'Yeni nesil önemli işler başaracak'
Ensar Vakfı Konya Şubesi'nin, Konya İmam Hatip Okulları 1-10. Dönem Mezunları'nı bir araya getirdiği buluşma pikniğine, İslam Hukukçusu ve Yazar Prof. Dr. Hayreddin Karaman da onur konuğu oldu.
Ensar Vakfı Konya Şubesi, Konya İmam Hatip Okulları 1-10. Dönem mezunlarını buluşma pikniğinde bir araya getirdi. Konya Kent Ormanı’nda gerçekleştirilen programa; Yeni Şafak Gazetesi Yazarı, İslam Hukukçusu Prof. Dr Hayreddiin Karaman, Ensar Vakfı Genel Müdürü Hüseyin Kader, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, ilçe müftüleri, ilahiyat fakültesi öğretim görevlileri, Hayreddin Karaman’ın Konya’daki sınıf arkadaşları ile dönem arkadaşları da aileleriyle birlikte katıldılar. Programın açılış konuşmasını yapan Ensar Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Yeşil, “İmam Hatiplerin öneminin herkese anlatacağız. Ensar Vakfı olarak, İmam Hatiplerin hak ettiği değeri alması adına üzerimizde düşeni yapacağız. İmam Hatipleri seviyoruz” dedi. Hatim duası ile başlayan programda, misafirlere geleneksel Konya Pilavı ikram edildi. Daha sonra ise Prof. Dr. Hayreddin Karaman tarafından bir seminer verildi. Katılımcılara, ‘İmam Hatip Neslinin Geleceği ve Sıla-i Rahim’ konuları hakkında önemli bilgiler veren Prof. Dr. Hayreddin Karaman, yeni nesilden oldukça ümitvar olduğunu belirtti.
“İMAM HATİP NESLİNİN YAPACAĞI DAHA ÇOK İŞ VAR”
Bu milletten ümit var olduğunu belirten Karaman, “Türkiye, İmam Hatip Okullarıyla yeni bir nesil yetiştiriyor. Şimdi de bu nesil çok önemli işler başaracak. Zaten hali hazırda birçok önemli noktada da imam hatip okulu mezunu isimler önemli görevler icra ediyor. İmam Hatip neslinin yapacağı daha çok iş var. Bizim dinimiz var, o merkezde. Bizim kültür ve medeniyetimiz de bu dinden ilham alarak oluşmuş. Bizim medeniyetimizin bir dili, bir yazısı, bir sanatı vardı. Bir kültürü ve medeniyeti medeniyet yapan bütün bu unsurlar vardı, biz insanlar olarak bedendik, kültür ve medeniyet olarak bedendik, onun ruhu da din idi, İslam idi. Sonra araya mikroplar girdi, ifsat edici unsurlar girdi. Bizim ruhumuzla bedenimiz arasında çelişkiler meydana geldi. Biz bir dine mensubuz ama bize zorla bir başka medeniyeti bir başka kültürü giydirmek istediler. Bizim bir dilimiz, yazımız, ahlakımız, adabı muaşeretimiz, sanatımız vardı. Bunların tamamını değiştirmek istediler. Şimdi ben bunları düşünerek diyorum ki imam hatip okulları bizim medeniyetimizin okullarıdır. Bu okullarda abilik kardeşlik, büyüklere saygı, küçüklere şefkat, sıla-ı rahim, ecdadımıza, tarihimize saygı öğretiliyor. Biz bu okulları bunun için seviyoruz, biz bu okullara bunun için destek veriyoruz. Ama biliyoruz ki, güzel ülkemizin çocukları, gençleri imam hatip okullarında okuyan çocuklar ve gençlerden ibaret değil. Bütün gençler bizim çocuklarımız. Biz eğer güzellerimizi, iyilerimizi, doğrularımızı bu ülkede yaşayan insanların en çoğuyla paylaşmaya muvaffak olamazsak biz olamayız. İşte bu sebeple imam hatiplere medeniyetimizin okulları olmanın ötesinde, medeniyetimizi, dilimizi, dinimizi, adabımızı yaşıtları olan gençlere dostlukla, sevgiyle, arkadaşlıkla götürecek birer İslam misyonerleri olarak bakıyorum. Bu nedenle de onları seviyorum. İşte bu yüzden geleceğe dair çok ümitvarım” dedi.
“SILA-İ RAHİM’LE MÜKELLEFİZ”
Arkadaşlarıyla olan muhabbetini hiçbir zaman kesmediğini belirten Karaman, “Özellikle ailelerin birbirine sahip çıkması, yakınlarına sahip çıkması noktasında çok dikkatli olmalıyız. Sıla-i Rahim yapmak ve yakınlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak noktasında üzerimize düşeni yapmalıyız. Dünya meşgalesi yüzünden her zaman veya gerektikçe yoklayamadığımız akraba ve eş dost kim varsa bir şekilde irtibat kurmalıyız. Hatta onları ziyaret etmek, kapılarını çalmak, eksikleri, sıkıntıları var mıdır diye çözüm yolları aramak en hayırlı olan harekettir. Akrabalarını kimsesiz bırakmayarak, kurumaya yüz tutmuş ilgi ve mahabbet fidanını sulamak bir Müslümanın önemli görevlerinden biridir. Dinimizde, ana-baba hakkı, üzerinde en çok durulan hususlardandır. Onlara hizmet, güzel söz ve ikram bilhassa yaşlandıkları zaman evlâtların en büyük vefa borcudur. Kur'an-ı Kerîm'de Allah'a ibadetten sonra ana baba sevgisi ve hizmeti telkin edilmektedir. Ana-babadan sonra, hısım ve akraba muhabbeti ve onlara vefa gelir. Hısımlık iki kategoridedir. Biri umumi manadaki iman ve fazilet akrabalığıdır. Diğeri olan hususi yakınlık ise akrabalık yakınlığıdır. İslami ifade ile akrabalığa "ulü'l-erham", akraba ziyaretine de "sıla-yı rahim" denir. Akrabalarla ilgiyi kesmek kötü, çirkin ve günah bir husustur. Buna binaen: ‘Akraba ile ünsiyeti kesmiş bir kimsenin bulunduğu meclise rahmet inmez’ buyurulmuştur. Dinimizde hısımları hiçbir iyilik ve yakınlıktan uzak tutmamayı ve yakın akrabadan uzak akrabaya doğru dereceli bir şekilde haklara riayeti emretmiş ve bunu hayati bir vazife olarak sırtımıza yüklemiştir. Aile teşkilatı ve akrabalık tezahürleri Allah’ın acaib ve garaib tecellilerindendir. Yabancıları, nikah gölgesinde birbirine can-ciğer yapan, onları akrabalık şeklinde muhabbet dalları gibi zümrütleştiren rabıtalar ve hısımlık cilveleri, Allah'ımızın lutf u ihsanı cümlesindendir. Hısımlık bağlarını kesmek en çirkin bir vefasızlıktır. Zahiri uzaklıklar, Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havva'nın insanlık izdivacında birleşmektedir. Dünya saadeti, İslami bir aile ve akrabalık rabıtasıyla güçlenir. Dünyadaki samimiyet ve o alâkaların devamı olan vefa duygusu, ahiretin de saadetidir. Vefa gösterilmesi gerekenler sadece bu saydıklarımızdan ibaret değildir” şeklinde konuştu.
HÜSEYİN KOYUNCUOĞLU / YENİ HABER
Bakmadan Geçme