirkülasyonu ile rüzgâr klimatolojisi açısından etkileşime giriyor. Bu da temiz ve oksijeni bol bir hava atmosferi sağlıyor. Yağmur yağışı ve kar yağışı Konya’ya göre farklı ve daha fazla gerçekleşiyor. Hava sıcaklığı Konya merkeze göre en az üç dört derece ayaz ve eksilerde gerçekleşiyor. Yaz günlerinde ise merkez sıcaktan daralırken Gödene mahallesi yine üç dört derece serin oluyor. Dört mevsim sürekli rüzgâr esintisi olduğu gibi zaman zaman rüzgâr fırtınası görülüyor. Özellikle 1.etapda fırtınadan dolayı pak cidding kaplı dış cephe kaplamaları sürekli yırtılıyor ve zarar gördüğü için yenileniyor. 

Gödene Yaylasında endemik zenginlikler

Birkaç km. ötede Hatıp mahallesinde yağmayan yağmur ve kar Gödene mahallesine ve Gödene Tokilere yağıyor. Çayırbağı ve Karadiğin havalisinden gelen dereler ve Loras dağına komşu olması hava sirkülasyonu açısından ılıman bir hava oluşturuyor. Bu ılıman iklim yapısı birkaç yıldır mevsim normallerin üzerinde sıcak geçen ki kış havası ile birleşiyor. Bu ılıman havanın sonucunda üç dört yıldır bahar mevsimi normale göre bir ay erken başlıyor. Ayaz havalara rağmen önce baharı müjdeleyen beyaz çiğdem çiçekleri boy vermişti. Şimdi ise badem ağaçları çiçek açtı. İnşallah önümüzdeki günlerde don yapmaz ve meyveye durmuş olurlar. (https://www.yenihaberden.com/konyadaki-bu-yayla-gunesi-selamliyor-gorenleri-hayran-birakiyor/1844384/

Gödene bölgesi bu klimatolojik yapı ve organik toprak yapısı ve kaynak sularının zenginliği ile birlikte zengin bir flora fauna yapısına sahiptir. Flora kavramı Latince bir kökene sahip, yaşam kendi doğası içinde mükemmel bir uyum ile var olur. Her coğrafi bölge, yapısal özellikleri, iklimi, kaynakları, bitki örtüsü, ağaç familyası, börtü-böcek ya da hayvan türleri ile bir diğerinden ayrılır. “Flora” ve “Fauna” terimleri genellikle bir coğrafi bölgenin bitki türleri ve vahşi yaşamını tanımlamak için kullanılan kolektif terimlerdir. Her ikisi de bir bölgeye veya bir zaman dilimine özgü bitki veya yaban hayatı gruplarına atıfta bulunur. Örneğin, ılık bir bölgenin flora ve faunası; iklim özelliği ile uyumlu tropikal bitki örtüsü (Flora) ve egzotik hayvan türlerinden (Fauna) oluşmaktadır. Flora Nedir? Flora, çiçekle ilgili anlamına gelen çiçek kelimesinin köküdür ve latince kökenli bir kelimedir. Çiçek tanrıçası Flora’dan adını almıştır. Terim bir grup bitkiyi ya da bakterileri ifade eder. Henüz bu konuda bir kavram ve kelime geliştiril(e)memiş olması da ayrı bir parantez ve ciddi bir eksikliğimiz. (https://www.tekbasinadaolur.com/fauna-ve-flora-nedir/?fbclid=

Tabi bu endemik ve doğal güzellikler elinizin altında hazır durmuyor. Fotoğraflama çalışmaları esnasında kimi kez diz çöktüm, kimisinde bir yüksekliğe tırmandım. Kimisinde eğimli arazide kayıp düşmemek için spor ayakkabısı giydim. Yeri geldi üstümüz başımız ve ayakkabılarımız toz toprak oldu.Ama çekimler yaptıktan sonra bu zahmete değdiğini gördüm. Sonra bir garip Orhan Veli modundaki bendenize selam veren ve amca kolay gelsin diyen 7-8-10 yaşlarındaki çocuklarla muhabbet yapmak çok iyi geldi. Yerde kelebek çekmeye uğraşırken bir şey mi? Düşürdün amca diyenlerde oldu. Fotoğraf çekiyorum deyince tamam deyip yürüyenlerde oldu. Biraz daha yaşı benden büyük bir ihtiyar delikanlının badem ağacındaki çiçekleri çekmek için kadraj açısını ayarlarken şöyle bir göz atıp ve hayrola deyip yürüyüp gitmesi de manidar anılardandı. Doğal fotoğraflar peşinde koştuğum gibi tarihi çeşme, türbe, cami, mezar taşı çekerken de her tür pozisyon alıp uğraştığımızda ve garip karşılandığımızda tecrübeyle sabittir. 

Gödene Yaylasında endemik zenginlikler

Eskiler kem alet ile sanat icra edilmez demişler. Hakikaten üç yıldır kullandığım dört kameralı, 108 mgpiksel telefonun net görüntüler ve makro çekimler için çok elverişli olduğunu gördüm. Şimdilerde Leica marka lensli bir cep telefonu ile Gödene’den tam 20-25 km. uzaktaki Takkeli dağın veya Loras dağının tepesindeki karları net biçimde çekebiliyorum. Ya da binlerce kilometre uzaktaki ayın dolunay halini tripod kullanmadan çekebiliyorum. Ya da yerdeki 1-2 mm’lik sümbül çiçeğine odaklanabiliyorum. Yeri geldi çekim kalitesi için yerde uzanmak ve diz çökmek bile gerekiyor. 

Kameranızın iyi olması gerekli ama yeterli değildir. Nitelikli ve düzgün çekim için yerdeki mini mini bitkilere, çiçek ve böceklere 5 cm yakınına kadar konumlanmanız gerekiyor. Ayrıca rüzgâr açısı, ışık açısı ve varsa arı ve kelebek gibi canlıların hareketliliğini de gözetmeniz gerekiyor. Pozisyon sürekli değiştiği için saniyelerle hatta mili saniyeler aralığında hızlı ve seri çekim yapmanız da şart. Çünkü çektiğiniz objenin konumu değişken ve kayboluyor. Onlarca kare içinden belki bir iki tanesi çok başarılı ve normal çekim olarak elinizde kalıyor. Zamanla bu süreçlerin hepsine dair deneyimli çekim yapan biri oldum. Hatta şimdi Konya'nın neresinde toprağa ayağımı bassam hangi endemik bitki var diye bakıyorum. Gözlerim ve ayaklarım tasavvufi bir tekâmül yöntemi olan “nazar der kadem” esasına göre çalışmaya başladı. Bazen endemik bitkiler ve böcekler artık bana özel poz veriyor veya el edip çağırıyor hissine de kapılmaya başladım. 

Gödene Yaylasında endemik zenginlikler

Endemik bitkiler aynı zamanda etrafa hoş rayiha ve koku yayan bitkilerdir. Bahar kokusu denilen, çayır çimen türüm türüm kokuyor denilen koku buradan besleniyor. Gödene yaylasında sert ve yumuşak şekilde efil efil esen rüzgarlarla her yere dağılan envai çeşit kokuların harikuladeliği insana bambaşka bir keyif veriyor. Bu eşsiz ve harika aromatik kokuları hissetmek de ayrı bir farkındalık gerektiriyor. Bazı çiçek kokuları benim içinde yeni ve tarifsiz bir his zenginleşmesi oluşturdu. Bu kokuları yakalamak ise ancak yerinde ve zamanında orada olmakla mümkündür. 

Harikulade kokusu olan çiçek fotoğraflarını paylaşınca bazen arkadaşlarım kokusunu da gönder diye espri yaparlar. Kokuları elektronik olarak iletecek bir teknoloji için çalışmalar olsa da henüz elektronik gönderim için sistemli bir başarı bulunmuyor. Unutmadan bölgede yaptığım yeşil bitki dokusu ile birlikte ortalıkta birden görünmeye başlayan bal arıları, böcekler, karıncalar ve mikro organizmaları da gözlemliyorum. Serçe, ibibik kuşu, sığırcık, karga gibi kuşları ve yöredeki ağaçlar üzerinde seyrek te olsa ötüşen bülbül kuşlarını da gözlemlediğimi belirteyim. Bülbül sesi ve ötüşü aşina olan biri için kulağa çok hoş geliyor. Bülbül serçeden biraz daha küçük ve renkli bir gövdeye sahip. Bülbül öterken cep telefonum yanımda değildi. Fotoğraf ve ses kaydı yapamadım ama kendi belleğime kayıt yaptım. (https://www.yenihaberden.com/yazi/omer-tokgoz/endemik-vatan-aromatik-vatandir/14366/

Konya Meram ilçesi Gödene yaylasında yani Meram Toki'de 60 bin m² alanda dağ, tepe ve çayır çimenlik alanda bahar mevsimi bu senede bir ay önce geldi. Önce altı şubat günü çiğdemler boy verdi ve arkasından 16 Şubat Pazar günü bademler çiçek açmaya başladı. Düşen cemrelerin etkisi ve yağan yağmurlar altında her yer yeşillenmeye başladı. Sıcak ve ılıman giden havaların etkisiyle badem ve kayısı ağaçlarının bir kısmı çiçek açtı. Diğerleri de tüm hızıyla tomurcuklanmaya devam ediyor. Endemik vatan ve aromatik vatan kendini her yerde gösteriyor. (https://www.yenihaberden.com/konya-da-soguga-meydan-okuyan-guzellik-baharin-ilk-mujdecisi/1847940/

Konu badem çiçeklerine gelmişken Sait Faik’in öykülerinden birinin hemen başındaki “Büyük, sarı ela gözleri, aslında beyaz olduğu halde yer yer morarmış bir derinin içinden, baharda badem ağacı güzelliğiyle bakıyordu” betimlemesi dikkat çeker. Albert Camus’un “Ben Cezayir’de otururken, kış konusunda hep sabırlı davranırdım, çünkü, bilirdim ki, bir gecede, soğuk ve temiz bir şubat gecesinde, Consuls Vadisi’nin badem ağaçları ak çiçeklerle kaplanacaktı” sözcüklerine yansıyan umut bambaşkadır. Orhan Veli’nin de bu bağlamda “derdim başka” şiirini not edelim. (https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/vecdi-sevig/badem-cicekleri/2762

“Sanma ki derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse?
Bademler çiçek açtıysa?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden?
Ben ki her nisan bir yaş daha genç,
Her bahar biraz daha aşığım;
Korkar mıyım?
Ah, dostum, derdim başka.”

Endemik vatan demişken ülkemiz bu açıdan geniş bir bitki ve doğa örtüsü zenginliğine sahiptir. Ancak bazı endemik türler Türkiye'nin her yerinde yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliyor. Peki “endemik vatan Türkiye” konusunda ne kadar duyarlıyız dersiniz? Bu endemik vatan kimindir? Ünlü vatansever öğretmen ve şair Orhan Şaik Gökyay “bu vatan kimin” şiirinde sorunun cevabını vatanın kara bağrında dimdik duranlarındır diye cevabıyla bilinir. Bu bağlamda endemik varlıkların ekolojik habitatlarının bozulmadan muhafaza edilmesi gerekiyor. Korunması gereken bitkiler için en büyük tehdit faktörlerinden birisi de şehirleşme ve yerleşim baskısıdır.  Gödene yaylasında görülen doğal ve endemik alanların kıymetinin hem köy halkı hem yeni yerleşimciler tarafından farkında olunması gerekir. Yerleşime açma çalışmaları ile doğal dokunun korunması arasında denge gözetilmelidir.   

Gödene Yaylasında endemik zenginlikler

Bahar mevsimini tetikleyen cemreler havaya, suya ve toprağa düşerken keşke birazda gönüllerimize umut ve sıcaklık olarak düşsün. Her bahar doğa ile beraber birey olarak insanoğlu ve toplum olarak uyanışa geçse insanlar arası ilişkiler daha iyi olmaz mı? Kupkuru dallardan çiçek tarlasına dönen ağaçları görüp hayata ümitle bağlanmak ve değişime ve dönüşüme niyet etsek ve bir adım ileriye gitsek daha iyi olmaz mı? Her bahar doğada gerçekleşen o coşkuya biz de iştirak edemez miyiz? Dolayısıyla bahar mevsimini sadece uzaktan gördüğümüz çiçek açan ağaçlara bakmakla veya internet üzerindeki haber görsellerine bakmakla karşılamamalıyız. 

2026 yılı baharında vakit geçirmeden doğanın, tabiatın ve ağacın yanına doğrudan gitmeyi unutmayın. Mart ayından nisan ayı sonuna kadar kademeli olarak açmaya başlayan badem, kayısı, erik, leylak, erguvan ve akasya ağaçlarının mis gibi kokularını ağaçların bizzat yanında ve yerinde deneyimleyiniz. Hele de haziran ayı ortalarında açmaya başlayan iğde ağacı çiçekleri ile ıhlamur ağacı çiçeklerinin enfes kokusunu ve manzarasını sakın kaçırmayın. İğde ağacını ve Ihlamur ağacını nereden bulalım diyebilirsiniz? 

Eskiden müstakil bahçeli mahallelerde mutlaka bu ağaçlar bulunurdu. Apartmanlaşma ve kentsel dönüşüm hem evleri hem bu ağaç dokusunu maalesef ortadan kaldırdı. Steril bloklarda güya yeşil alan niyetine çimen ve çam ile günü kurtarsak da kokulu olan leylak, iğde ve ıhlamura yer vermeden yeterince doğallık yakalanamayacaktır. Ancak yine de bazı güzellikler korunmaya devam ediyor. Konya Akören yolu üzerindeki Kozağaç kavşağına 2-3 km mesafedeki meram belediyesine ait Alparslan Türkeş parkına bir gezi yapmanız yeter. Parkta 70 adet ıhlamur ağacı bulunuyor. İğde ağaçları kümülatif olarak Kozağaç/Hatıp-Gödene Toki üzerinde ve Meram Eski yol son durakta iğde ağaçları bulunmaktadır. Son söz: Bahar esintileri ile ramazan ayının manevi esintileri harman olsun ve toplumsal bir iyileşmeye vesile olsun inşallah.

Yazarın Diğer Yazıları