Çalışmak imandandır
Fatma Yılmaz
Günümüzün en büyük sorunlarından biri de ne yazık ki ev gençlerimiz. Gençlerimiz artık çalışmak istemiyor. Sosyal medyadaki şatafatın getirdiği hevesle, kolay yoldan para kazanmanın derdine düşmüş herkes.
Oysa dinimiz çalışmayı imandan sayıyor.
Dinimize göre emek, sadece ekonomik bir faaliyet değil; aynı zamanda ahlaki ve manevi bir değer olarak tarif ediliyor. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Sizden birinizin, sırtında odun taşıyıp satması, insanlardan istemesinden daha hayırlıdır” buyruğu; emeğin izzetini ve insanı yücelten yönünü açıkça ortaya koyar.
Peygamber Efendimizin bu öğüdü, üretmenin ve helal kazancın ibadet sayıldığını göstermez mi?
Kur’an-ı Kerim’de ise, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” (Necm, 39) ayeti, emeğin karşılıksız bırakılmaması gerektiğini temel bir ilke olarak ortaya koyar.
Daha yalın ifadeyle, dinimiz işçi hakkının korunmasını zorunlu kılar. Çünkü alın terinin karşılığını vermemek, sadece bir ekonomik ihlal değil, aynı zamanda bir kul hakkıdır. İşçinin hakkını yemek çok büyük günahtır.
Bugün çalışma hayatında karşı karşıya kalınan sorunların önemli bir kısmı burada başlıyor işte. Kazanalım ama her şey mübah anlayışı hem işvereni hem işçiyi çıkmaza sokuyor. İşçi, yaptığı işi en güzel şekilde yapma sorumluluğu taşırken; işveren de çalışanın hakkını zamanında ve eksiksiz vermekle yükümlüdür.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “İşçiye ücretini, alın teri kurumadan veriniz” hadis-i şerifi bu sorumluluğun ne kadar hassas olduğunu göstermektedir.
İşverenin, çalışanını bir “kardeş” olarak görmesi; ona kendi hayat standardına yakın bir yaşam sunmayı hedeflemesi ve gücünü aşan yükler yüklememesi, İslam’ın sosyal adalet anlayışının temelini oluşturur. Aynı şekilde işçinin de işini ihmal etmemesi, emanete riayet etmesi ve dürüstlükten ayrılmaması gerekir.