Mekke Ortak Savunma Antlaşması; Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da savunma ve güvenlik anlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma kapsamında taraf devletlerden herhangi birine yönelik bir saldırganlık eylemi söz konusu olursa, hepsine yönelik bir eylem olarak değerlendirmeyi taahhüt etmişlerdir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması ve detayları, bölgesel ve küresel anlamda çok ses getireceğe benziyor. Peki bu PAKT niçin kurulmuştur.
1- Orta Doğu'daki kargaşaların bir türlü önüne geçilememiş olması, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistanın karşılıklı savunma taahhüdünde bulunmalarını beraberinde getirmiştir.
Anlaşmanın Türkiye boyutu var, üye ülkeler boyutu var, Bölgesel boyutu var, dünyayı ve evreni ilgilendiren boyutu var.
Türkiye; gerek bölgesel meselelerde, gerek uluslararası meselelerde hep 'BARIŞ' perspektifinden konuyu mütaala etmiştir. Bu noktaya gelene dek, emperyal ve siyonist güçlerin semirme ve sömürme ve hatta vampirce yaklaşımları, bu güçlerle karşı karşıya gelen devletlerin kaotik ortamdaki yanlış tutumları; böyle bir Paktı bir nevi mecbur kılmıştır.
2- Düşünebiliyor musunuz, komşunuzla ilgili bir problem yaşıyorsunuz, çözüm için akbabalara gidiyorsunuz, sırtlanlara gidiyorsunuz, çakallara gidiyorsunuz.
Onlar da, pastanın en güzel yerini ve en büyük dilimini kendileri bölüşüyor ve şekerinden yalatarak size güya adalet ihsan ediyorlar.
3- Onlara şunu ifade etmek istiyorum, ' gölge etmeyin ne olur, başka ihsan istemeyiz' anlayışının bir gereği olarak bu pakt kurulmuştur.
4- Bölgesel ve uluslararası terör örgütlerinden insanları korumak için ve vekil güçlerin hegemonyasından mazlum milletleri kurtarma adına bu pakt kurulmuştır.
5- Bölgenin kaynaklarını adil ve hakça bölüşme adına bu anlaşma imzalanmıştır.
6- Adaletin ve barışın hem bölgeye ve hem dünyaya egemen olması için bu anlaşmanın altına imza konulmuştur.
7- Emperyalistlerin, evanjelistlerin, siyonistlerin ellerinde bulundurdukları, konvansiyonel, biyolojik ve nükleer silahlardan kendimizi ve tüm mazlumları koruma adına bu anlaşma imzalanmıştır.
8- Huzur, refah, gelişme ve adil bir paylaşım için bu anlaşma imzalanmıştır.
9- Bölgesel kaynaklarımızın hunharca peşkeş çekilmemesi için bu anlaşma imzalanmıştır.
10- Doğu Akdeniz'in ve Mavi Vatanın korunması için ve Grek ile İsrail menşeili parsellemelere dur demek için bu pakt tescil edilmiştir.
Dünya bir akıl tutulması yaşıyor. Egemen güçler kendi söylemlerini ve eylemlerini, ÇAĞDAŞ VE MODERN kavramları allayarak, pullanarak kendilerinin, hegemonyasını devam ettirmektedirler.
Demokrasi, insan hakları, barış, istikrar gibi kavramları kullanarak, dünyayı adeta parsel parsel hale getirmektedirler. Tarihte yaptıkları, bugün yaptıkları ve gelecekte yapacakları tüm melanetleri; bu kavramları kullanarak ve dünyanın gözünü boyayarak meşrulaştırmaktadırlar.
Elbette her makul insan gibi ben deniz asla savaşlardan, kaosdan beslenmeyi hiç bir zaman istemem ve bunu kendim için zül olarak kabul ederim. Ancak Ukrayna -Rusya Savaşı, ABD/İSRAİL - İRAN Savaşı bizlere ABD'nin müttefiklerini yeterince koruyamayacağını da net bir şekilde ortaya koymuştur. O zaman 'kendi göbeğimizi kendimizin kesme' zamanı gelmiştir. İşte bu anlayış da, bu anlaşmanın yapılmasına çok ciddi bir zemin hazırlamıştır.
Ki zaten bu bir 'savunma anlaşmasıdır, kimseyi hedef almamış ve kimseyi de hedef göstermemiştir. Hele etnik ve mezhepsel bir çatışmayı hiç ön görmemiştir. Bilakis kardeşliği, dostluğu, Bölgenin terörden arımasını ön gömüştür. Üstelik paktın kapısını tüm bölge ülkelerine ve dünya ülkelerine açık tutmuştur. Gereksiz değerlendirme, görüş ve yaklaşımları; hem tarihi, hem bölgeyi ve hem de dünyayı iyi okuyamamaktan ve dahi siyasal hasetten başka bir şey değildir diye düşünüyorum. Herkesi aklı selim davranmaya davet ediyor, saygılar sunuyorum.