Seyfullah Koyuncu

Konya'da yakında görkemli bir devlet töreni yapılabilir

Seyfullah Koyuncu

Türkiye tarihindeki en hüzünlü ve çarpıcı restorasyon skandallarından birinden bahsedeceğim bugün.

Anadolu Selçuklu sultanlarının kemiklerinin karışması ve yıllar sonra tanzim edilmesi, başından sonuna kadar trajik bir olaydır.

Skandal aslında 1940 yılından itibaren başlayan restorasyonlar ile oluyor.

Tarihçi Murat Bardakçı, bu elim olayı şöyle anlatıyor:

Alaeddin Camii avlusundaki hanedan türbesinin altında "Zir-i zemin" adı verilen ve sultanların naaşlarının doğrudan toprağa ya da lahitlere konulduğu bir mezar odası bulunuyordu. O yıllardaki restorasyon çalışmalarında, lahitlerin içini temizlemek ve odanın bakımını yapmak için çalışan görevliler, sultanların kemiklerini çıkardılar. Her hükümdarın kemikleri ayrı torbalara veya çuvallara konularak bir kenara bırakıldı.

Akşam mesai bitimiyle işçiler odadan ayrıldı. Ancak iki kritik hata yapıldı: Kemiklerin konulduğu torbaların ağızları bağlanmadı ve mezar odasının dışarıya açılan havalandırma delikleri kapatılmadı. Gece saatlerinde, açık bırakılan havalandırma pencerelerinden içeriye sokak köpekleri girdi.

Köpekler, ağzı açık torbalardaki asırlık kemikleri koklayarak buldu ve yiyecek bir şey aramaya başladı. Üzerinde et olmasa da kemikleri oyuncak gibi ağızlarına alıp havalandırma deliklerinden Alaeddin Tepesi'ne ve çevre parklara taşıdılar.

Sabah işe gelen görevliler korkunç bir manzarayla karşılaştı: Koskoca imparatorluğun sultanlarının kafatasları, uyluk ve kaval kemikleri parkın dört bir yanına, ağaçların ve taşların altına saçılmıştı.

O dönem panikleyen görevliler, Alaeddin Tepesi'nden toplayabildikleri tüm kemikleri yeniden çuvallara doldurup türbeye getirdiler.

Ancak hangi kemiğin hangi sultana ait olduğunu ayırt etmek tıbben imkansızdı. Kemikler lahitlere yerleştirilirken adeta "seçmece" ve rastgele bir yöntemle paylaştırıldı. Örneğin I. Alaeddin Keykubat'ın lahdine başka bir sultanın kolu, II. Kılıçarslan'ın lahdine bir başkasının kaburgası konularak mezarlar kapatıldı. Hanedanın cenaze bütünlüğü tamamen bozulmuş oldu.

Bu saygısızlık ve tarihi hata, uzun yıllar boyunca dile getirilerek devletin bir ayıbı olarak nitelendirildi. Çok ses getiren bu bilgi, Konya’da da gündem oldu.

Takvimler 2017’yi gösterdiğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Konya Valiliği izniyle "Türkiye Selçukluları Konya Hanedan Türbesindeki Naaşların Tanzimi Projesi" başlatıldı. Projeyle, kemiklerin ayrıştırılma süreci başlatıldı.

Karışan yüzlerce parça kemik tek tek incelendi. Hangi kemiğin hangi sultana ait olduğunu belirlemek için titiz bir çalışma yürütüldü.

Büyük emeklerle verilen çalışmanın neticesinde, kemiklerden alınan örneklerle DNA analizleri gerçekleştirdi. Sultanların kronolojik yaşları, tarihi kayıtlardaki boy-pos bilgileri, geçirdikleri hastalıklar ve savaş yaraları incelendi. Yapılan tanzim çalışmaları sayesinde çok önemli tarihi sırlar da çözüldü. Yine Murat Bardakçı’nın aktarımına göre, gaddarca zehirlendiği söylenen I. Alaeddin Keykubat'ın kafatasında ağır metal zehirlenmesi, savaşta şehit düşen I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in kemiklerinde ise kılıç ve hançer darbeleri tespit edilerek kimlikleri ile ölüm şekilleri kesinleştirildi.

6-7 yıl süren bu muazzam bilimsel ve manevi çalışma sayesinde, sokak köpeklerinin dağıttığı ve geçmişte rastgele gömülen 12 sultanın kemikleri 800 yıl sonra tek tek kendi anatomik bütünlüğüne kavuşturularak, İslami usullere uygun torbalandı.

Alaeddin Tepesi'ndeki Sultanlar Türbesi'nde metfun olan ve kapsamlı DNA/anatomi çalışmalarıyla kemikleri tanzim edilen 12 Anadolu Selçuklu Sultanı kronolojik sırayla şunlardır:

  1. I. Kılıçarslan
  2. Şahinşah (Melikşah)
  3. I. Rükneddin Mesud
  4. II. Kılıçarslan
  5. II. Rükneddin Süleyman Şah
  6. III. Kılıçarslan
  7. I. Gıyaseddin Keyhüsrev
  8. I. Alaeddin Keykubat
  9. II. Gıyaseddin Keyhüsrev
  10. IV. Kılıçarslan
  11. III. Gıyaseddin Keyhüsrev
  12. II. Gıyaseddin Mesud

Bu titiz projede sadece sultanlar değil; hanedana mensup 1 melik (şehzade), 1 hanedan üyesi, 2 kadın ve 1 çocuk olmak üzere toplam 17 hanedan mensubunun naaş kalıntıları ayrıştırılarak tanzim edildi.

Sultanların naaşları, 2017 yılında Konya Valisi Yakup Canbolat ve milletvekillerinin katılımıyla kılınan cenaze namazının ardından sessizce defnedildi.

Fakat 2019 yılında dikkat çekici bir gelişme yaşandı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Selçuklu Devleti'nin Türklüğün gururu olduğunu vurgulayarak, restorasyonun tamamlanmasıyla birlikte tüm sultanların naaşlarının milli bir vefa ve devlet haysiyetine yaraşır şekilde görkemli bir devlet töreniyle toprağa verilmesi gerektiğini ifade etti.

O günden bu yana bu dosya elden ele gezdi. Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda olan dosya, geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanlığına devredildi.

Aldığım bilgiye göre, şuanda Cumhurbaşkanlığında titiz bir çalışma yürütülüyor.

Sultanlarımızın devlet töreni ile defni konusundaki çalışmaların son aşamada olduğu, bu çalışmaların neticelenmesiyle Konya’da bir devlet töreninin düzenlenmesinin an meselesi olduğu şeklinde bir bilgi aldım.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da yakın zamanda bu sebeple Konya’ya gelmesi bekleniyor. Konuyu gündeme taşıyan MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin de bu devlet törenine katılması gündemdeymiş.

Hatta edindiğim bir başka bilgide ise Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Uğur İbrahim Altay’ın kısa zaman önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ziyaretinde de bu konu konuşulmuş.

Sonuç olarak, Konya’da yakında görkemli bir devlet töreni yapılabilir.

Yazarın Diğer Yazıları