Salih Küçükiba

'Konyaspor kazanmayı unuttu'

Salih Küçükiba

Çağdaş Atan göreve geldiğinden bu yana ligde tablo net: 3 mağlubiyet, 5 beraberlik, sıfır galibiyet. Sekiz maçtır kazanamayan bir Konyaspor ve bu sekiz maçın büyük bölümünde “direkt rakip” diye tanımladığımız takımlara karşı bir üstünlük kuramayan bir oyun. Bu istatistikler tesadüf değil, bu istatistikler sahaya yansıyan tercihlerin aynası.

Asıl mesele de burada başlıyor. Çağdaş Atan’ın gelişiyle birlikte sahada ne oynamaya çalıştığımızı, hangi formasyonun tercih edildiğini, oyunun nereye evrildiğini tribünde kimse çözemedi. Takıntılı ilk 11’ler, aynı şablon, aynı riskten uzak yaklaşım… Çift forvete dönmemekteki ısrar, oyuncuları kendi orijinal mevkilerinin dışında kullanma inadı ve oyunu kilitlediğinde B planının rafta bile olmaması bu sürecin en büyük handikapları oldu.

Geçtiğimiz hafta sahamızda, kulübüne kayyum atanmış bir Eyüpspor’u yenememek ise aslında kırılma anıydı. O maç, sadece kaybedilen iki puan değildi; tribünün teknik direktöre olan güveninin de sessizce çatladığı andı diyebiliriz.

Devre arası transfer dönemine baktığımızda da sorumluluğun adresi değişmiyor. Gelen oyuncuların tamamı Çağdaş Atan’ın istediği, onay verdiği isimler. Evet, stoper ve sol kanat eksik kaldı. Ama bu eksiklikler, sahada izlediğimiz bu silik, temposuz ve üretkenlikten uzak futbolu açıklamaya yetmiyor. Çünkü Konyaspor Taraftarı izlediği futboldan zerre kadar zevk almıyor.

Gol yollarındaki sorun ise bambaşka bir başlık. Umut Nayir’in bu takımın gol yükünü tek başına taşıyamayacağını zaten ligin başından bu yana yazıyorum. Kramer’in gönderilmesi baştan yanlıştı. Gaziantep maçında sahada ne yaptığı belirsiz bir Umut Nayir ve oyuna girer girmez fiziğiyle, pozisyon bilgisiyle, oyun aklıyla farkını hissettiren Blaz Kramer… İşte bu kontrast, aslında her şeyi özetliyor. Kramer’in dönüşüyle taraftarın derin bir nefes alması boşuna değildi.

Ancak Kramer’i besleyecek kanallar kapalıysa, en iyi santrfor da yalnız kalır. Muleka’yı sol kanatta oynatma ısrarı ise bu sürecin en anlaşılmaz tercihi olarak kalmaya devam ediyor. Muleka sahada adeta “beni burada oynatma” diye bağırıyor, Çağdaş Atan ise “beni bu takımdan gönderin” cümlesini tercihleriyle fısıldıyor. Muleka ile ilgili yaptığı son basın açıklaması ise tüm futbol kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Uyandırmaması da mümkün değildi. Çünkü mevkisinde oynatmadığın bir adamı alıp herkesin önüne elimde Marc Overmars mı var diye serzenişte bulunup atıyorsun. Neresinden bakarsan bak iş bilmezlik..

Bu takımın transferde ihtiyacı bu maçla beraber daha net anlaşılıyor. Net bir stoper ve çok net: Çizgiye inebilen, orta yapabilen, oyunu genişletecek bir sol kanat. Bu noktada Zymer Bytyqi ismi bende güçlü bir cevap. Şehri tanıyor, kulübü biliyor, adaptasyon sorunu yaşamaz. Form eksiğini kapatabilecek karakterde ve en önemlisi kaliteli bir ayağı var. Bytyqi gelirse sadece Kramer değil, sol bekte Guilherme de nefes alır. Zincirleme bir rahatlama olur ve goller kendiliğinden gelmeye başlar.Zymer formsuzmuş geç bunları. Çok hazır gelen Stefanescu’yu da gördük..

Stoper takviyesi de şart. Pimi çekilmiş bomba gibi bekleyen Uğurcan ile olmaz. Ama tüm bunlardan önce asıl soruyu sormak gerekiyor: Çağdaş Atan’la devam edilecek mi? Çünkü bir takıma gelip sekiz maç boyunca galip gelememek ve bu sürede takıma dokunamamak gerçekten zor bir iş. Çağdaş hoca bu zoru başardı.

Ve bütün bu stresin, belirsizliğin, sabır testinin yükünü kim taşıyor?
Cevap çok basit ve çok tanıdık:
Her şeye rağmen tribünde kalan, sesini kısmayan, umudunu erteleyen biz taraftarlar.

Yazarın Diğer Yazıları