Seyfullah Koyuncu

Çiftçi ürettiğine küstü!

Seyfullah Koyuncu

Yıllardır yazdığım köşe yazıları arasında en fazla üzerinde durduğum konuların başında tarım, tarımsal üretimdeki gelişmeler ve çiftçilerimizin şikayetleri geliyordur herhâlde. Algıda seçicilik nedeniyle mi bilmiyorum ama tarım konusu benim öncelikli konum. O sebeple bugün de tarıma, çiftçiye, köye dair izlenimlerimi yazacağım.

Cumartesi günü Altınekin, Akıncılar, Cihanbeyli rotasında bazı ziyaretler yaptım. Akıncılar Mezarlığında yatan dedem Musa Koyuncu ve babaannem Kiraz Koyuncu’nun mezarlarını ziyaret edip duayla başladığım yolculuğuma Mehmet amcamın evinde verdiğim çay molası ile devam ettim.

Amcamın çok fazla tarlası yok, hatta az tarlası var. Küçük diye tabir ettiğimiz çiftçilerden kendisi. Dolayısıyla sıkıntısı da büyük. Özellikle mazot, gübre gibi ürünlere gelen zamlarla bükülen beli, bu sene mahsule hak edilen paranın verilmemesi nedeniyle iyice kambur olmuş. Elinde imkan olsa çiftçiliği bırakacağını belirtiyor. Sadece amcam aynı düşünmüyor, küçük çiftçilerin hepsi aynı şeyi düşünüyor bu sene. Büyük çiftçiler ise su kıtlığı ile mücadele ediyor. Sular yine tek tek çekilmeye başlamış. Amcamın dediğine göre Akıncılar bölgesinde şuanda bir sondaj kuyusunun maliyeti 1 buçuk ila 2 milyon TL arasında değişiyormuş. Şansınız varsa su çıkıyormuş, o çıkan su da 1 sene içinde çekilmezse çok şanslıymışsınız. Özet olarak bir çiftçinin gözünden yaşananlar bu şekilde. Epey bir dertleştik, tarımdaki ekonomik sıkıntıların boyutunu daha iyi anlaşmış oldum.

Amcamın müsaadesini aldıktan sonra Yılmaz dayımı ziyaret ettim. Akıncılar’da atölyesi var. Kuzenim Kazım ile birlikte araç iç döşeme işi yapıyorlar. Traktör, kamyon, otomobil, motosiklet gibi araçların koltuk kaplama, iç döşeme gibi işlerini yapıyorlar. Onlar da çiftçi. Amcamın aksine onlar, kendilerine yapacak ek bir iş oluşturdukları için şanslılar. Çünkü mevcut tarlalarından kazandıkları yetersiz. Attıkları taş, ürküttükleri kurbağaya değmiyor. O sebeple ek iş yapıyorlar boş vakitlerinde. Zaman zaman dertleşirken tarımı, tarlayı sorduğumda onlardan da aynı serzenişleri duyuyorum. Ek iş yapmaktan başka çareleri olmadığını söylüyorlar.

Dayım ve kuzenim, ben oradayken bir biçerdöverin iç döşemesini yapıyorlardı güneşin altında. Onların bu yoğunluğuna bir de ben yük olmayayım diye oradan da müsaade aldım ve düştüm Cihanbeyli yollarına.

Cihanbeyli’de oto tamir, kaporta, boya, bakım başta olmak üzere otomobile dair aklınıza ne gelirse her alanda kaliteli hizmet veren, ilçenin önde gelen esnafı, çocukluk arkadaşım, kardeşim, kankam, değerli insan Murat Uğur’u ziyaret ettim. Babası Sami amca, kardeşleri Burak ile Serdar ve oğlu Sami kolları sıvamış hep birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Hangardaki araçlara şöyle bir göz gezdirdim, Avrupa’dan gelen gurbetçiler yoğunlukta ama bizden pek kimse yok. Bunun sebebini sorduğumda işin sonu yine gelip çıkıp tarıma çıktı. Murat’ın dediğine göre, Avrupalı sezonu haricinde işler durgunmuş. Çiftçiler ne araç alıyor, ne araç yaptırıyor ne de adım atıyorlarmış. Çünkü çiftçide para kalmadı diyor Murat. Parası olanların ise altının cazibesine kapılıp yüksek fiyattan altın aldığını, şimdi de düşük altında mahsur kaldığını ifade ediyor.

En azından Avrupa sezonundaki yoğunluklarını bölmemek adına Murat kardeşimle de vedalaşarak ayrıldım Cihanbeyli’den.

Tam bu satırları yazmaya başladığımda ise bir telefon geldi. Yine Akıncılar’dan, babamın halasının oğlu Salih Güler abim sağ olsun hal, hatır sormak için aramış. Nakliyeci olan Salih abim, Ladik’ten sardığı yükü indirmek için Ankara’ya gitmiş. Babam emekli olalı 10 yıl oldu ama neredeyse yaşıtı olmasına rağmen Salih abim hala direksiyon sallıyor. Artık dinlenmesi gerektiğini söylediğimde, iş dönüp dolaşıp yine tarıma geldi. Onun gündeminde de tarladaki sıkıntılar vardı. Eğer nakliyeyi bırakırsa tarımdan gelen parayla hiçbir şey olamayacağını söyledi.

Bu yaşadıklarım bana bir daha gösterdi ki tarım bu şehrin her şeyi. Tarımda yaşanan sıkıntılar sadece çiftçileri etkilemiyor, herkesi etkiliyor.

Bu sebeple devletimizin çiftçiyi göz ardı etmemesi, tarımın ve çiftçinin önünü açması şart.

Çiftçi düşük faizli de olsa kredi çekmek istemiyor, çiftçi tarım sigortasında sağlanan kolaylıklar, Ipard vs. desteklemeleri, düzenlemeleri gibi dolaylı yardımlar istemiyor; çiftçi doğrudan iyileştirme istiyor, mahsulünün para etmesini, maliyetlerin düşmesini istiyor. En önemlisi de çiftçiler üretmek istiyor, üretmek için de yeniden umut istiyor. Çünkü çiftçiler şuan umutsuz, hevessiz, heyecansız.

Bu gidiş hayra alamet değil, bir dokununca bin ah işittim, benden söylemesi.

Yazarın Diğer Yazıları