Konyalım türküsü üzerine sosyal medyada ikide bir paylaşılan ve hiçbir bilimsel dayanağı, derleme özelliği olmayan bir niteleme paylaşılıp durmaktadır. Doğrusunu ortaya koymak herkesten önce biz Konyalı musikişinas insanların bir görevidir. Amacım sosyal medyada Konyalım türküsü ile hiçbir dayanağı olmayan post-truth sanal iddialar ve uydurma hikayelere bir son vermektir. Konyalım türküsü kaynaksız ve dayanaksız bir sosyal medya uydurması olarak Girit ile ilişkilendirilmektedir. Bu anlamda Girit adası ile Konya herhangi bağıntısı olmadığını detaylı bir şekilde araştırdım. Girit folkloru ve türküleri içinde Konya ve Konyalım türküsü ile alakalı hiçbir bilgiye rastlamadım. Taradığım ve incelediğim akademik çalışmalarda Girit tarihi üzerine yazılan kitaplarda ve Girit muhacirlerine ait mübadele hatıratları içinde de herhangi bir bilgiye rastlamadım. Bu sefer Konyalım türküsünü köşe yazısı olarak ele alıp sosyal medyada dolaştırılıp duran paylaşımlara da bir set çekmek istiyorum. (https://www.yenihaberden.com/konyalim-yuru-icin-sosyal-medya-uydurmasi-giritte-ne-konya-var-ne-de-konyali-1837404h.htm)
Konyalım türküsünün tarihsel kökeni ve Konya türküsü özelliklerine geçmeden Konya musiki kültürü ve Konya Barana türküleri hakkında geniş bir parantez açmak istiyorum. Konya türküleri kültürel mirasımızın sesidir. Konya musikisi, üç temel alanda olgunlaşmıştır: Birincisi; Konya’ya Oğuz boyları ile gelmiş olan halk musikisidir. Köy ve obalarda gelişen, Türkçe söylenen bir müziktir. İkincisi; Türk Klasik Müziğidir. Klasik musiki, konaklarda, divanlarda yüksek kültürlü zümrenin müziği olarak gelişmiş, Arapça ve Farsça terennüm edilmiştir. Üçüncüsü: Tekke musikisidir. 13. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmış; ilâhî, kaside, naat gibi dinî ağırlıklı bir türdür. Tarikatlarda kullanılan bu müzik türü zikir ve “sema” ya eşlik etmiştir. Mevlevîliğin ve Osmanlı boyunca devam eden Mevlevîhane’nin etkisi ile birçok Konyalı ünlü besteci yetişmiş, sayısız halk ozanı da halk müziğini bugüne kadar devam ettirmiştir.
Konya müziğini Konya’nın sınırlarına çıkaran Silleli Âşık Sururi ve Âşık Semi, padişah huzurunda saz çalıp divan okumuşlardır. Sulu kahvede de yıllar boyunca diğer yerel sanatçılarla türkülerini icra etmişlerdir. Ankara devlet konservatuarının uzman ve teknik elemanları Konya’ya kadar gelerek arşivleri için derlemeler yapmıştır. 1951 yılında kapatılan Konya halkevinin Konya musikisi üzerindeki etkileri inkâr edilemez. Konya’nın halk müziği, son derece zengin ve kendine özgüdür. Türkü derlemecileri Konya’dan yüzlerce türkü derlemişler ve bu türküler yıllarca radyolarda en beğenilen halk müziği örnekleri olarak çalınıp söylenmiştir. Konya türküleriyle ilgili ilk kapsamlı derleme çalışmalarından birini yapan Seyit Küçükbezirci’ ye göre, Konya türküleri, Konya kültürünün aynasıdır.
Konya müzik kültürünün gelişmesine katkı sağlayan en önemli unsurlardan birisi de kaşık oyunlarıdır. Kaşık oyunları kökleri çok eskilere dayanmakta ve Horasan bölgesinde “Kaşoğ” adıyle eski tarihlerden bu yana oynanmaktadır. Kaşık, halk oyunlarımızın bir tamamlayıcısı olup, ritim çalgısı olarak da önemi büyüktür. Kaşık oyununun en iyi Konya bölgesinde korunduğu bilinmektedir. Kadınlı erkekli kaşık oyunları, şehir ve kaza merkezlerinden başka, bölge içinde konaklayan aşiret obalarında da her şenlik vesilesi ile oynanmaktadır.” Denilmektedir. (Berkay Gencer, Müzik Eğitiminde Konya Türkülerinin Tavır ve Okuyuş Stillerinin Analiz Edilmesi, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara-Temmuz 2017)
Bu bağlamda Konya musikisi denilince Bozkır’ın çocuğu olan ova yaşamında hareketli ve ritimli kaşık havalarına dayalı kırık hava denilen türkü söyleme biçimi egemendir. Konya türküleri Selçuklu dönemi, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminden beri varlığını sürdürmektedir. Konya türküleri başkent ve sancak merkezi olan Konya kentinin hinterlandında ve kültür etkileşimi içinde olan Afyon, Ankara, Aksaray, Antalya, Isparta, Karaman, Kırşehir, Mersin, Niğde gibi çevre iller başta olmak üzere tüm Türkiye genelinde sevilerek dinlenilmekte ve keyifle icra edilmektedir.
Bu bağlamda Konya musikisi denilince Bozkır’ın çocuğu olan ova yaşamında hareketli ve ritimli kaşık havalarına dayalı kırık hava denilen türkü söyleme biçimi egemendir. Konya türküleri Selçuklu dönemi, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminden beri varlığını sürdürmektedir. Konya türküleri başkent ve sancak merkezi olan Konya kentinin hinterlandında ve kültür etkileşimi içinde olan Afyon, Ankara, Aksaray, Antalya, Isparta, Karaman, Kırşehir, Mersin, Niğde gibi çevre iller başta olmak üzere tüm Türkiye genelinde sevilerek dinlenilmekte ve keyifle icra edilmektedir.
Konya’da türkü icrası bakımından birkaç ana ekol vardır. Şehir merkezinde Mazhar Sakman, Ahmet Özdemir (Kör Ahmet) ve Mustafa Kazanlıoğlu (Kazanova) stili egemendir. Bozkır tarafında ise türkü icrasında kullanılan bağlama, ut ve kanun yanı sıra cümbüş, klarnet ve keman enstrümanları eklenmiştir. Bir tür Silifke türküleri tarzında icra yapılır iken, Sille beldesinde ise ayrı bir ekol olarak Mehmet Karol tarafından temsil edilen daha dingin ve sakin tarzda Konya türkülerinin icra edildiği görülür. Aşık Salihi (Halil Yılmaz) Rıza Konyalı’dan bir dönem sonra meşhur olmuş ve ünü Konya dışına taşmış bir sanatkardır. Konya mızrabı atmak veya tezenesi denilince bağlamaya tezenenin vuruluşu esnasında tarama tekniğine dayalı bir vuruş ve çalış söz konusudur. Yani "Konya mızrabı" hareketli kaşık havalarının yegâne usul, kıvrak ve hoşa giden yönüdür. Çopur Ahmet, Silleli İbrahim ve Rıza Konyalı üstatlar bu tarzın esas ustalarıdır, yeni kuşak olarak ise Hasan Genç vardır.
Konya türküleri üzerine en güzel değerlendirmeleri edebiyatçı yazar Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir isimli eserinde yapmıştır dedi. Tanpınar’a göre “Konya’da Mevlânâ kadar yükseklerde uçmasa bile varlığını bize onun kadar kuvvetle kabul ettiren ikinci -Selçuk epopesi de (destanı) düşünülürse- üçüncü bir varlık daha vardır, folklor. Ben Orta Anadolu türkülerini o gurbet, keder, türlü ten yorgunluğu ve iç darlığı dolu acı dert kervanlarını bu şehirde tanıdım.” demiştir. Bu noktada merhum Alev Alatlı’dan ilginç bir yoruma göz atalım, “dünya görüşü ve müzik” başlıklı yazısında şöyle diyor: “Ancak, meselenin başka bir yönüne temas etmek istiyorum. Size biraz müziğin psikolojisinden ve dünya görüşleri ile ilişkisinden bahsedeceğim… Öncelikle anlamamız gereken, müziğin “dünya görüşü” nü yansıttığıdır; belli bir dönemin dünya görüşünü yansıtır müzik. Hemen bir örnekle açıklayayım; örneğin, Konya Ovası’nda güneş cura ile batar. Şöyle bir düşünün ne demek istediğimi. Cura sesinin, Konya ovasının yarattığı psikolojiyi düşünün. Aynı sesi sanayi toplumlarında bulamazsınız.” Rıza Konyalı da bu yoruma müşahhas bir örnek olarak ilk defa cura çalarak kendini geliştirdiğini ifade etmektedir.
Daha eskilere gittiğimizde ise Evliya Çelebi’nin gezip gördüğü zamanda Konyalılar için “...saz, söz, ney, sema ve sefaya düşkündürler.” demektedir. Konya oturak âlemleri, öyle sanıldığı gibi, her rast gelenin, içine girebileceği bir ortam değildir. O meclise girebilmek için, yıllarca sözde sadakat, emanete sahip olma, mertlik, gözü peklik, hele hele eline, beline, diline sahip olma gibi dürüst karakterden, mümeyyiz vasıflardan, tecrübeden geçmiş olmak lâzımdı. (https://www.yenihaberden.com/konya-baranasi-ve-turkuleri-beyanindadir-14419yy.htm)
Konya halk müziği araştırmalarım kapsamında Konyalım türküsünün tespit ettiğim 118 yıllık bir tarihi geçmişi vardır. Kültür bir anlamlar paylaşımıdır ve sosyal çevreye bağlı gelişen olayların yorumlanmasına bağlı olarak şekillenir. Müziği bir sembol, kültürel bir işaret olarak gören müzikoloji çalışmaları da her müziği kültürel bağlamında incelemektedir. Müzik, toplumun kültürel kodlarını barındırır ve toplumda farklı işlevlere sahiptir. Çeşitli kültürel etkinlikler çerçevesinde farklı işlevler kazanan müzik, toplumun birlikteliğini ve kültürel devamlılığını sağlar. Konya ili, Türk Halk Müziği külliyatı açısından oldukça zengin bir kaynaktır. Selçukluların başkenti olan bu şehirde türkülerin temelleri, kopuzlu ozanların şölenlerde ve savaş yerlerinde okudukları müzikli erlik destanları ile atılmıştır. “İşte bu ozanlar Oğuz halk musikisinin temsilcileriydiler ve şimdiki âşıklar da o asırlık halk tınılarının yolunda yürümektedirler. Bu coğrafyada yaşayan insanlar hislerini, meramlarını, hikâyelerini, zorluklarını ve günlük yaşamlarını “Konya Türküleri” ile ses ve nefese dönüştürmüşlerdir.
Konyalım türküsünün gerçek tarihi: İlk plak 1908 yılında yapıldı
Türküler hem güftelerindeki derin anlamlar hem de müzikleriyle milli folklorumuzun manevi temellerini taşımaktadır. Anadolu’nun orta yerindeki “Konya Türküleri” nin güfteleri, Türk âşıklarının kişisel duygularının yanı sıra, zamanının toplumsal yargılarından, toplumsal algılarına kadar kültürel birçok gerçeği aktarmaktadır. Konyalım türküsü bir asırdan fazla bir zamandır söylenen bir Konya türküsüdür. Türkiye içinde ve ülkemiz dışında da bilinen ve yaygın bir şekilde icra edilen melodik bir ezgidir. Taş plak döneminde Konyalım türküsü 1908 yılında İstanbul’da plaklara okunmuş ve 118 yıldır çalınıp söylenmektedir. Konyalım türküsü ülkemizde gerçekleştirilen birçok konser, düğün ve eğlence amaçlı etkinliklerde yaygın biçimde çalınmaktadır. Türkü temel olarak ironik ve satirik benzetmeler içerir ve Konyalı’ya bir sesleniş ve duyulan hayranlık tasvir edilmektedir.
Konyalım Türküsü hareketli ve neşeli bir Konya türküsü olarak 118 yıldır söylenmektedir. Konyalım türküsü ilk kayıtları 1908 yılında taş plağa okunmuştur. Hem Osmanlı hem Cumhuriyet döneminde türkü ve şarkı formunda hafızlar ve hanendeler tarafından seslendirilmiştir. Konya şehri ve Konyalı insanlar ile özdeşleşen hareketli bir kaşık ve oyun havası olarak bilinmektedir. Konyalım türküsü hakkında en eski kayıt Osmanlı devleti zamanında 1908 yılında İstanbul’da Hafız Aşir Efendi tarafından taş plak kaydı olarak yapılmıştır. Daha sonra ikinci eski kayıt yine 1908 yılında İbrahim Efendi ve 1917 yılında Kemani Minas Efendi tarafından taş plaka okunmuştur. Cumhuriyet döneminde ise en eski plak kaydı 1929 yılında Muganni Hamit Bey tarafından yapılmıştır.
İbrahim Efendi - Konyalım
78 devirli taş plak döneminde Konyalım türküsü iki farklı şekilde yorumlanmıştır. Faize Hanım ve Hafız Burhan tarafından taş plağa okunan Konyalım isimli türkü melodisi ile 1908 yılında ilk kez plağa alınan Konyalım türküsü söz olarak ve ezgi olarak birbirinden farklıdır. Konyalım türküsü halen Hafız Aşir Efendi, İbrahim Efendi ve Kemani Minas Efendi tarzında ve 1940 yılında Konya’da derlenen şekliyle bazı kelime nüansları ve prozodi farkları ile çalınıp söylenmektedir. Günümüzde bazı Konyalı mahalli sanatçılar üçüncü bir tarz olarak Konyalım türküsünü kısmen farklı sözlerle ve aynı melodik alt yapı ileve daha ağır bir ritimle icra etmektedirler.
Türkülerin kökeni ve yöresine dair TRT repertuarına baktığımızda Konyalım türküsü Konya yöresinden derlenen bir türkü olarak kayıtlıdır. Konyalım türküsü kaşık havası formunda, Hüseyni makamında ve 4/4’lük bir ritme sahiptir. Konyalım türküsü anonim halk arasında ve repertuar kayıtlarında “Hani ya benim elli dirhem kesdenem” sözleriyle de bilinir. İlk kez 1940’ta Muzaffer Sarısözen tarafından “Konya folklor ekibinden” derlenip TRT arşivine alınmıştır. (İki dilli Türkçe / Rumca Şarkılarda Ortak Kelimeler ve Güftelerde Anlam, Doç. Nesibe Özgül Turgay, İBAD dergisi, 2017, Cilt:2)
Osmanlı dönemi bazı yabancı plak arşivlerinde ve Nuhbe-i Elhan isimli müzik kitabında Konyalı türküsünün bir kadın şarkıcı tarafından bestelendiği yazılmıştır. Dönemin tuluat tiyatrolarında seslendirilmek üzere 1904 yılında kanto sanatçısı Minyon Virjin isimli bir sanatçı tarafından plak yapıldığı yer almaktadır. Yayınlanmış taş plak arşivlerinde ve Amerikan plak arşivlerinde 1904 tarihli bu plakla ilgili ses kaydına tarafımdan rastlanılmamıştır. Bilindiği üzere kanto müzik türü olarak 19. yüzyılın başında ülkemizde yaygınlaşan bir müzik türüdür. Kanto türü özellikle tuluat tiyatrosunda oyun başlamadan önce seyirciyi tiyatroya ve oyuna çekmek için söylenen neşeli eserler olarak bilinmektedir.
Konyalım türküsüne ait en eski plak olarak 1908 yılında iki kayıt ve 1917 yılında bir tane olmak üzere üç taş plak kaydı yayınlanmıştır. Bu kayıtlarla birlikte saptadığım plaklar şunlardır: 1933 yılında Yunanistan’da Anadolu mübadili Rosa Eşkenazi ve 1934 yılında Rita Abatzi, 1940 yılında ABD’de Louis Matalon, 1940-50 arasında Zehra Bilir, 1960 yılında Emin Gündüz, 1960 yılında Anadolu mübadili kökenli Stelios Kazantzidis’in Rumca ve Türkçe çalışmaları, 1967 yılında Nonna Bella, 1968 yılında ABD’de Richard Hagopian, 1970 Konya Bozkırlı Ali Sandal ve ekibi, 1971 yılında Nida Tüfekçi.
Özellikle Yunanistan’da mübadele sonucu Anadolu’ dan gelen sanatçılar Konyalım türküsünü Türkçe ve Rumca olarak 1930’lu yıllardan itibaren plaklara okumuşlardır. 1960’lı yıllarda Stelios Kazantzidis’in seslendirdiği, Türkçe versiyonuyla popülerlik kazanan Konyalı türküsü, Rum mübadillerin geleneksel kutlamalarında seslendirdikleri, her yıl anma gecelerinde duyulabilecek geleneksel bir ezgidir. Konyalı ezgisi bu özel günlerde, geleneksel kıyafetler içerisinde sergilenen, İç Anadolu’nun karakteristik bir oyunu olan kaşık oyununa eşlik etmektedir. (Yunanistan’da Mübadilliğin Kültürel Simgesi Anadolu Türküleri: Konyalı Türküsü, İTÜ, Güz 2016 / Bahar 2017. Eylül DOĞAN-Songül KARAHASANOĞLU)
Konyalım türküsü 1960 ile 75’li yıllar arasında ülkemizde yapılan Anadolu rock, Türkçe sözlü hafif müzik uyarlamalarında bu tarza uyarlanan ilk türkülerden olmuştur. Batı müziği enstrümanları ile hem türkü hem hafif müzik eseri olarak icra edilmiştir. Konyalım türküsünün sözsüz biçimde enstrümantal orkestra müziği olarak ilgi görmüş ve değişik biçimlerde aranje edilmiştir. Oyun havası şeklindeki plak ve kasetlerde mutlaka Konyalım türküsüne yer verilmiştir. Bu dönemde Konyalım türküsü ile birlikte Konya kabağı, Develi, Sille, Aman hocam gibi türkülerde yaygın biçimde hafif müzik şeklinde aranje edilmiştir.
1970-90 yılları arasında ise longplay ve kasetlerde birçok Türk halk müziği sanatçısı hem türkü olarak hem oyun havası olarak Konyalım türküsünü seslendirmişlerdir. Almanya kökenli orkestralar başta olmak üzere yerli orkestralar tarafından enstrümantal şekilde Konyalım türküsü yaygın şekilde aranje edilmiştir. Sözlü ve enstrümantal olarak Konyalım türküsü günümüzde de aynı ilgiyle seslendirilmektedir.
Konyalım Türküsünün kökeni hakkındaki Girit adası hikayeleri bir sosyal medya uydurmasıdır.
Konya kent kültürü ve tarihi üzerine uzun yıllardır araştırmalar yapıyorum. Musikişinas bir ailede Konya otantik Konya türkülerini dinleyerek büyüdüm. Çeşitli sanatçılarca icra edilen Konya türkülerine ait 5 gigabayt büyüklüğünde DVD arşivim bulunmaktadır. Müzik hafızamda onlarca Konya türküsü bulunmaktadır. Gençlik dönemimden itibaren birçok Konya barana gecesine, çetnevir oturaklarına katıldım. Türk halk müziği alanında birçok kitabı ve kaynağı inceledim. “Konyalım” türküsünün Girit'le ilişkilendirilmesinin hiçbir kaynakta gerçekle bağdaşan bir tarafı bulunmamaktadır. Bir yıldan fazla süren incelemelerimde gördüm ki bu Girit folklorunda Konyalım türküsü yoktur. Var diyen bilimsel bir tespit, rasyonel ve ciddi bir müzik kaynağı göstermelidir. Konyalım türküsünün İstanbul’da taş plaklara okunması ise o günkü teknolojik imkanlar ve İstanbul’daki kültürel ve sosyal potansiyele, ticari gelişmelere bağlıdır.
Girit'te Ne Konya var Ne de Konyalı
Bu bağlamda Girit tarihini araştırdım. Osmanlı devletinin Girit adasını fetih sürecinde yeniçeri ordusunda Konya kökenli askerler bulunduğu bilgisi bulunmamaktadır. Fetih sonrası ya da başka bir zaman Girit adasına Konya’dan yapılan herhangi bir göç ve iskân politikası ve bilgisi de yoktur. Girit Adası’nda Konya adını taşıyan bir yerleşim yeri bulunmamaktadır. Sadece 1880’ li yıllarda Hanya’da kurulan ve 1924 yılında kapanan bir Mevlevihane bulunmaktadır. (Ayşe Nükhet Adıyeke -Nuri Adıyeke, Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi, Türkiye İş Bankası, 2011, İstanbul)
Konyalım türküsünün, sosyal medyada sıkça paylaşılan “Giritli bir Rum kızının Konyalı bir delikanlıya aşkı” şeklindeki anlatımlarla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Bu romantik ve duygusal hikâyenin, 16. yüzyıldaki Girit'in Osmanlı tarafından fethiyle veya bölgenin tarihsel süreciyle de herhangi bir bağlantısı yoktur. Girit Adası 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’dan kopmuş, kısa süreli özerklik döneminden sonra Yunanistan’a bağlanmıştır. Bu süreçte Giritli Müslümanlar büyük acılarla yerlerinden edilmiştir. Bir kısmı Libya, Filistin ve Anadolu'nun sahil kesimleri başta olmak üzere çeşitli bölgelere göç etmek zorunda kalmıştır.
Girit adasındaki yerli ahali ve fetihle yerleşen Türklerin folklorik mirasında Konya’yla ilişkilendirilebilecek herhangi bir türkü ya da “Konyalım” benzeri bir ezgi yoktur. Ege Üniversitesince yapılan bir çalışmada Girit mübadillerinden derlenen türkü, ninni ve masal gibi folklorik derlemeler yayınlanmıştır. Bu çalışma içinde Konya ve Konyalım ile ilgili bir başlık, metin ve kelime ise bulunmamaktadır (Girit Göçmenleri Türk Halk Kültürü Üzerine Bir Araştırma, Nazım Çokişler, Ege Üniversitesi, Yüksek lisans tezi, İzmir-2007)
Konyalım türküsü Konya’nın evrensel boyuta ulaşmış bir ezgisidir.
Konyalım türküsü beste olarak anonim olarak kayıtlıdır. Türkü hem akademik çalışmalara konu olmuş hem de türkü konulu birçok kitapta yer almıştır. Modern orkestralarca icra edilmiştir. Popüler müzik olarak yaygın bir melodidir. Birinci dünya savaşı ve sonrasında yaşanan mübadele sonrası Yunanistan, Avrupa ülkelerine ve ABD’ye göçler olmuştur. Göç eden kesimlerden Rum ve Ermeni diasporası tarafından Konyalım türküsü en çok söylenen memleket türkülerinden olmuştur. Konyalım türküsü yavru vatan Kıbrıs adasında da her iki kesimde yaygındır.
Eurovision yarışmasında Konyalım ezgisi
Konyalım türküsünün ünü ülke sınırlarını aşmış ve global ölçekte bilinen bir Konya türküsü olmuştur. Balkanlarda, Avrupa, Asya ve Amerika’da çalınıp söylenmektedir. Modern orkestralar tarafından enstümantal olarak icra edilmektedir. Yunanistan’da Türkiye’den göç eden mübadil Anadolu Rumları, Amerika ve Avrupaya göç eden Anadolu kökenli Ermeniler ve İsrail kökenli Shimon Levi gibi sanatçılar tarafından icra edilmektedir. Youtube üzerinden araştırıldığında Yunanistan, Almanya, Hollanda, gibi ülkelerde Konyalım türküsüne rastlanılmaktadır. Konyalım türküsü yerli bir çok orkestra grubu tarafından aranje edildiği gibi Almanya müzik grupları Werner Müller orkestrası ve Ferdi Klein orkestrası tarafından da modernize edilerek seslendirilmiştir. 2021 yılı eurovision şarkı yarışmasına katılan Azerbaycanlı Mata Hari isimli şarkıcının eserinin nakarat kısmında Konyalım ezgisi kullanılmıştır. Son uyarlamalardan birinde ise Koo Shin Moon isimli Fransız ikilisi tarafından Konyalım türküsü elektronik müziğe uyarlanmıştır.
Koo Shin Moon – Konyalı
Taş plaktan Elektronik Müziğe Konyalım Türküsünün Serüveni * Tarihi Sanatçı/Plak Başlık Sözlü Sözsüz 1904 Minyon Virjin Konyalı – Plak kaydı bulunamadı. x 1908 Hafız Aşir Efendi (v.1) Konyalı x 1908 İbrahim Efendi (v.1) Konyalı x 1917 Kemani Minas Efendi (v.1) Konyalı x 1929 Muganni Hamit Bey (v.2) Konya Şarkısı, (Konyalıya Güzel derler) --- x 1933 Rosa Eşkenazi (v.1) Konialis --- x 1934 Rita Abatzi (v.1) Neos Konialis x 1940 Louis Matalon (v.1) Konyali (Hani Benim Elli Dirhem Pastirmam) x 1940-50 Zehra Bilir (v.1) Konyalım x 1940-50 Faide Yıldız (v.2) Konyalım x 1960 Emin Gündüz (v.1) Hani Benim Elli Dirhem Pastırmam x 1960 Stelios Kazantzidis Hani Benim Elli Dirhem Pastirmam x 1967 Nonna Bella (v.1) Konyalım x 1968 Richard Hagopian (v.2) Konyalı (Konyalıya güzel derler) x 1970 Ali Sandal İdaresinde Konya Ekibi (v.1) Konyalı x 1970 Shimon Levi -Levitros Pastırmam -Konyalı x 1971 Nida Tüfekçi (v.1) Konyalı --- x 1972 Binali Selman Davul Zurna Konyalı --- x 1972 Kupa Dörtlüsü Konyalım --- x 1973 Werner Müller orkestrası Konyalım -Sun Rise Over Konya 1975 Mazhar Sakman Konyalı (Hani benim elli dirhem bulgurum) 1976 Esin Engin ve orkestrası Konyalım x 1976 Arif Sağ Konyalı x 1977 Zafer Dilek Konyalı --- x 1978 Ferdi Klein Orkestrası Konyalım --- x 1982 Hurşid Yengün ve Grubu Konyalım --- x 2002 Salonico Folk Ensemble Konyalis-Traditional --- x 2004 Ahmet Özdemir Konyalım -Çal çal oyna albümü x 2013 Greece Turkiye Konyalı x 2013 Mehmet Erenler Konyalım -Sazlı Sözlü Oyun Havaları --- x 2016 İstanbul Girls Orkestra Konyalım x 2020 Antonis Apergis Konyalım ---- x 2022 Ko Shin Moon _Fransız İkili Konyalı ---- x 2023 Türk Kültürü ve Tanıtım Ajansı Konyalım türküsünün dansı --- x
*Tablo: Ö. Tokgöz tarafından hazırlanmıştır. Her hakkı mahfuzdur. Telif haklarına sahiptir. Kaynak belirtilmeden kullanılmamalıdır.
Konyalım Türküsü Yüzde Yüz Konya Eseridir
Konya türküleri konusunda hacimli ve nitelikli eserler veren Prof. Dr. Ali Osman Öztürk Konyalım türküsü konusunda Bartın Üniversitesi BAYTAM tarafından yayınlan e-dergide kapsamlı bir makale yayınlamıştır. Makalede: “Bu türkünün kanımca en önemli yanı, türkü kişisinin sözlü olarak da Konyalıya yönelmesi, ona sanki karşısındaymış gibi hitap etmesidir: “Konyalım yürü…” Yürümek (yürümek) eylemi, Konya türkülerinin sevdiği bir eylemdir. “Osmanlı(ca)”, “kostak“, “kasalak” yürümek asil Konyalı için nasıl bir kuralsa, bunun karşıtı “dalgalı ve sevdalı” yürümek de hovarda Konyalı için bir gerekliliktir. Mazhar Sakman’ın söylediği “Konya mızrabı” (ve tavrına yakın) türkülerde saptayabildiğimiz Konyalı imgesinin çizgileri şöyledir: Osmanlı tavırlı, efendi, dilinde özenli, okuma yazma konusunda olumlu ya da olumsuz duyarlı, dini inancı olan, ancak (bir Konyalıdan hiç beklenmeyecek denli) mizahi bir dünya görüşüne sahip bir karakter. Genel olarak ağırbaşlı Konyalı imgesinin “fazla ağır” algılanmasına paralel olarak hem içerden hem de dışarıdan ince ince eleştirildiğine tanık olmaktayız.
Bu ince eleştirinin kanımca en güzel yansıdığı belge, Konyalım Türküsü’dür. Denilebilir ki, Osmanlı döneminin dili ile yazılıp da türkü repertuarına girmiş olan Şem’i’nin Konya Medhiyesi’nden, büyük olasılıkla en yeni örneklerden olan “Konyalı” türküsüne değin, değişen içerik, yaklaşım ve üslup, bu sürecin dinamik olduğunu kanıtlıyor.” denilmektedir. (Konya Türkülerinde ‘Dalgalı’ Kişizade İmgesi, Prof. Dr. Ali Osman ÖZTÜRK, Çeşm-i Cihan:Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları E – Dergisi, Cilt:8, Sayı:2, s.02-29, Kış 2021)
Konyalım türküsü Osmanlı devletinin son zamanlarında 1908 yılında plak kaydı yapılan bir Konya türküsüdür. 1940 yılında Konya’dan TRT repertuarına anonim beste olarak alınmıştır. Konyalım türküsü 118 yıldır yerel, ulusal ve global ölçekte yaygın olarak çalınıp söylenmektedir. Folklor ve müzik tarihi konusunda yapılacak yeni arşiv taramaları ile dönemin plak kayıtları üzerine ortaya konacak araştırmalar ve taş plak dönemine ait ses kayıtları konuya ışık tutucu olacaktır.
Hülasa-ı kelam: Konyalım türküsünün Konya orijinli bir türkü olduğu yapılan derleme çalışmaları, kitaplar ve akademik birçok çalışma ile ortaya konulmuştur. Konyalım türküsü Konya’ya ait ve Konya ile özdeşleşmiş bir marka değerdir. Literatürde Konyalım türküsünün kökeni hakkında iki ana görüş bulunmaktadır. İlk yaklaşım olarak 1900’lü yılların ortasında İstanbul’da kanto olarak bestelenip plak ve gramofon aracılığıyla halk arasında yaygınlaşmıştır şeklindedir. Zamanla Konya yöresine has bir türkü ve kaşık havası niteliği kazanmıştır. İkinci görüş ise Konya musiki meclisleri ve barana oturaklarında çalınıp söylenen bir Konya kaşık havası türküsüdür. Konya’daki aşık kahvelerine ve müzik meclislerine gelip giden müzisyenler ve sanatçılar tarafından Konyalım türküsü İstanbul’daki müzik ortamlarına taşınmıştır. Kişisel olarak Konyalım türküsü nasıl ortaya çıkmış olursa olsun Konya ile özdeşleşen hareketli ve neşeli bir türküdür. Umarım bu yazım ile Konyalım türküsü etrafında sosyal medya aracılığıyla örülmeye çalışılan sis bulutları dağılır.
Ahmet Özdemir Konyalı




