Yeni Anayasa, eşit vatandaşlık ve insan onurudur
Betül Soysal Bozdoğan'ın sunuculuğunu yaptığı, TRT Haber ekranlarında yayınlanan Konuk Odası Programı'nın konuğu İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Berat Özipek oldu.
Özipek, AK Parti’nin Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan seçim beyannamesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
AK Parti’nin, Başbakan Davutoğlu tarafından açıklanan beyannamesine dair değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Özipek, Adalet Ve Kalkınma Partisinin önceki siyasi ve ekonomik performanslarının geleceğe yönelik de geçerli olacağına dair vaatler verildiğine dikkati çekti. Yeni Türkiye Sözleşmesinin, yeni bir sosyal kontrata gönderme olduğunu ve yeni bir anayasanın hazırlanmakta olduğuna dair sinyaller verdiğini söyledi. Yeni sivil sözleşmeyle birlikte eşit vatandaşlık vurgusu yapıldığını ifade eden Özipek, etnik, dini, mezhebi ve kültürel çeşitliliği tanıyan yaklaşımın önemli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin, demokratik önemli bir kazanım olduğunu dile getiren Özipek, Başkanlık Sistemiyle birlikte yetki karmaşasına da son verilmesi planlandığını belirtti. Türkiye’de denetlenmeyen hiçbir kurum kalmayacağının vurgusunun yapıldığını söyleyen Özipek, Seçim Sürecinin de bütün partilerin vizyonlarını yarıştırdıkları bir platforma sahne olması gerektiğini sözlerine ekledi.
DAHA ÖNCE SERGİLENEN SİYASİ VE EKONOMİK PERFORMANS, GELECEĞİN TEYMİNATIDIR
Betül Soysal Bozdoğan (BSB) : Sayın Başbakan konuşmasında şöyle dedi: ‘Bugün, geleceğe yürüyen küresel bir gücün, ikinci kalkınma hamlesini gerçekleştiriyoruz.’ Öncelikle, bundan ne anlamalıyız?
Bekir Berat Özipek (B.B.Ö): Daha önceki, ekonomik ve siyasi performansına gönderme yaparak, onun geleceğe yönelik olarak da geçerli olacağına dair vaat de bulunmuş oluyor. Bu, bir tür süreklilik vurgusudur. Özellikle konuşmasının içinde de, alt gelir grubundan orta gelir grubuna doğru bir geçişin sağlandığını söylemişti, bunun devam edeceğine dair hatta bir hamleyle daha ikinci bir kalkınma hamlesi olacağına dair vurgu yaptı.
YENİ TÜRKİYE SÖZLEŞMESİ ASLINDA YENİ BİR SOSYAL KONTRATA GÖNDERMEDİR
BSB: Beyannamenin, simgesel bir değeri de var. Özellikle Çanakkale’nin 100. Yıl döneminde ve Cumhuriyetin 100. Yıl dönümüne doğru yürürken, 100 maddeden oluşuyordu beyanname yaklaşık 200 sayfa. Bu hususları nasıl değerlendiriyorsunuz? Beyannamenin hazırlanma ve sunuş şeklini?
B.B.Ö.: O belki biraz daha sunulmasıyla ilgili bir boyut. Önemli olan içeriğidir. Yeni Türkiye Sözleşmesi aslında yeni bir sözleşmeye, yeni bir sosyal kontrata atıfta bulunuyor ve tam da yeni bir Anayasanın hazırlanmakta olduğu bir vaat ile örtüşüyor.
YENİ ANAYASA ÖNCELİKLİ OLARAK İNSAN ONURUNA DAYALI OLACAK
BSB: 2023 vurgusu var. Kadroyu 2023 kadrosu olarak nitelendiriyorlar ve Yeni Türkiye Vizyonu, Sözleşmesi var. Bu bize ne söylüyor? AK Parti’nin ikinci dönemi olarak adlandırılıyor. Ne söylemek istersiniz?
B.B.Ö.: Zamanlama ya da bir tarihlendirme, geçmişe vurgu, geçmiş ile günümüz arasında bir süreklilik kurma, tarihten kopmama çabasının göstergesi olarak sayılabilir. Ama onu yaparken, vurgulanması gereken daha önemli bir şey var; o da bir sivil sözleşmeden söz ediyor olması. Türkiye toplumu, yeni bir Anayasa yapmaya çalışıyor. Bu hükümet de bunu vaat ediyor. Mecliste 4 tane partinin sivil anayasa önerileri belirginleşti ki oradan iki tane Anayasa çıkıyor; gerçekten demokratik olan ve olmayan diye. Seçimlerden sonra da bütün bu seçim çalışmalarının sonucu olarak da yeni bir Anayasa vaadinde bulunuyor. Bu beyanname yeni Anayasanın içeriği hakkında da fikir veriyor. Anayasanın insan onuruna dayanması söz konusu, bu sözleşmenin de Sayın Başbakan insan onuruna dayanacağını söyledi. Yeni sözleşmede sadece demokratik özgürlükçü, sosyopolitik bir düzeni ifade etmekle kalmıyor, aynı zamanda var olanı aşmaya yönelik bir perspektifi, daha evrensel talepleri de içerdiği anlamına geliyor. Bu beyannamenin sadece Türkiye’ye değil, komşu coğrafyalara da bir yönelişi ifade ettiğini söyledi Sayın Başbakan.
YENİ ANAYASADA, EŞİT VATANDAŞLIK VURGUSU YAPILDI
BSB: Yeni medeniyet vurgu var. Dolayısıyla Yeni Türkiye belki bunun bir adımı olabilir anlamı da çıkıyor değil mi?
B.B.Ö: Yeni Medeniyet, Yeni Toplum bunlar biraz politik olanı aşan mesajlar. Küresel Yapısal adaletsizlik olan bir dünyada var olana yönelik bir itirazı da niteliyor. Sadece Türkiye’deki politik bir hedefi ifade etmiyor. İçeriğe baktığımızda da nasıl bir Anayasa yapmak istediklerine dair de ipuçları var. Eşit Vatandaşlık Vurgusu.
EŞİT VATANDAŞLIK, ÇÖZÜM SÜRECİ KAPSAMINDA DA ZORUNLU BİR UNSUR
BSB: Seçim Beyannamesi, AK Parti’nin yeni sözleşmesi diyorsunuz. İçeriği konuşmaya devam edelim, özgürlüklere atıfta bulundu Başbakan devletin yeni dönemde de bu özgürlükleri garanti altına alacağını söylüyor.
B.B.Ö.: En önemlisi, etnik, dini, mezhebi ve kültürel çeşitliliği tanıyan bir yaklaşım sergiledi. Etnik, dini, mezhebi zenginliğimiz ifadesini kullandı. Eşit Vatandaşlık vurgusu somut olarak da Kürt Sorununun çözümü bakımından da zorunlu bir şeydir. AK Parti’nin ve HDP’nin Anayasa önerisinde vatandaşlığı Türklükle veya başka bir etnik kimlikle ilişkilendirmeyen daha kapsayıcı bir tanım söz konusu.
‘DENETLENMEYEN HİÇBİR KURUM KALMAYACAK, KURUMLAR TOPLUM İRADESİNİN ÜZERİNE ÇIKARILMAYACAK’ VURGUSU VAR
BSB: Kimlik açılımlarını ortaya koyan bir parti olarak, eşit vatandaşlık meselesine de verilecek önemin artacağını anlayabilir miyiz?
B.B.Ö.: Öyle olmasını umuyorum çünkü olması gereken bu. Vatandaşı tanımlamak ve ona bir yaşam tarzı biçmek zaten bugüne kadar yapılan ve bir sürü de soruna sebep olan bir hataydı. Onun aşılmakta olduğuna dair bir işaret olarak okuyabiliriz. Rıza, demokratik meşruiyetin en önemli kaynaklarından biridir. Burada demokratik meşruluğa yönelik vurgu da ön plana çıktı. Seçimlerin adil yapılmadığı dönemde, bir muhtar seçiminde bir adayının dayatıldığı dönemde kadınların jandarmaya karşı, oradaki sandık görevlilerine karşı sandığı korumak için, sandığın başında nöbet bekledikleri çok önemli bir dönemi ve olayı ifade eder. O olaya da atıfta bulundu. Denetlenmeyen hiçbir güç kalmayacaktır yaklaşım tarzı da aslında bürokratik dokunulmazlık, kurumsal özerklik Türkiye’de var olan ve kurumları toplumun iradesinin üstüne çıkaran, hatta milletin hakimiyetini o kurumlar eliyle kullandırtmaya varıncaya kadar demokrasi kelimesini kanırtan bir yaklaşıma bir tepkiyi ifade ediyor.
BAŞKANLIK SİSTEMİ, YETKİ KARMAŞASINA SON VERECEK BİR SİSTEM
BSB: Peki bu ifadeler aslında geçtiğimiz dönemin bürokratik oligarşinin bitirmesi durumunda nihayete varıldığını gösteriyor mu?
B.B.Ö.: Henüz göstermiyor ama buna yönelik bir iradeyi gösteriyor. Hala ordunun anayasal konumu herhangi bir anayasal demokrasideki olması gereken konumda değil Türkiye’de. Hala bürokratik ayrıcalığın kalıntıları diyebileceğimiz durum söz konusu. Şuan fili olarak belki demokratik seçimlerle gelmiş sivillerin üstünlüğü sağlanmış durumda ama bu henüz anayasal güvencelere kavuşturulmuş olmadığı için hala çok kırılgan bir durumdayız. Dolayısıyla bunu ben irade beyanı olarak olumlu görüyorum. Ama şuan geldiğimiz noktanın yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Başkanlık Sistemi vurgusu vardı. Özellikle de yetki karmaşasına son verecek bir sistem olarak belirledi. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin bir kazanım olarak ifade edileceğini söyledi bu da önemliydi çünkü özelikle Türkiye gibi yüzlerce yıllık bürokratik yönetim geleneğinin güçlü olduğu bir ülkede, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi gerçekten demokratik bir kazanımdır. Bunun elde var bir olarak sayılması önemlidir.
BU VE BUNDAN SONRAKİ SEÇİM SÜREÇLERİNDE PARTİLER VİZYONLARINI YARIŞTIRMALI
BSB: Peki bu bahsettiğiniz denetleme mekanizması, Başkanlık Sistemi içerisinde siyasetin de denetleneceği yönünde bir mesaj verir mi?
B.B.Ö.: Aslında genel bir denetim söz edildi evet. Demokraside paralel örgütlenmelere izin verilmez dedi. Ve denetlenmeyen hiçbir kurumun kalmayacağını söyledi. Tabi böyle bir şey söylendiğinde özellikle yakın geçmişi dikkate alacak olursak, Türkiye’deki vargı vesayetinin bir askeri vesayetin var olduğunu ve bunun fiilen aşağıdan yukarıya dalgayla aşıldığını söyleyebiliriz. O yüzden de bunun tamamına erdirilmesine dair bir vaat olarak da görmek lazım. Sağlık sistemi vurgusu vardı bu da çok önemli. AK Partiyi iktidara taşıyan ve iktidarda tutan en önemli unsurlardan birisi de sağlık sisteminin önceki ve yeni hali. Dış politikada çok boyutlu bir yaklaşımın altını çizdi. Seçim ortamından bahsetti. Vizyonların, projelerin tartışıldığı bir platform haline getirelim diye bu aslında AK Parti dahil bütün partilere düşen bir sorumluluktur. Çünkü son Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye’de normalleşmenin ne kadar yerleştiğini gösterdi. Bu seçim ve sonraki seçim süreçleri partilerin, ne yapmalı sorusuna cevap aradıkları ve vizyonlarını yarıştırdıkları bir sürece sahne olsun.