Gökmen Yalpır

Provokasyon mu, şantaj mı, test mi?

Gökmen Yalpır

İsrail'in, Türkiye'ye 60-70 kilometre mesafedeki Suriye'nin kuzeyindeki İdlib kentinde yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne, Türk askerlerinin konuşlanacağını iddia ederek düzenlediği saldırının yankıları sürüyor.

'Türkiye ile ilgili olarak gerilim niyetinde olmadıklarını İsrailli yetkililer ifade etse de, bu durumun izahının olmadığını kendileri de çok iyi biliyorlar.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, 'Suriye’de Türk üslerinin kurulmasını kabul etmeyeceği' şeklinde beyanatlarda buluna dursun, korku her tarafı sarmış durumda.

Gidron Saar, İsrail’in "her zaman diplomatik çözümü tercih ettiğini" savunarak, "Statükoyu korumakta kararlıyız. Suriye'de Türk üslerinin kurulmasını kabul etmeyeceğiz " dedi.

Saar’ın açıklamaları, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının ardından bölgede yükselen gerilim sonrasında geldi.

Bütün askeri yetkililer İsrail'in Türkiye'ye karşı bir saldırı yapmasının, kendilerinin varlığını riske edeceğini ve hatta kendilerini yok edeceğini çok iyi biliyor.

İsrailli askeri yetkililer ve siyasi yetkililer de bu durumu tarihi tecrübeleri gereği çok iyi biliyorlar. Öyleyse bu cinnet hali niye?

Bu hadise, provokasyon yaparak ABD ve AB nezdinde kendisini mağdur konuma getirip, Türkiye'yi kendince hem askeri, hem sosyal ve dahi hem de siyasal anlamda zor durumda bırakmak.

Ayrıca Türkiye'nin Suudi Arabistan, Pakistan arasında yapılan savunma paktının yanında diğer İslam Ülkelerinin de yer almasını önlemek ve böylece İsrail'in geleceğini güvence altına almak.

Türkiye'ye karşı şantaj kartını kullanarak olası bir gerilimde ABD'nin askeri yardımını kendi yanında görmek.

Gene bu şantaj ve provokasyon sayesinde Türkiye'nin askeri, siyasi, sosyal gücünü test etmek.

Yoksa terk edilmiş Ebu Zuhur Havaalanını vurmanın başka bir amacının olması muhaldir.

İsrail'in bu ve benzeri tuhaflıkları öteden beri hep var ve sıradan görünüyor.

Bilmediği ve hemen hemen bütün dünyanın ortak olarak dillendirdiği bir gerçek var. Türkiye; ne Filistin’dir, Türkiye ne Lübnan'dır, Türkiye ne Suriye’dir ve Türkiye, ne İran'dır ve dahi Türkiye ne de bir başka dünya ülkesidir.

İsrail'in bu tip yaklaşım ve saldırganlıkları aslında kendisini bütün dünyadan da izole etmiştir. Bu yalnızlık İsrail için en büyük handikaptır. Bence ticari anlamda Türkiye'nin gösterdiği ambargo bile İsrail için sonun başlangıcı olarak değerlendirilebilir.

Ayrıca bu entrik saldırı karşısında, Türkiye'nin aklı selim davranarak, provokasyona gelmeyerek, şantaja boyun eğmeyerek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve iki İsrailli bakanın da aralarında bulunduğu 37 kişi hakkında yakalama emri çıkarması, İsrail' fazlası ile şoke etmiş görünüyor. İsrailli yetkililer olayı küçümseyenler bile, kazın ayağının öyle olmadığı herkesçe malum.

Sonuç itibari ile diyorum ki, bu ister provoke amaçlı bir saldırı olsun, bu ister şantaja yönelik bir saldırı olsun ve dahi ister test etmeye yönelik bir saldırı olsun, İsrail’in yok olma sürecine hizmet etmiş ve bu süreci hızlandırmıştır.

Ne ABD, ne AB ve ne de diğer emperyaller İsrail'in yok olma sürecine asla mani olamazlar. 
Saygılarımla…

Yazarın Diğer Yazıları