Eski, rağbet olsaydı, 'bit pazarına nur yağardı' deyimi veya ata sözü çok manidar değil mi ?
İnsanın, dünyanın, olayların seyri, her şeyin eskiye doğru gittiğini gösteriyor.
I. Dünya Savaşı'na bakacak olursak, II. Dünya Savaşı'na bakacak olursak hep Emperyalizmin ve Siyonizm’in çıkarlarını korumaya yönelik olduğunu görürüz.
I. Dünya Savaşı, dünyada emperyalistlerin vampirliklerini yapabilmesi için, barışın, adaletin ve istikrarın tek temsilcisi olan Osmanlı Devleti’nin parçalanması ve küçük parçalara ayrılarak bölünüp yutulması gerekiyordu.
Birinci Dünya Savaşı'nda emperyalizm, büyük devletlerin hammadde ve pazar arayışı, sömürge rekabeti ve dünyanın yeniden paylaşılması mücadelesi olarak öne çıkmıştır. Bu süreç, sanayileşen ülkelerin ekonomik çıkarları doğrultusunda küresel bir çatışmaya zemin hazırlamıştır.
Savaşın Ekonomik ve Siyasi sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz.
1-Pazar ve Hammadde Arayışı
2- Sanayi Devrimi sonrası büyüyen Avrupa ekonomilerinin ucuz hammadde ve yeni pazar ihtiyaçları.
3-Sömürge Yarışı, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi büyük devletlerin Afrika ve Asya üzerindeki hakimiyet mücadelesi.
4- Paylaşım Kavgası, Dünyanın zenginliklerinin mevcut güçler tarafından paylaşılmış olması nedeniyle geç kalan Almanya'nın yeni paylar istemesi.
Yine İİ. Dünya Savaşı değerlendirdiğimiz zaman da;
1-Yeniden Paylaşım Kavgası: Birinci Dünya Savaşı'ndan arzuladığını bulamayan Almanya ve İtalya'nın, dünya pazarlarını ve sömürgeleri ele geçirmek için agresif bir yayılmacılık izlemesi.
2-Hammadde ve Pazar İhtiyacı: Sanayileşen büyük güçlerin, askeri ve ekonomik üstünlük kurmak amacıyla petrol, kömür ve tarım bölgelerini kontrol altına alma isteği.
3-Faşist Yayılmacılık: Almanya'nın, (yaşam alanı) politikasıyla Doğu Avrupa'yı sömürgeleştirme ve Japonya'nın Asya'da Asya-Pasifik imparatorluğu kurma hedefi.
Günümüze geldiğimiz zamanda ise, benzer sebeplerin yeniden yine tecelli ettiğine muttali oluyoruz. An itibari ile, dünyamızda yaşananları İİİ Dünya Savaşının çıkma arifesinde olduğumuzu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yine emperyalistlerin ve Siyonistlerin süslü laflar ile,
1- Dünyaya egemen olma ve yeni elementlere sahip olma arzusu.
2- Siyonizm’in KAST sistemi anlayışı ile dünya milletlerini köleleştirme arzusu.
3- Enerjiye çabuk, karşılıksız ve silah satarak (güvenlik garantisi adı altında) sahip olma isteği.
4- Hatta kendilerini elit olarak görenlerin 'Orman Kanunları' ile hegemonyalarını kabul ettirme ve devam ettirme manaları; yorgun dünyayı İİİ. Dünya Savaşının eşiğine getirmiştir.
Tabi, küçücük menfaatleri için, bütün bunlara çanak tutan figüranları saymıyorum bile.
İçim kan ağlayarak yazıyorum;
. Biz bu oyunu gördük mü desem
. Biz bu filmi seyrettik mi desem
. Bir kumpastan sonra, ikinci bir kumpasa tekrar düşülmez mi desem
. Yoksa hepsini. avazım çıktığı kadar mı bağırsam mı?
Bir de ülkemdeki geri kafalıların, eskiyi yok etme entrikaları ile yeni söylem ve eylemlere kulaç açmalarıma üzülüyorum.
Gerek dünyada gerek bölgemizde ve gerekse ülkemdeki bilinen eski, demode, yenilikten uzak, Orta Çağ zihniyeti ve figüranlarının entrika ve ayak oyunlarını sergilemelerine;
Eskiyi canlandırma mı?
Yeniliğe açılan bir kapı mı?
Yine aynı hikaye mi diyeceğiz?
Saygılarımla…