FİLİSTİN ARTIK BM NEZDİNDE BİR DEVLET

Geçtiğimiz günlerde BM Genel Kurulu’nda yapılan oylama ile Filistin artık BM nezdinde ‘Gözlemci Devlet' statüsüne kavuştu. Türkiye’nin yani Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun uğraşları sonucunda elde edilen bu sonuç Filistin Devleti açısından da tarihi bir öneme haiz oldu. Filistin Başbakan Erdoğan’ın değimiyle “İsrail kabul etse de etmese de” artık ‘devlet’ olarak kabul edildi.

Bu sonucun elde edilmesinde en büyük pay Türkiye’nin etkin dış politikasına ait, bunu söylemek herhalde yanlış olmayacaktır. Filistin lideri Mahmut Abbas’ın bu başarının hemen ardından gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretini bir teşekkür ziyareti olarak görebiliriz. Tabi burada Filistinliler’in çektiği acıların, yaşadığı zorlukların, maruz kaldığı zulümlerin uluslararası ilişkilerin çıkarcı düzeninde pek bir yeri olmuyor. Ne yazık ki devletler genel olarak olaya çıkar penceresinden bakıp güçlüden yana tavır alıyor veyahut da çekimser kalıyorlar. Tabi bizim inancımız bu şekilde olmadığı ve “her koyun kendi bacağından asılır” gibi bir anlayışı benimsemediği için bu noktada Filistin davasının seslendiricisi olduk. Güçlenen ekonomisiyle birlikte sözü dinlenen bir Türkiye’nin bu noktadaki “one münit” isyanı birilerinin kulağına gitti ve karar bu çerçevede oldu.

Türkiye Filistin davasının bu noktada gür sesi oldu. Yine inanç noktasından hareket edecek olursak bizler az önce de bahsettiğim gibi “her koyun kendi bacağından asılır” anlayışı yerine “Zulme karşı sessiz kalan dilsiz şeytandır” anlayışından hareket ediyoruz. Böyle bir topluma iktidar eden hükümetin dış politikasının da bu şekilde olması gerekirdi ve böyle oldu. Aslında normal olanı yaptı diye kimse tebrik edilmez ama sistem çıkar üzerine kurulu olunca ideali çıkarın önüne koyan  bir politikayı tebrik etmek zorunda kalıyoruz. Bu bile aslında uluslarası sistemdeki ciddi sorunları gözler önüne seren bir durumdur.

Bu başarının ve sonucundaki Abbas’ın Türkiye ziyaretinin bana göre asıl çıkarımı ‘sıfır sorun’ politikasının gelecekte alacağı sonuçlarla ilgili yapabiliriz. Muhammed Mursi’nin Ak Parti kongresinde yaptığı konuşmayı ve M. Abbas’ın ziyaretini gelecekte tüm diğer sorunlu ülkelerde yaşanacak değişim sonrasında oluşacak Türkiye imajı olarak görebiliriz. Örneğin Suriyeli mülteciler meselesine bu noktadan bakacak olursak uyanış hareketlerinin sona erip halkın iktidara gelmesiyle birlikte belki de küçücük çocuğunun canını borçlu olduğu Türkiye’ye bir Suriyeli’nin nasıl bakacağını kafamızda tasavvur edecek olursak bu meseleyi biraz daha iyi anlamış oluruz. Komşulardan kastı komşu ülke diktatörleri değil de halkları olduğunu unutmamalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.