• Haberler
  • Sağlık
  • Oran her geçen gün yükseliyor! Her 5 kişiden 1'i tuzağa düşüyor

Oran her geçen gün yükseliyor! Her 5 kişiden 1'i tuzağa düşüyor

TÜİK'in 2025 Sağlık Araştırması verilerine göre her 5 kişiden 1'i obez. İleri Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Aslı Cemile Özatan, obezitenin altında yaşam tarzı hataları, metabolik sorunlar ve fiziksel aktivite yetersizliğinin yattığını vurguladı

Haberin Özeti

  • • TÜİK'in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması'na göre obezite oranı %21,8'e yükselirken, her 5 kişiden 1'i obez olarak değerlendiriliyor.
  • • Obezite, kadınlarda %24,8 ile erkeklerden (%18,7) daha yaygın olup, 2022'den 2025'e %20,2'den %21,8'e artış gösterdi.
  • • Diyetisyen Aslı Cemile Özatan, obezitenin aşırı beslenme dışında yaşam tarzı hataları, metabolik sorunlar ve fiziksel aktivite yetersizliğinden kaynaklandığını belirtti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, obezitedeki yükselişi bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye'de obezite oranı yüzde 21,8'e yükselirken, kadınlarda obezite oranı yüzde 24,8 olarak belirlenirken, erkeklerde bu oran yüzde 18,7 seviyesinde kaldı. Açıklanan verileri Konya Demeç Gazetesi'nden İsmail Poçan'a değerlendiren İleri Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Aslı Cemile Özatan, obezitenin yalnızca fazla yemek yemekten kaynaklanmadığını, yaşam tarzı ve metabolik sorunların da önemli rol oynadığını söyledi.

Oran her geçen gün yükseliyor! Her 5 kişiden 1'i tuzağa düşüyor

OBEZİTE SON DÖRT YILDA ARTTI

TÜİK verilerine göre 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken, 2025 yılında yüzde 21,8’e yükseldiğini, bu artışın dikkat çekici olduğunu belirten Özatan, “Bugün artık her 5 kişiden 1’i obez olarak değerlendiriliyor. Bu tablo, toplum sağlığı açısından önemli bir uyarı niteliğinde” dedi.

KADINLARDA OBEZİTE DAHA YAYGIN

Araştırma sonuçlarına göre kadınlarda obezite oranı yüzde 24,8 olarak belirlenirken, erkeklerde bu oran yüzde 18,7 seviyesinde kaldığını, fazla kilolu olma oranının ise erkeklerde yüzde 43, kadınlarda yüzde 32 seviyelerinde olduğunu ifade eden Özatan, kadınların obezite açısından daha yüksek risk altında bulunduğunu vurguladı.

OBEZİTENİN TEMELİNDE YAŞAM TARZI HATALARI VAR

Obezitenin yalnızca aşırı gıda tüketimiyle açıklanamayacağını belirten Özatan, “Obezitede yaşam tarzı alışkanlıkları belirleyici oluyor. Fiziksel aktivite yetersizliği, kronik inflamasyon ve insülin direnci obezitenin temel nedenleri arasında yer alıyor. Kilolu bir bireye sadece çok yemek yemiş gözüyle bakmıyoruz. Altta yatan metabolik süreçleri de değerlendirmek gerekiyor” diye konuştu.

KÖK NEDENLER ARAŞTIRILMALI

Fonksiyonel tıp yaklaşımında semptomlardan çok hastalığın temel nedenlerine odaklandıklarını belirten Özatan, “Kilo problemi yaşayan birçok kişide farklı sağlık sorunları da eşlik ediyor. Diyabet, polikistik over sendromu, migren, sedef hastalığı, alerjiler, bağırsak problemleri ve infertilite gibi pek çok sağlık sorununun arkasında benzer mekanizmalar bulunabiliyor. Biz bu hastalıklara değil, onları ortaya çıkaran kök nedenlere odaklanıyoruz” ifadelerini kullandı.

MİDE ASİDİ VE BAĞIRSAK SAĞLIĞINA DİKKAT

Toplumda sık görülen reflü, kabızlık ve bağırsak düzensizliklerinin de kilo kontrolünü zorlaştırdığını belirten Özatan, “Mide asidi yetersizliğinin göz ardı edilen önemli sorunlardan biri. Ne kadar doğru beslenirseniz beslenin, vücudun aldığı kadar atabilmesi de gerekiyor. Sindirim ve boşaltım sisteminin dengeli çalışması sağlıklı kilo yönetiminin temel parçalarından biridir” dedi.

KRONİK HASTALIKLAR KİLO PROBLEMLERİNE EŞLİK EDİYOR

Danışanlarının büyük bölümünün yalnızca kilo verme amacıyla değil, kronik sağlık sorunları nedeniyle başvurduğunu belirten Özatan, “Bana gelen danışanların yaklaşık yüzde 70’inde kronik hastalıklar bulunuyor. Obezite çoğu zaman tek başına bir sorun değil; bağırsak problemleri, hormonal bozukluklar ve metabolik hastalıklarla birlikte görülüyor.” şeklinde konuştu. 

İYİLEŞEREK ZAYIFLAMAK MÜMKÜN

Kalıcı kilo kaybının ancak yaşam tarzı değişikliğiyle sağlanabileceğini, bağırsak mikrobiyotasının da bu süreçte önemli rol oynadığını belirten Özatan, “Amacımız sadece kişinin kilo vermesi değil. Ruhsal, zihinsel ve fiziksel iyilik halinin aynı anda güçlenmesini hedefliyoruz. Kalıcı sonuçlar ancak bu şekilde elde edilebilir” diye konuştu.

UYKU VE HAREKET KİLO VERMEDE KRİTİK ROL OYNUYOR

Kilo kontrolünde uyku düzeninin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Özatan, “Uyumayan veya kaliteli uyuyamayan bir kişinin sağlıklı şekilde kilo vermesi çok zordur. Vücut gece boyunca onarılır, yenilenir ve yağ yakımı süreçleri aktif hale gelir” dedi. Günlük hareketliliğin artırılması gerektiğini de ifade eden Özatan, özellikle 40 yaş sonrasında direnç egzersizlerinin önem kazandığını belirterek haftada en az iki gün düzenli direnç antrenmanı yapılmasını önerdi. Kilo verirken kas kütlesinin korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Özatan, “Sadece tartıdaki rakamın düşmesine odaklanmamak gerekiyor. Kas kaybıyla verilen kilo sağlıklı değildir. Doğru protein alımı ve düzenli egzersizle kas dokusunu korumak gerekir” ifadelerini kullandı.

FAST FOOD TÜKETİMİ OBEZİTEYİ TETİKLİYOR

Hazır ve işlenmiş gıdaların obezite üzerindeki etkilerine de değinen Özatan, fast food ürünlerinin yalnızca yüksek kalorileriyle değil, içeriklerindeki katkı maddeleri nedeniyle de risk oluşturduğunu söyledi. “Fast food ürünlerinde bulunan katkı maddeleri, soslar ve işlenmiş içerikler vücutta inflamasyonu artırabiliyor. Ayrıca hızlı tüketim nedeniyle kısa sürede yeniden açlık hissi oluşuyor ve bu da aşırı kalori alımını beraberinde getiriyor” dedi.

FAST FOOD İSTİSNAİ DURUMLARDA TERCİH EDİLMELİ

Fast food tüketiminin alışkanlık haline getirilmemesi gerektiğini belirten Özatan, “Zaman kazanmak amacıyla sürekli fast food tercih etmek yerine planlı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanılmalı. Çok özlenen bir lezzet zaman zaman tüketilebilir ancak bunun günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi sağlık açısından ciddi riskler doğurur” ifadelerini kullandı.

Bakmadan Geçme