Cem Ali Yaman

Sevmediğimle bal yemem sevdiğimle taş taşırım

Cem Ali Yaman

Sonlu bir dünyanın dizleri dibinde sonsuzluğu arzuluyorum. Adım adım kabrime doğru yol alıyorum. Dünya bir nefesti oda şimdi esti diyor Şair ben kalbi mateme çalmış bir bülbülün ahuzarıyım. Gülüne bülbül konmuş dertli yanıyım. Gençliğim bilinmezlerin içinde çırpını çırpını salıyor. Ömür dediğin hazine sanma ki azalıyor inandıkça çoğalıyor.

           Necip Fazılın dediği üzere bakmayın aynalar öyle yüzüme dikdik işte yakalandık kelepçelendik. Görebilene Gökyüzü ve yeryüzü birer ayna değil mi? Beni bağrımdan yaralayan da bu değil mi? Ayna ayna söyle kalbimin kırılgan ve direngen yanlarına benim yalnızlığıma fısılda iyileştirecek olan sevginin muştusu altında

           Sevmekle evvela kendisini iyileştirmeli insan, eskiyen yanlarını onarmalı, kırılmış hallerini tamir etmeli, terk edilişlerini güçlendirmeli, korkularını yenmeli, azlarını çoğaltmalı, çokluklarını törpülemeli evvela kendisine dokunmalı ve sonsuzluğa açılan kapının gönül dünyası olduğunu bilmeli ve yaşamalı

***

           Katıldığım pek çok seminerde katılımcılara şu soruyu yöneltiyorum. İnsanın en iyi arkadaşı kim? 7-70 cevap kimi zaman kendisidir olmuyor. İnsanın bu hayatta en yakın arkadaşı bir gün her şeyi terk edecek olandır. Sonsuzluğa götürdüğüdür. Seçimlerindir. Kararlarındır. Bilinç ve bilinçdışından gelen halleridir. Şair Cahit Zarifoğlu’nun da dediği Burası dünya! Ne çok kıymetlendirdik. Oysa bir tarla idi ekip biçip gidecektik. Ektiklerimizin de  biçtiklerimizin de hayat denilen bu yolculukta bir sonu olduğunun bilinci bizlerin neyi ektiğimizi ve nasıl ektiğimizi hem nitelikçe hem nicelikçe ortaya koyacaktır.

Buluğ çağında başlayan mesuliyet aklın ve iradenin işlevinde bir hal alınca yapıp ettiklerimiz bir anlama ulaşır. Biz bir anlam üzere bu dünya ya gelmiş bu dünyayı bir anlam üzere kılmanın hüviyetine talip kılınmışızdır. İnsan yapıp ettiklerinden mesuldür. Sizi iman ettik dedikten sonra başıboş bırakılacağınızı mı sandınız (Ankebut-2) ihtarı bize gösteriyor ki insan seçilmiş ve seçecekleri üzerinden var olmak üzere var olmuştur.

***

Seçiyorum sevgi bahçelerinden gönül pınarlarından ruh iklimlerinden yıldız haşmetlerine kum taneleri adedince seçiyorum. Hayat ibriğimden dökülen nazende baharları. Bir çocuğun umududur bakışlarını ve bir sevgilinin yitip giden kavuşmalarını

Ben yine de şiire ve türküye banayım! Bir kırkikindi yağmurları ıslatsın ten cağızımı ben koşar adım abı hayat pınarları kovalayayım safa ve merve tepeleri sarsın sızlayan yanlarımı ben dokunaklı bir hayat neydi onu hatırlayayım

***

Bu kadar seçme hali hangi özgürlüğümü zapturapt eder ve hangi kartal tavuktaki kümese ufukta gördüğünü izah eder ben bilemem. Kanayan yanlarımız Eyüp Peygamberin kanayan yanlarından ne kopardı hangi kuşun ahı kaldı hangi günahın son baharı sardı ve hangi şehrin yabancısıyım hangi vatanın yerlisi

Özümde patlamaya domurmuş hakikat sancısı! Ufukta bekleyen kızıl bir gonca gonca da hasret türküsü özümde çile çilemde vatan vatanda ezan dinmesin mabedimin her yanında o kutlu nidam inmesin.  Ben sevdiğimle taş taşır sevmediğimle bal yemem!

Mahzenlerde beklemek ziyan artık, yiğidim

Fecr-i sâdık vaktidir; uyan artık yiğidim

Ateşlere girsen de, dayan artık yiğidim

Hakikate dönüyor rüyan artık, yiğidim

Şair Nurullah Genç

Yazarın Diğer Yazıları