Yerel Basının Gücü Demokrasinin Gücüdür
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anadolu basınının ne kadar önemli olduğunu bildiğini belirterek, Anadolu basınını koruyacak ve kollayacak yöntemlerin geliştirilmesinin faydalı olacağını söyledi.
Yerel Basının aynı zamanda bir okul olduğunu kaydeden Erdoğan “Yerel basının gücü demokrasinin gücü anlamı taşır. Yerel basının gücünü reyting ve tirajla ölçmek doğru değildir’ diye konuştu.
Anadolu Yayıncılar Derneği üyeleri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, olmadığını belirterek, kamu ilanlarının dağıtımında Anadolu basınını koruyacak ve kollayacak yöntemlerin geliştirilmesini faydalı gördüğünü açıkladı.
“BİZ ANADOLU BASININI DEMOKRASİ MÜCADELESİNDEN BİLİRİZ”
15 Temmuz’da Yerel medyanın ortak platform oluşturarak darbecilere karşı yayın yapmalarını asla unutamayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Marmaris’te ilk verdiğim, ancak teknik aksaklıklar sebebiyle ulusal medyada yer alamayan konuşmalarımı sınırlı imkanlarınıza rağmen sizler milletimize ulaştırdınız. O gece darbecilerin gerçek yüzlerinin deşifre edilerek milletimizin istikbaline ve istiklaline sahip çıkmasında Anadolu medyasının çok önemli hizmetlerinin geçtiğini biliyorum. Demokrasi nöbetleri bitene kadar devam eden omurgalı tavrınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi. “Biz Anadolu basınını Kurtuluş Savaşı’ndan, ondan önce Osmanlı döneminde de ülkenin ve milletin kurtuluşu için yürüttüğü tartışmalardan, tek parti dönemine karşı verdiği demokrasi mücadelesinden, darbe dönemlerinde herkes susarken konuşma cesaretini göstermesinden biliriz” açıklamasında bulunan Erdoğan, yerel basının gücünün demokrasinin gücünü gösterdiğini kaydetti. Yerel basının gücünü reyting ve tirajla ölçmenin doğru olmadığını belirten Erdoğan, kamu ilanlarının dağıtımında Anadolu basınını koruyacak ve kollayacak yöntemlerin geliştirilmesini faydalı gördüğünü açıkladı.
“YEREL BASIN AYNI ZAMANDA BİR OKULDUR”
Yerel basını bir okul olarak gördüğünü ifade eden Erdoğan “Ulusal ve uluslararası medyaya buradan geçiş sağlanacaktır, buradan insanlarımız yetişecektir. Medya faaliyetlerinde ister patron ya da yönetici, ister muhabir veya yazar olarak yer alın hepsi de ciddi fedakarlık gerektirir. Günün 24 saati, yılın 365 günü yürütülen bir faaliyet ancak sevgiyle, aşkla, tutkuyla, bağlılık varsa sürdürülebilir. Bunlar yoksa bu iş çekilmez. Ülkesine, milletine, şehrine sorumluluk duymayan kimsenin böyle bir faaliyetin içinde olması mümkün değildir. İnsanın olduğu her yerde farklı düşünceler olur. Hata da olur, çatışma da olur, önemli olan niyetin halis olmasıdır. ‘Niyet hayır, akıbet hayır’ meselinde olduğu gibi ‘güzel bakan güzel görür’ sözünde olduğu gibi niyetiniz iyiyse neticesi mutlaka güzel olur. İnsafı vicdanı ahlakı elden bırakmayan her görüş, her değerlendirme bizim için kıymetlidir. Yalanı, iftirayı, çamur atmayı marifet sayan kimseye de saygı göstermemiz mümkün değildir. Anadolu basanının içinden çıktığı milletin değerlerine uygun şekilde hakikatin ve Hakk’ın yanında yer aldığına ve yer alacağına inanıyorum” diye konuştu.
“BİZ DE MANŞETLERLE ÇARPIŞARAK BUGÜNLERE GELDİK”
Dünyada medyanın yaygın olarak demokrasinin nüvesini oluşturan yürütme, yasama, yargının ardından dördüncü güç olarak zikredildiğini belirten Erdoğan “Ülkemizde geçmişte kendini bu sıralamanın ilk sırasına çıkartan, zımnen milleti ve milli iradeyi temsil eden kurumları tanımadığını söyleyen medya patronları gördük. Geçmişte bunlar oldu. Milletimizin değerlerine karşı savaş açan, kültürümüzü, tarihimizi, medeniyetimizi yıkmayı kendine misyon edinen basın organları, basın mensupları gördük. Aynı tıynette oldukları siyasetçilerle birlikte, Türkiye’nin varlığının ve birliğinin teminatı olan tüm sembollere saldıran medya gruplarının faaliyetlerine ne yazık ki şahit olduk. Elbette farklı politikalar izleyen yayın kuruluşları vardır ama maalesef medyadaki hakim yapı bu kesimlerin kontrolündeydi. Hatırlayın ‘tüzüklerle çarpışarak büyüdük’ diyen şairden ilham alarak bende diyorum ki, biz de manşetlerle çarpışarak bugünlere geldik. Kendi halkına ‘cahil, koyun sürüsü, bidon kafa, göbeğini kaşıyan adam’ diyenlere eyvallah etmediğimiz için her türlü saldırıya, hakarete maruz kaldık. Onun için ‘muhtar bile olamaz’ diye amiral gemisi diye geçinenler sürmanşet attılar. Bunlar muhtarları küçümsediler ama biz şu salonda muhtarlarımızla bir araya geliyoruz.
“BİRİLERİ MUHTARLARI KÜÇÜMSEYOR, AMA ONLAR SEÇİLMİŞTİR, SAYGI DUYULMALIDIR”
Birileri de kalkıyor muhtarlarımızı küçümsüyor. Benim BM Genel Kurulunda yaptığım konuşmayı ‘sanki muhtarlara konuşuyor’ diyor, ondan sonra da topladığı 30-40 muhtar kardeşimize ‘onu demek istemedim’ diyor. Bir tanesi soruyor ‘ne demek istediniz, siz muhtarları nasıl küçümsersiniz’ diyor. ‘Ben onu demek istemedim, biz insanları küçümseme hakkına sahip değiliz’ diyor, tamam da ne demek istedin. Muhtar seçilmiş olduğu için güçlüdür, saygındır. Bir cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri nasıl seçilerek geliyorsa muhtar da seçilerek geldiği için saygındır, ona saygı duyulmalıdır. Çünkü biz gücümüzü manşetlerden değil, sandıktan, milletten aldığımız için bu çarpık zihniyete meydan okuyoruz. Medya mensubu görüntüsü altında terör örgütlerine militanlık, yabancı servislere ajanlık yapanlara asla taviz vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.
İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ