Konya'da Ramazan 2. gün: Sahurda bereket vardır
İçinde bin aydan daha hayırlı bir gece olan Kadir gecesini barındıran rahmet ayı, 11 ayın sultanı Ramazan tüm ihtişamıyla geldi. Bu gece Ramazan ayının ikinci sahuru. Ramazan ayınız mübarek olsun.
Rahmet iklimi Ramazan'ın manevi havası tüm İslam alemini sardı. Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar rahmet ayı Ramazan'ı en iyi şekilde geçirmek için büyük bir heyecan içinde. İlk sahurunuz hayırlı, Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun.
KONYA SAHUR VAKTİ 20 ŞUBAT
Konya'da ikinci günün sahuru ise 20 Şubat’ta, saat 06:06’da yapılacak ve gün doğumundan önce niyetler edilerek oruç ibadeti başlayacak.
SAHURUN BEREKETİNİ KAÇIRMAYIN
Sahur yemeği, oruç tutacak kişilerin imsak vaktinden önce gece yedikleri yemektir. Hz. Peygamber (s.a.s.) sahura kalkmış ve bunu ümmetine de tavsiye etmiştir. (Buhârî, Savm, 19-20 [1921, 1923]; Müslim, Sıyâm, 45-47 [1095-1097]) Resûl-i Ekrem (s.a.s.), sahur yemeğinde “bereket” (Buhârî, Savm, 20 [1923]; Müslim, Sıyâm, 45 [1095]) olduğunu ifade etmiş ve sahur yemeğinin, Müslümanların orucu ile Ehl-i kitabın orucu arasındaki en önemli farklardan biri olduğunu belirtmiştir. (Müslim, Sıyâm, 46 [1096]) Onun sahurla ilgili söz ve uygulamalarından hareketle fakihler, sahura kalkmanın ve sahuru geciktirmenin sünnet olduğunu söylemişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/105) Âlimler, sahurun oruca dayanma gücü verdiğini, maddî-manevî bereketlere vesile olacağını bildirmişlerdir. Çünkü kişi sahura kalkmakla seher vaktini uyanık geçirmiş ve bu vakitte hem dua hem de istiğfar etmek suretiyle cennet ehlinin özelliklerine sahip olmuştur. (ez-Zâriyât, 51/18) Bu şekilde manevî lezzetlerle başlanan oruç daha canlı, daha şevkli tutulur. Bu tür maddî-manevî bereketleri olan sahur, ihmal edilmemelidir.
GÜCÜ OLDUĞU ORUÇ HÂLDE TUTMAYAN BİR KİMSE FİDYESİNİ VEREREK KURTULMUŞ OLUR MU?
Oruç için fidye verilmesi, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlı kimseler ile iyileşme ümidi olmayan hastalar için geçerlidir. Oruç tutmaya gücü yettiği hâlde tutmayan veya geçici bir sebeple tutamayan kimseler hakkında fidye hükmü yoktur (Müslim, Sıyâm, 149,150). Mazeretsiz oruç tutmayanların, tutmadıkları oruçları kaza etmeleri ve tövbe istiğfar etmeleri gerekir. Ayrıca, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, fidye vermiş bile olsalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse tutamadıkları oruçları Hanefîlere göre kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyeler oruç borcunu düşürmez. (Kâsânî, Bedâî’, II, 105; Merğînânî, el-Hidâye, II, 270).
BEYYİNE SURESİ (1-5)
Rahman ve Rahman olan Allah’ın adıyla!
1. İster Kitap ehli olarak bilinen Hristiyanlar ve Yahudiler olsun, isterse ahireti, peygamberleri ve kutsal kitapları inkâr eden müşrikler olsun, Allah hakkında yanlış düşüncelere kapılarak inkara saplananlar kendilerine apaçık bir delil gelmedikçe ve içine saplandıkları batıl inancın yanlışlığını apaçık gözler önüne seren bir din ile karşılaşmadıkça durumlarını değiştirecek, zulüm ve inkardan vazgeçecek değillerdi.
2. O apaçık delil Allah tarafından gönderilen ve hiçbir tahrifata uğramamış tertemiz sahifeler okuyan ve böylece insanlığı doğru yola davet eden bir peygamberdir.
3. Peygamberin okuyup yaşayarak tebliğ ettiği bu sahifeler içinde, insanı dünya ve ahirette kurtuluşa ulaştıran dosdoğru hükümler Allah’a teslimiyet ve kulluğun mükemmel ilkeleri vardır. İşte bu özellikleri barındıran apaçık bir belgeyi yani, Kuran’ı Allah’ın Resulü ile o insanlara götürmezseniz, onların isyan, küfür ve şirk gibi yanlışlarını bırakarak iman etmelerini hakka yönelmelerini bekleyemezsiniz.
4. Ama ne var ki kendilerine kutsal kitap emanet edilmiş olan ve son peygamber zuhur eder etmez ona iman edeceklerini öne süren Yahudi ve Hristiyanlar asıl kendilerine bu apaçık delil geldikten sonra inanç birlikteliklerini bozup hak dinde ayrılık çıkardılar.
5. Oysa onlara tertemiz bir inançla bir tek Allah’a yönelerek ve her konuda onun hükmüne boyun eğerek yalnızca ona kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekât vermeleri emredilmiştir. İşte budur insanı kurtuluşa iletecek dosdoğru din!
Bakmadan Geçme


