Seyfullah Koyuncu

Bayramın zehir olmasına izin vermeyin!

Seyfullah Koyuncu

Güzel bir Ramazan ayını geride bıraktık. Bu sene Ramazan’da açıkçası biz çok zorlanmadık. Hem havalar serin gitti hem de Allah sabrımızı verdi. Bir de sevgili patronumuz kolaylık sağladı.

Değerli patronumuz, Genel Yayın Yönetmenimiz Lokman Koyuncuoğlu ile birlikte aldığımız kararla, Ramazan ayında evden çalışma ya da ecnebice ifadeyle Home Office çalışma modelini denedik.

İstedik ki çalışma arkadaşlarımız rahat bir Ramazan ayı geçirsin, ibadetlerini daha huşu ile yapsın, çalışırken de zorlanmasın.

Öyle ya, Peygamber Efendimizin bu konuda güzel bir tavsiyesi var: "Kolaylaştırınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz! Birbirinizle anlaşın, iyi geçinin, ihtilâfa düşmeyin!" (Buharî, 3:72)

Biz de öyle yapmaya çalıştık, arkadaşlarımızın işini kolaylaştırmak istedik. Çok şükür bu sebeple de çok bereketli bir ayı geride bıraktık.

Bu anlamda değerli Lokman Koyuncuoğlu ağabeyime çok teşekkür ederim.

Çünkü herkese nasip olmuyor yeni çağa ayak uydurup, çağı yakalayan ve bunun gereklerini ortaya koyan bir çalışma arkadaşı…

Eski kafalı patronlar gibi olaya bakmadığı için kendisine bu cümleleri kurdum ama bu cümleleri lütfen bir yalakalık olarak algılamayın. Çünkü çevremizde bunun tam tersi anlayışlar var. Ben bu cümleleri yazayım istedim ki, eski anlayışlar yavaş yavaş yok olsun, çalışanların da bir hakkının olduğunu herkes düşünsün.

Mesela Konya’da bayramın 1. günü açık olan alışveriş merkezlerindeki arkadaşlar ne yazık ki bayramın tadını tam anlamıyla alamadı.

Kule Site ve Enn Tepe gibi Konya’nın iki önemli alışveriş merkezi, bayramın ilk günü iş başı yaptı. Bu alışveriş merkezlerinde yer alan işletmeler mecburen iş yerlerini açmak zorunda kaldı.

Açıkçası sistemin nasıl yürüdüğünü tam bilmiyordum. Ama o alışveriş merkezlerinde çalışan arkadaşlardan aldığım bilgiye göre; eğer bahsedilen alışveriş merkezinde bir işletmeniz varsa, yönetimin aldığı karara uymak zorundaymışsınız. Yani şöyle, eğer AVM yönetimi bayramın 1. günü dükkanlar açık olacak kararı alırsa, siz de o karara uymak zorundaymışsınız. Eğer karara uymazsanız ihtar alıyormuşsunuz, 3 ihtardan sonra ise AVM’nin kurallarını bozduğunuz için tahliye edilme durumunuz bile varmış.

Ne yalan söyleyeyim, bu sistem bana hiç adil gelmedi.

İnsanlar bir bayram bile yapamıyorsa neyleyim ben?

Hayat zaten çok zor. İnsanlar geçim derdiyle uğraşıyor. Sadece bayramlarda adam akıllı sohbet ediliyor, akraba-eş-dostla sadece bayramlarda bir araya gelinebiliyor. Bayramların en önemli amacı da zaten bu güzel değerler değil midir?

Rabbimiz bizlere sıla-i rahimi emir buyuruyor.

Hal böyleyken nedir bu pragmatist yaklaşım anlayamıyorum doğrusu!

Bu anlamda Sayın Konya Valimiz İbrahim Akın başta olmak üzere, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Konya Ticaret Odası gibi kurumlara da bir çağrı yapmak istiyorum.

İştigal alanı ne olursa olsun, Konya’da bayramlarda en azından ilk 2 gün hayati alanlar hariç tüm işletmelerin faaliyet durdurması yönetmeliklerle zorlanmalı. Bunu Kurban Bayramı’nda mutlaka uygulamaya koymak gerekiyor. Üzülerek söylüyorum ki, patronlar sadece paraya bakıyor, insanların bir bayram yapmasına bile müsaade edilmiyor. Eğer insani anlamda böyle bir yaklaşım yoksa, yasal anlamda bu konuda zemin oluşturulmalı.

Saygılar, sevgiler, Ramazan Bayramımız mübarek olsun.

Yorumlar 1
İpek Özkayaalp 24 Mart 2026 12:52

Ramazan Bayramınız mübarek olsun. Yazarımız çok net bir gerçeğe temas etti. Türkiye’de bayram var ama dinlenme yok. Oysa yurtdışında Noel’de, Paskalya’da hayat durur. AVM’ler kapanır, sistem yavaşlar, insanlar ailesine döner. Bizde ise bayram günü bile yarım mesai düzeni… Pazar günleri bile hafta içinden farksız. Bu bir öykünme meselesi değil. Bu, insanın dinlenmeden verimli olamayacağı gerçeği. Aile bağlarını zayıflatan, insanı yalnızlaştıran bu düzenin tesadüf olmadığını da görmek gerekiyor. Bu oyuna gelmeden, bayramı gerçekten bayram gibi yaşamak bizim elimizde. Çocuklar tarafında ise tablo daha da ağır. Ara tatiller fazlasıyla var ama üç ay yaz tatili kopuş yaratıyor. Bu yüzden çocuklar yıl boyunca yoğun tempoya sıkışıyor. Tüm gün okul, üzerine akşam ders… Ne aile çocuğunu görebiliyor, ne çocuk ailesiyle vakit geçirebiliyor. Sosyal hayat giderek yok oluyor. Kitapların arasında büyüyen, içine kapanan nesiller oluşuyor. Oysa tatil dengesi doğru kurulsa, okul saatleri de geriye çekilebilir. Gün 14.30–15.00 gibi biter, çocuk hem dinlenir hem sosyalleşir. T.C. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bu konuyu hassasiyetle değerlendirerek gerekli düzenlemeleri yapmalarını saygıyla arz ederiz. Bu yazı sadece bir tespit değil, hepimizin kanayan yarasına ses oldu. Kaleminize sağlık, teşekkür ederiz.

Yazarın Diğer Yazıları