Necmettin Şimşek

Yobaz baz alınmaz

Necmettin Şimşek

* Gerici gibi de anlayabiliriz yobazı artık cümle içinde bile kullanılmıyor. Herkese, her şeye önyargılarıyla ve hatta cerrah titizliğiyle yargılayarak yaklaşır. Korku içerisinde olur, kendine güveni olmaz, uçlarda yaşar, kimseyi dinlemez, etiketleme ve yaftalama yapar. Anlamaz ve anlamak için de çabalamaz. Dinlemez, başkası konuşurken mimiklerin, donuk bakışların hatta vahşi karşı çıkışların ve öfkenin vatanıdır. Farklı fikre yaşama izni vermediği gibi farklılıkları tek potada eritmek için çabalar. Yeni fikirler alerji yapar. Yeniliklere, yeni düşüncelere kapalıdır. Değişimleri, gelişimleri takip etmez. At gözlüklü, katı bir ömür kendi yaşadığı alanda mutlu, mesut yaşar. Bununla başa çıkmak için sakin bir şekilde davranmak gerekir. Olay çıkarmak sadece gelişmeyi geciktirir. Avrupa’da hareketlilik var. Avrupalı yobazlar da var. Yobazın kıtası olmaz dünyada çoklar.

* Fransa'da hayat pahalılığı ve yüksek akaryakıt fiyatlarına tepki gösterenlerin öncülüğündeki protestolar ve şiddet olayları ülke genelinde devam ediyor. İki haftadır süren gösterilerde yaklaşık 2.500 kişi gözaltına alındı, 1.000'den fazla güvenlik personeli ve itfaiyeci yaralandı. Yaklaşık 3.000 iş yeri ve mağaza yağmadan zarar gördü. Paris, Lyon, Lille, Nice, Marsilya ve Bordeaux gibi şehirlerde kısmi sokağa çıkma yasakları ile belirli saatlerde kısıtlamalar uygulandı. Fransa'da lise öğrencilerinin eğitim sorunları ve hayat pahalılığıyla başlattığı eylemler, çiftçilerin de katılımıyla kitlesel protestolara ve şiddet olaylarına dönüşerek kısa sürede İtalya, Belçika, Portekiz, Arnavutluk, İspanya ve Yunanistan başta olmak üzere 7 Avrupa ülkesine yayıldı. İtalya'da 100 bin kişi yürürken Milano, Torino ve Bologna'da şiddetli çatışmalar yaşandı, 141 polis yaralandı, 160 kişi gözaltına alındı. Belçika, bütçe kesintileri ve eğitim reformlarına tepki gösteren öğrenciler Brüksel'de barikatlar kuruldu. Brüksel tren istasyonu yakınındaki olaylarda 195 kişi gözaltına alındı. İspanya'da bir yatırım fonunun kirasını %230 artırdığı 87 yaşındaki bir kişinin yaşamını yitirmesi fahiş kira artışlarına karşı büyük protestoları tetikledi. Gruplar 11 Kasım için genel grev çağrısı yaptı. Arnavutluk'ta öğrenciler hükümete karşı sokaklara çıktı, 167'den fazla kişi gözaltına alındı. Portekiz'de on binlerce kişi konut fiyatlarının ikiye katlanmasını protesto etti.

* Yobazların zararı ülke ekonomisine kayıplar oluşturur. Geniş çaplı iş bırakma eylemleri ve grevler; fabrikalarda, lojistik hatlarında ve kamu hizmetlerinde üretimi durdurarak doğrudan milli gelir kaybına yol açar. Şiddet içerikli protestolarda kamu binaları, yollar, toplu taşıma araçları ve iş yerleri zarar görür. Bu hasarların onarımı, kalkınmaya harcanabilecek kamu bütçesinin verimsiz alanlara aktarılmasına neden olur. Sürekli istikrarsızlık ve güvenlik riskleri, hem yerli hem de doğrudan yabancı sermayenin ülkeden kaçmasına veya yeni yatırımların ertelenmesine yol açar. Güvenlik endişeleri nedeniyle turist iptalleri yaşanır. Özellikle hizmet ve ağırlama sektörleri bu durumdan anında ve ağır şekilde etkilenir. Liman, demiryolu ve havayolu çalışanlarının eylemleri, kıta içi ve uluslararası ticareti aksatarak ham maddeye ulaşımı zorlaştırır ve enflasyonu körükler. Toplum ile devlet veya farklı sosyal gruplar arasındaki güven bağının zedelenmesi, uzun vadeli yapısal reformların eğitim, vergi, sağlık yapılmasını zorlaştırarak sürdürülebilir kalkınmayı engeller.

*Sonuç olarak, toplumlar bazen en büyük mücadeleyi dışarıdaki rakipleriyle değil, kendi içlerindeki ayrışmalarla verir. Gerçek kalkınmanın önündeki en büyük engel çoğu zaman dış tehditler değil, birbirini tüketen tartışmalar, önyargılar ve ortak hedeflerden uzaklaşmaktır. Kendi gölgesiyle kavga eden bir toplumun ilerlemesi ise neredeyse imkânsızdır. Toplumsal kalkınma yalnızca ekonomik göstergelerin yükselmesiyle ölçülemez. Gerçek kalkınma, aklın, bilimin, üretimin, hukukun ve ortak vicdanın birlikte güçlenmesiyle mümkün olur. Fabrikalar kurulabilir, yollar yapılabilir, yatırımlar artabilir. İnsanlar birbirine güvenmiyorsa, ortak hedeflerde buluşamıyorsa ve enerjisini iç çekişmelerde tüketiyorsa, bu gelişmeler kalıcı bir refaha dönüşemez. Gölgeyle kavga etmek, gerçek sorunları bir kenara bırakıp yapay gündemlerin peşinden sürüklenmektir. Birbirini anlamaya çalışmak yerine ötekileştirmek, farklı düşünceleri tehdit olarak görmek, aynı ülkenin insanlarının birbirini rakip gibi görmesi. Bunların hiçbiri toplumsal kalkınmaya hizmet etmez. Tam tersine, zamanımızı, enerjimizi ve umutlarımızı tüketir. Gelişmiş toplumların ortak özelliği bellidir. Farklı düşünceleri düşmanlık nedeni değil, zenginlik kaynağı olarak görürler. Eleştiriyi yıkmak için değil, daha iyisini yapmak için kullanırlar. Bilimi rehber, eğitimi yatırım, üretimi ise geleceğin teminatı kabul ederler. Çünkü bilirler ki asıl rekabet, kendi vatandaşları arasında değil; bilgi, teknoloji ve üretim alanındadır. Unutmamalıyız ki gölge, ışığın olduğu yerde oluşur. Gölgeyle savaşmak değil, ışığı çoğaltmaktır. Eğitimi güçlendirerek, bilimi destekleyerek, üretimi artırarak ve ortak değerler etrafında kenetlenerek olur. Toplumsal kalkınma, birbirimizi tüketerek değil, birbirimizi tamamlayarak mümkün olur. Gerçek zafer de, gölgelerle kavga edenlerin değil, geleceğe birlikte yürüyenlerin olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları