Gökmen Yalpır

Akran nezaketsizliği

Gökmen Yalpır

Eğitimi, istendik davranışları elde etme sanatı olarak tanımlayabiliriz. Bu konuyu seçme amacım, hem konuya yakından muttali olmam hasebiyle, hem bizatihi eğitimin içinde olmam hasebiyle ve hem de uzun yıllar eğitimi deruhte etmem hasebiyle mesele hakkında söz söyleme ve fikir beyan etme hakkımın olduğunu düşünüyorum. 

Akademik camia içinde 'akran zorbalığı'  şeklinde ifadesini bulan Milli Eğitim Bakanlığının çok doğru bir yaklaşımla 'akran nezaketsizliği' olarak değiştirdiği ifadeyi fevkalade doğru buluyorum. 

Zira, olumsuz kavramları kullanarak yanan ateşe bir de odun taşımak , son derece yanlış olurdu. 
Ben deniz, 'akran nezaketsizliği' meselesini belli açılardan ele alacağım. 

1- Öncelikle eğitim sistemimizde ahlaki, etik, moral, kültürel ve manevi ve çağdaş değerler daha ciddi ve müfredat içinde daha fazla yer almalıdır. Zira ahlaki, etik ve manevi değerlerden yoksun bir eğitim sistemi her zaman ve her seferde yolda kalmaya, patinaj yapmaya ve dahi istenilen hedefe çok geç bir zamanda ulaşmaya ve hatta hedeflere varamamaya sebep olacaktır. Moral değerler yeterince verilmezse eğitim kör ve topaldır. Her çocuğun başına bir kamera, bir güvenlik görevlisi dikemeyeceğimize göre, manevi kameralarla çocuklarımızı çok daha iyi disipline edebiliriz. 

2- Gelenek, görenek ve kültürel değerlerimizden yoksun bir eğitim anlayışı kadüktür. Ebeveynine saygısı olmayan bir eğitim anlayışı, her seferinde öğretmenine de, müdürüne de, güvenlik görevlisine de, hizmetlisine de ve öğrenim gördüğü kurumuna da saygı duymaz. Evde anne, babasına ve kardeşlerine her istediğini yaptırabilen bir çocuk, okulda da her istediğinin de mutlak yapılmasını istemesi hiç de zor değildir. 

3- Eğitimde çağdaş normlar da son derece önemlidir. Ancak çağdaş normları vereceğiz diye, telegramdaki şans oyunlarını, bahis ve kumarı ve dahi savaş oyunlarını deruhte eden ve hatta satanist senaryoları içeren oyunlara öğrencileri yönlendirirsek sonucun farklı olmasını beklemek çok fazla iyimserlik olur.

4- Ayrıca öğretmen saygınlığının, okul idaresinin yetkilerinin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni açılımla meselenin ele alınması gerekir. Ve gene okuldaki 'öğrenci davranışlarını değerlendirme kurulu',  'disiplin kurulu' ve rehberlik servislerinin daha etkin hale getirilmesi ve işlevselliklerinin artırılması gerekir. 

Öğretmenler Kurulu kararlarının, zümre öğretmen kurulu kararlarının, şube öğretmenler kurulu kararlarının,  ' tırnak içinde' o okulun  anayasası kadar değerli ve işlevsel olmalıdır. 

5- Okulların güvenlik görevlilerinin etkin ve güvelik birimlerimizle entegre edilerek çalıştırılması gerekir. En küçük bir şüpheli durum söz konusu olursa, müdahil olacak yetki ve konum ve donanıma sahip olması gerekir. 

6- Eğitimde sağlıklı bir noktaya gelelim diye, öğrenci-öğretmen-idare işbirliğini sağlayacağız diye, veliye genel müdürlük yetkisi verilmemeli. En küçük bir yönerge cümlesi, bir CİMER şikayeti ile karşılık bulmamalı. Bu tip kolaycı yaklaşımların doğru olmadığı durumlar söz konusu olunca, hukuki, sosyal ve ekonomik bir karşılıkla tecziye edilmeli. 

Bence bu yazı, bir denemedir. Olayın, öğrenci boyutu var, öğretmen boyutu var, idari boyutu var, veli boyutu var, güvenlik boyutu var, toplumsal boyutu var, teknolojik cihazlar boyutu var ve eğitimin manevi değerlerle bezenmeyen boyutu var. 

Daha çok akademik, daha çok etik, ahlaki, manevi ve kültürel değerlerle mücehhez hale getirilmeli. 
Saygılarımla... 

Yazarın Diğer Yazıları