Fatma Yılmaz

Bayramımız mübarek olsun

Fatma Yılmaz

Bugün arife, yarın Kurban Bayramı’nın ilk günü.

Allah hepimizi nice bayramlara eriştirsin, Kurban Bayramımız mübarek olsun.

Dinimizde Kurban Bayramı çok önemli.

Çünkü Kurban Bayramı, yalnızca bir ibadetin yerine getirildiği günler değil; aynı zamanda gönüllerin birbirine yaklaştığı, sofraların bereketle dolduğu, kardeşliğin yeniden hatırlandığı müstesna zamanlardır.

Paylaşmanın ve sıla-i rahimin en çok hissedildiği zamanlardır aynı zamanda.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de, “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; Allah’a ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır.” buyurulur. Bu ayet, kurbanın özünde samimiyet, paylaşma ve kulluk bilincinin bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Rabbimizin bu emrine sıkı sıkıya sarılmamız gerektiği apaçık ortadayken tüm küslükleri de bizim ortadan kaldırmamız gerekir. Tüm cömertliğimizi de ortaya koymamız gerekir. Küs olduklarımızla barışacağız, kurbanımızı paylaşacağız…

Peygamber Efendimizin “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” hadisi, sofralarımızın yalnızca ailemize değil, ihtiyaç sahiplerine de açık olması gerektiğini hatırlatır. Çünkü paylaşmak, nimetin bereketini artırdığı gibi kalpleri de birbirine yaklaştırır.

Bayramın ruhu yalnızca kurban etini dağıtmakla da sınırlı değildir. Asıl mesele, gönülden gönüle köprü kurabilmektir. Kırgınlıkların son bulduğu, büyüklerin ziyaret edildiği, yetimlerin sevindirildiği bir bayram; gerçek anlamını ancak böyle bulur.

Bugün dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de işte bu merhamet iklimidir. Gazze’de mazlumlar inim inim inlerken, biz onları unutursak gerçek kulluğa erişmiş olmayız. O sebeple en çok Gazze’yi düşünmeli, Gazze için bir şeyler yapmalı, hiç değilse dua etmeliyiz.

Peygamber Efendimiz, "İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle (ona buğz etsin). Bu ise imanın asgarî gereğidir” buyurmuştur.

O sebeple, imanın en zayıf halkası da olsa, bunu yerine getirmemiz gerekir.

Yazıma son verirken bir konuyla son satırlarıma yer vermek istiyorum.

Trafik kazaları nedeniyle bayramlarımız hüzün doluyor. Ne yazık ki trafikte birbirimize saygı duymuyor, kurallara uymuyoruz. Bunun sonucunda da bayramlarımız zehir oluyor.

Oysa hoşgörü ve saygı, yukarıda da bahsettiğim üzere sadece sofrada değil direksiyon başında da gereklidir. Acelecilik, öfke ve tahammülsüzlük; bayram sevincini acıya dönüştürüyor. Trafikte yol vermek, sabırlı olmak ve kurallara riayet etmek de bir kul hakkı hassasiyetidir.

Lütfen daha dikkatli olalım. Hayırlı bayramlar diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları