Değerli dostlar, yazılarımı genellikle Türkiye'nin meseleleri çerçevesinde kaleme aldığım ve bu çerçevede değerlendirme, görüş ve öneriler getirdiğim hususu, son derece değerli. Kendi meselelerimizi, toplumun meselelerini, kurumların meselelerini ele alan yazılar elbette değerli. Ancak ülkemizi ilgilendiren meseleler de sadece Siyasi Arena'ya bırakmayacak kadar değerli.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) 39. Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde yaptığı konuşmada DEİK’in, Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle perçinlediğini vurguladı.
Konuşmanın içeriğinde de vurgulandığı üzere konunun DEİK'in kurduğu ticari köprüler var, bir de kurulan ve hatta ticari köprülerden daha önce kurulması gereken 'Gönül Köprüleri' mevzusu var.
Aslında bizim tarihi misyonumuz ile atiye bakışımız olan vizyonumuzu birleştirip bütünleştirdiğimiz zaman müthiş bir 'SİNERJİ' oluşması da çok doğal ve olası görünüyor. Ne var ki, tarihi misyon ve ati vizyonumuzun bütünleşmesinden korkan bir güruh, sürekli 'istemezük' nakaratını terennüm edip duruyor.
Zira gücünü sadece atinin vizyonuyla şekillendiren toplumların, menzili ya yoktur veya çok kısa mesafelidir. Ve her zaman tökezleyebilirler. Ne yazık ki, birileri kendi kuyularını, kendi elleriyle kazıyorlar. Kendi kazdıkları kuyuya düşünce de kendilerini kuyudaki 'Yusuf' diye lanse etmeye çalışıyorlar. Üzüntü verici…
Türkiye'yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez hâline dönüşmektedir ve dönüşecektir de.
DEİK aslında, üretim alanında, pazarlama alanında, istihdam alanında, ticari faaliyet alanında, ithalat ve ihracat alanında bilgi eksiği olan, üretici, pazarlamacı, sanayici, ihracatçı ve ithalatçılara kurumsal veya bireysel destek vermektedir.
Sıfır Atık Forumu 2026 mevzusuna gelince,
Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın öncülüğünde büyüyen Sıfır Atık Hareketi, iklim eylemini uygulamaya dönüştürmek amacıyla Sıfır Atık Forumu 2026 ile yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
İstanbul Sıfır Atık Haftası'nın merkez etkinliği olan ve 5-7 Haziran tarihlerinde Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilen forum, 183 ülkeden temsilcileri, 20'nin üzerinde devlet başkanını, 120'nin üzerinde bakanı, 200'den fazla belediye başkanını, uluslararası kuruluşları, iş dünyasını, akademiyi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirerek, dünyanın en kapsamlı sıfır atık ve sürdürülebilirlik buluşmalarından birine ev sahipliği yapmıştır.
Ana sloganını 'öze dönüş bileti' şeklinde billurlaştırmıştır.
Ayrıca COP 31'in ön ayağına zemin hazırlamıştır.
Olayın bir başka boyutu da, ülkemizin ulusal ve uluslararası organizelerdeki deneyim, tecrübe, birikim ve başarılarını, bu tip organizeler ile tescil etmesidir. Üstelik böylelikle ülkemizin ve milletimizin ınternational hiterlandında daha da prestijini artırmaktadır. Böylece ekonomik, siyasal ve askeri anlamda da yeni açılımlara zemin hazırlamaktadır.
Sıfır Atık Forumu 2026, sıfır atığı yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı olarak değil, aynı zamanda sera gazı emisyonlarının azaltılmasında, kaynakların korunmasında ve sürdürülebilir kalkınmanın hızlandırılmasında etkili bir iklim eylemine aracılık etmektedir.
Uzmanlar bu yönü ile bile, Sıfır Atık Forumu 2026 ve COP31 ülkemizin gayri safi milli hasılasına 15 milyar dolarlık katkı sağlaması muhakkaktır.
Gelin meseleye bir de, İslami ve tarihi anlayışımız açıdan ele alalım. Kuran'ı Kerim 'yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz' buyurmaktadır. Dünyadaki bir çok ülke ve bir çok insanın çöpe attığı gıda atıklarının, şu anki dünyadaki açlık meselesini çözebilecek noktada olması, çok manidar değil mi?
Allah dostu diye bilinen bir çok Allah Dostunun; nimete, çevreye, ekolojik dengelere, canlılara ve insana saygıdan dolayı, bu makama geldiklerini unutmayalım.
Gelin yapılan güzelliklere motor, oluşan çirkinliklere fren olalım. Saygılarımla...