Geçtiğimiz gün, Yeşilay Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Yağmur Küçükbezirci, Şube Başkan Yardımcısı Ali Ziya Yalçınkaya ile Yeşilay Konya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Gençlik Komisyonu Başkanı Muhammed Esad Çağla’yı gazetemizde ağırladık.
Yeşilay Konya’nın çalışmalarına dair bilgi edindiğimiz ziyarette, Yeşilay’a basın yoluyla nasıl destek verebileceğimizi de konuştuk. Çünkü medyanın bağımlılıkla mücadele konusunda çok önemli bir etkisi bulunuyor.
Medya, yaptığı yayınların yanı sıra, yapmadığı yayınlarla da bu konuda mücadeleye destek olabilecek güce sahip!
Medya, yapmadığı yayınlarla nasıl destek olacak ki? diyebilirsiniz.
Elbette sorumlu davranarak destek olacak. Bir olayın yayınını yapmamak, yapmaktan çok daha faydalıdır bazen.
Biz bunu intihar haberlerinde sık sık görüyoruz. Bu üzücü olayların haberlerini yapmak aslında aklının bir köşesinde intihar olan psikolojisi harap olmuş insanları harekete geçirebiliyor.
Ya da son iki gündür ciğerimizi yakan okul saldırıları! Medyamız eline geçen her görüntüyü paylaşıyor, her ayrıntıya yer veriyor. Oysa bu durum bir çığ etkisi oluşturabilir.
Psikolojide tetikleyici etki diye bir kavram vardır.
Tetikleyici etki; travma, anı, korku veya bağımlılık gibi geçmiş deneyimlerle ilişkili içsel/dışsal uyaranların (ses, koku, söz, haber, görüntü), bireyde ani ve güçlü olumsuz duygusal/davranışsal tepkiler (öfke, panik, kaçınma) uyandırmasıdır. Bu mekanizma, bilinçaltı yaraları veya şemaları aktifleştirerek orantısız tepkilere yol açar.
Bu sebeple medyamız çok dikkatli ve sorumlu davranmalıdır.
Dedim ya, bazı şeyler göstermektense hiç göstermemek daha iyidir diye.
Bize çocukluktan bu yana uyuşturucu, alkol, sigara gibi illetlerden uzak durmamız için gösterilen üzerine çarpı atılmış şırınga resminin, üzeri kırmızıyla çizilmiş alkol şişesi resminin bile aslında bilinç altımıza yerleşerek özendirici bir boyuta ulaştığı gerçeğini görmezden gelemeyiz.
Bu bir hataydı, şimdi düzeltildi.
Fakat geldiğimiz noktada sosyal medya fenomenlerinin ve ünlü isimlerin şatafat içindeki hayatının, maddi imkanı olmayan insanlarda açtığı ‘gıpta’ duygusu var. Elindeki ekrandan gıpta ile izlediği influencer gibi lüks içinde yaşamak isteyen, hiç çalışmadan, kolay yoldan zengin olma hayali kuran bir nesil ortaya çıkıyor.
Kolay yoldan para kazanma isteği ise özellikle sanal kumar illetinin günümüzde çığ gibi büyümesinin en büyük sebeplerinden.
Ne yazık ki geldiğimiz noktada Yeşilay’ın en yoğun mesaisi sanal kumar üzerine…
Bu konuda hepimize sorumlu davranmak düşüyor. Uyuşturucu, alkol, sanal kumar, sigara bağımlılıklarına yönelik aile, okul, resmi kurumlar, cami, medya ve sivil toplum kuruluşlarının hep birlikte eş güdüm halinde çalışması gerekiyor.
Yeşilay’a güvenmemiz gerekiyor.
Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Yeşilay’ın bağımlılıkla mücadelede yaptığı tedavi metodunun en önemli özelliği gizlilik esası olması. Yeşilay Danışmanlık Merkezleri’ne (YEDAM) gidenler, Alo 115 YADEM Danışma Hattını arayanlar her türlü desteği alabiliyor. Bu desteği alanların da rehabilitasyon merkezinde yatanların da hiçbir şekilde resmî kayıtlarda isimleri yer almıyor, hiç kimseyle paylaşılmıyor.