Yeni Haber 'Feylesofca'
Selçuk Üniversitesi öğrencileri tarafından hazırlanan felsefe sayfamız 'Feylesofca' bu hafta da dolu dolu...
ANTİK YUNAN LİRİK ŞAİRİ: SAPPHO
Hakkında çok bir şey bilinmemekle birlikte aristokrat bir aileden geldiği söylenir. Doğumu yaklaşık olaɾak MÖ 630 ile MÖ 612 aɾasında; Ölümü MÖ 570 civaɾında kabul edilmektediɾ. Hayatının çoğunu evlenmemiş genç kadınlar için kurduğu okulu yürüttüğü Lesbos’ta geçirmiştir. Böylece Sappho bir öğretmen ve şair olarak büyük bir üne kavuşmuştur.
Sappho, tarihte bilinen ilk kadın şairlerden biri. Şiirleri bir çok büyük ustadan bile övgüler almıştır. Günümüze ulaşan şiirlerinin sadece parçalardan ibaret olmasına rağmen (Dokuz Betik + (Onuncu Bölüm) olmak üzere 182 şiiri günümüze ulaşmıştır.), bütün olarak bilinen tek şiiriyle ünü hala devam etmektedir. Antik dönemden kalan dökümanlar haricinde Sappho hakkında bildiklerimiz oldukça azdır. Şiirlerine otobiyografi gözüyle bakarak hayatını anlamaya çalışmak biraz yanıltıcı olabilir. Örneğin bulunduğu dönemde kurduğu şiir okuluna sadece kadınların gitmesi, şiirlerinde kullandığı isimlerin çoğunlukla kadın ismi olması nedeniyle eşcinsel olabileceği üzerine söylentiler olabiliyor. Bununla birlikte ‘’Akademisyenler arasında da Sappho’nun muhtemelen biseksüel olduğu ortak görüşü vardır. Aslında Sappho ile ilgili günümüzde en çok bilinen (fakat kanıtlanmayan) tarafı biseksüel tarafıdır. Şiirlerinde tüm formlarıyla güzelliği anlatıyor ve her iki cinse karşı da aşk şiirleri yazıyordu. Bu yüzden modern “lezbiyen” kelimesinin kökeninin de Sappho’ya dayandığı söylenir. Sappho sık sık lezbiyen ya da Lesboslu olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Sapphic kelimesinin de eşcinsel çağrışımları vardır.’’
PEKİ SAPPHO’NUN ŞİİR ANLAYIŞI NASILDI?
Sappho, bağlı bulunduğu kültürün, yani bir Afrodit kültü rahibesi olan, bağlı bulunduğu kültün de kendisine vermiş olduğu rahatlığa dayanarak özgürce iςinden geçeni söylemiş, açık ve yürekli bir tutum sergilemiştir. Dilindeki bu içtenlik ve açıklık sayesinde eserleri benzerlerini geride bırakarak yüzyılların ötesine geçmiş, çağlar boyu ayakta kalmıştır. Sappho'nun şiirleri, tahrip edilen bir kilisede tesadüfen bulunarak, MS 1000 yılında aslına sadık kalınarak çoğaltılmıştır. Şiirlerinin pek çoğu, Mısır'da Fayum'daki Crocodilepolis'te, çürümüş papirüs parçalarında bulunarak kurtarıldı. Son olarak,Sappho’nun ölümü hakkında romantik bir hikaye var. Hikayeye göre Sappho, Phaon adındaki bir kayıkçıya olan aşkından dolayı Leucadian kayalıklarından atlayarak intihar etmiş. Bu hikaye MÖ. 342-291 yıllarında yaşayan Yunanlı oyun yazarı Menander’den beri geçerliliğini sürdürmekte fakat doğruluğundan hala emin olunamadı. REFİKA POLAT
Sappho’nun şiiri
Sappho’nun günümüze kalan tek eksiksiz şiirinin, Eski Yunanlı tarihçi ve hitabet hocası Halikarnassoslu Dionysios’un alıntıladığı ‘Aphrodite’ye Yakarış’ olduğu söyleniyor:
“Ey tahtı ışıl ışıl Aphrodite/ulu Zeus’un düzenci kızı/yalvarırım yüreğimi acılarla dağlama!//Yardımıma gel gene, hani eskiden/sesimi duyunca nasıl, çıkıp/babanın sarayından kanat çırpan kuşların//çektiği yaldızlı arabana biner;/yeryüzüne inerdin bulutsuz mavilikten;/ölümsüz dudağında o aydınlık gülüşle sorardın,//’Gene nen var?’ derdin, ‘nedir gene/deli gönlünü çelen? Tılsımımla kimi/baştan çıkarıp yollamam gerekiyor koynuna?//Söyle, Sappho, kim seni üzen?/Kaçıyorsa kaçsın, bırak,/yakında o senin ardına düşecek,//bugün almıyorsa verdiklerini,/yarın o sana armağanlar verecek,/seni sevmiyorsa, istemese de er geç sevecek.’//Geleceğin varsa, şimdi gel, kurtar beni/kuşkudan, ne diliyorsa gönlüm/yerine getir, sen de katıl benimle savaşa.” (Adım Hiç Unutulmayacak, Sappho, Çeviren: Cevat Çapan, Adam Şiir Klasikleri, s. 52 -53) REFİKA POLAT
