1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Önder Kutlu

  3. Tezkere ve Cumhurbaşkanlığı seçimi ekseninde muhalefet
Prof. Dr. Önder Kutlu

Prof. Dr. Önder Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Tezkere ve Cumhurbaşkanlığı seçimi ekseninde muhalefet

A+A-

Millet İttifakına mensup muhalefetin önümüzdeki 20 ayı kolay geçmeyecek. Seçimlerin zamanında yapılacağını düşündüğümüz 2023 yılına kadar zorlu bir süreç bekliyor kendilerini. Sadece cumhurbaşkanı düşmanlığı üzerinden kurguladıkları birlikte olma düşüncesi her önemli meselede, toplumu etkileyen her kritik konuda bir kez daha deneniyor.

Bunlardan biri tezkere oylaması nedeniyle dündü. İyi parti, HDP ve CHP’den ayrı konumlandı. Ayrı kalmak zorunda kaldı. Terör, iç-dış güvenlik meseleleri İP seçmeni için çok önemli. Nihayetinde bu partinin ana kitlesini oluşturan kesim, milliyetçi reflekslerle hareket ediyor.

Benzer tartışmalı alanlar nedeniyle bu partiden kopmalar olmuştu; bundan sonra da ayrılıkların devam edeceğini öngörebiliriz. Kopanlar Ümit Özdağ’ın partisine gidebilecekleri gibi MHP ya da Ak Parti’ye da katılabilirler.

Bu kadar parçalı, bu kadar birbirinden ayrı, bu kadar büyük bir kitleyi kontrol etmek ve bir cumhurbaşkanı adayına oy vermeye yönlendirmek özel beceri ve maharet ister. Mevcut liderlerinin bu kapasitede olduğuna inanmıyorum.

Daha geçen gün makam araba saltanatı adı altında iktidara Mercedes eleştirisi yapan bir liderin de aynı marka makam aracına bindiğini canlı yayında açıklamak zorunda kalmasının, mesela, seçmen kitlesinde hangi etkiyi meydana getirdiğini anlamak için dahi olmaya gerek yok.

Veya aynı konuda ve aynı konuşmasında bile çelişkili ifadeler kullanan CHP liderinin o kadar geniş bir kitleye yapabileceği birlik, beraberlik vurgusunun etkisi hangi seviyede olacaktır?

Bölücülüğü savunduğu, Kandil’den emir aldığı aşikâr olan HDP’nin Anadolu coğrafyasında İttifak için getireceğinden daha büyük bir kitleyi götürecek olduğunu kim inkâr edebilir?

İttifak üyesi bir parti liderinin bir hatası diğer parti seçmelerince de not edilir. ‘Almanlar yenilince, yenilmiş sayılma’ hikâyemiz gibi…

Üzerinde uzlaşabildikleri bir aday ismini bile kamuoyuna telaffuz etmekten imtina eden, belki de korkan bir ittifakın ülkenin birlik ve beraberliğini savunması beklenen bir pozisyona aday gösterebilecek olması aslında korkutucu bir durum.

Seçmen olarak bilmek istiyorum: Kim ya da nasıl bir cumhurbaşkanı tahayyülleri var? Adalet, dürüstlük, vatanperverlik ve iyi kalplilik gibi kelimelerin ötesine geçmeleri gerektiğinin farkında değiller.

Eğer, ‘bu gitsin de kim gelirse gelsindeniyor ve mevcut cumhurbaşkanı üzerinden bir denklem kurmaya çalışılıyorsa bu da kabul edilebilecek bir durum değil. Son seçimde toplumun yarıdan fazlasının oyunu almayı başarmış, son 19 yılda girdiği her seçimi kazanan, referandumlarda istediğini alabilen biri bu muameleyi hak etmez.

Ekonomik sorunlar, sosyal problemler, kültürel bozulma gibi kelime ve kavramlar da durumu açıklama kâfi değil. Her şeye rağmen iyi durumdayız. Daha iyisini de talep etme hakkımız var.

En son Büyükelçi hadisesi gözümüzün önünde cereyan etti. Önceki yazımızda ifade ettiğimiz çerçeve aynen gerçekleşti. Geri çekilmek, tükürdüklerini yalamak zorunda kaldılar: Hem de tüm dünyanın gözü önünde.

Bir cumhurbaşkanından daha fazla ne beklenecekse, muhalefet bunu izah etmelidir. Ülkeye bir başbakan getirildiğinde tüm sorunlar çözülecek mi? Güçlendirilen Parlamenter sistem insanların cebine para mı koyacak, salgını mı bitirecek, teröristleri mi dizginleyecek?  Önceki 95 yılda başbakanlar ne yaptı da, yeni başbakan onu yapacak?

Hele bir de geçiş döneminde, yani eski düzeni getirinceye kadar mevcut sistemle devam edilecek deniyor ya, bu her şeyi yerle yeksan ediyor.

‘Komünist düzen getirinceye kadar, yani sınıfsız, ayrıcalıksız ve özel mülkiyetsiz bir toplumu tesis edinceye değin Komünist parti iktidarda olacak ve tüm ayrıcalıkları ve özel mülkiyeti ortadan kaldıracak’ diyenlere döndüler.

Marks’ın ideolojisi hiçbir zaman hayata geçiril(e)mediği gibi, Komünist parti devlet yerine geçti, mensuplarına akla hayale gelmeyen ayrıcalıklar tanıdı, devlet ve millet mülkiyetindeki zenginlik parti yöneticilerinin oldu.

Yine aynı hikâye: ‘Başkanlık sistemini bitirinceye kadar, biz başkan olacağız’ deniyor.

Muhalefetin bu açmazları Cumhur İttifakı’na yarar. Ülkenin gerçekçi gündemlere ve somut başarı hikâyelerine ihtiyacı var.

Unutmayalım: İyi muhalefet, iyi iktidar getirir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT