Sofralarımız boş kalmasın!
Fatma Yılmaz
Ramazan ayının ilk 5 gününü geride bıraktık. Rabbim bizi bu günlere kavuşturdu çok şükür. Huzurlu bir Ramazan ayı geçiriyoruz.
Havaların serinliği ve yağmurun bereketi ile daha bir neşeleniyoruz.
Rabbim bizi rahmetinden mahrum etmiyor. Şu mübarek günlerin hatırına bizleri, kurdu, kuşu ve bitkileri susuz bırakmıyor.
O sebeple Rabbimize şükrümüzü eksik etmemeli, ibadetlerimizle kulluk etmeliyiz.
Ramazan ayının güzelliklerinden ve sevaplarından da mutlaka istifade etmeliyiz.
Paylaşmanın, rahmetin, bereketin ve mağfiretin ayı olan Ramazan’da, sofralarımızı sevdiklerimizle paylaşmak, komşularımızı, akrabalarımızı gözetmek hepimizin vazifesidir.
Sofralarımızı mutlaka paylaşmalıyız.
Zira Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) üç kişilik bir yemeğin dört kişi yenebileceğini ve bereketin artması için ayrı ayrı değil birlikte yenmesi gerektiğini buyurmuştur. Kendisine "biz doymuyoruz" diyen kimselere birlikte yemelerini yani paylaşmalarını öğütlemiştir.
Biz sofralarımızı ne kadar paylaşırsak, bereket ve saadetimiz o denli artar. Dinimizde paylaşmak büyük bir erdem olarak kabul edilir. Rızık, paylaştıkça bereketlenir.
O sebeple Ramazan ayının en güzel nimetlerinden biri olarak paylaşmayı asla ihmal etmeyelim.
Ramazan ayında nefsimizi terbiye ederken, şatafatlı, lüks sofralardan ve israftan kaçınalım. Bir tas çorba bile olsa bu çorbayı sevdiklerimizle, ihtiyaç sahipleriyle, komşularımızla, akrabalarımızla birlikte içelim.
Birlikte rahmet vardır, Rabbim rahmetini üzerimizden esirgemesin.