İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde bulunan Çekmeköy Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybetti.
Kıymetli öğretmenimizin cenazesi dün düzenlenen törenle Konya’ya uğurlandı. Merhumenin cenazesi bugün Konya’da toprağa verilecek.
Katliamın ardından özellikle eğitim camiasından sert tepkiler geldi. Eğitim Bir-Sen Konya 1 Nolu Şube Başkanı Nazif Karlıer, Konya'daki tüm okullarda 1 günlük iş bırakma kararı aldıklarını açıkladı. Açıklamada, öğretmenlere yönelik şiddetin münferit değil toplumsal bir sorun haline geldiği vurgulanarak güvenli okul çağrısı yapıldı.
Sayın Karlıer’in açıklamalarını yerinde bularak vahşi cinayet hakkında ben de birkaç kelam etmek isterim.
Öncelikle öğretmenlerimizin en büyük sorunu ne maaş, ne çalışma saatleri ne de özlük hakları. Öğretmenlerimizin asıl sorunu, meydana gelen itibar kaybı!
Ben bu konuyu daha önce de defalarca kez yazdığımı hatırlıyorum. Gelinen noktada aslında hiçbir şeyin değişmediğini, aksine daha kötüye gittiğini söylemem lazım.
Herkes her fırsatta öğretmenliğin ne kadar kutsal bir meslek olduğundan dem vuruyor, hiç kimse 24 Kasım’ı unutmuyor, lafa geldimi mangalda kül bırakılmıyor öğretmenlerle ilgili. Ama verilen bu değer tabi ki yüzeysellikten öteye geçmiyor.
Bakmayın siz ek ders ücretini, maaşları falan çok diline dolayan bazı öğretmenlere; hakiki öğretmenler fedakârlığı ve özverisiyle bu işi yapıyor.
Elbette zamane öğretmenleri ve zamane öğrencileri çok değişti. Ama az da olsa o eski öğretmenlerden hala var.
Ama şu bir gerçek ki, öğretmenlerin ve öğretmenlik mesleğinin itibarı, benim çocukluğum dönemindeki durumundan çok uzakta.
O yüzden ben okulların eski disiplin seviyesine dönmesini o kadar çok istiyorum ki.
Sınıfta kalma, okuldan atılma, disiplin kuruluna verilme gibi yaptırımların tekraren çok sert şekilde geri getirilmesi şart. Anasının, babasının şımarttığı çocuklara da o şımarıklığın asıl kaynağı olan sorumsuz velilere de kesinlikle göz yumulmamalı. Anasının, babasının avutamadığı çocuk, öğretmenin başına bela edilmemeli. Sınıfta öğretmeniyle alay eden, terbiyesizlik yapan ahlaksızların gözünün yaşına bakılmamalı.
Evlat ailesinin sırrıdır. Eğer evladı terbiyesizlik ve ahlaksızlık yapınca okula baskına giden veli varsa o ahlaksıza da gereği yapılmalıdır.
İster eski kafalı deyin ister bağnaz; ben eli cetvelli yüreği merhametli öğretmenleri özledim. Sadece eğitim değil, ahlak veren; bir ana gibi, baba gibi hayatımızı şekillendiren öğretmenleri özledim.
Ama gelin görün ki, bir öğretmen, çakıldaklı bir öğrenciye azıcık sesini yükseltse, hop hemen ertesi gün velisi okula baskına gidiyor. Çocuğunun ahlaksızlığına bakmıyor, utanmadan CİMER’e öğretmeni şikayet eden bir ton dilekçe yazıyor.
Okul idaresi de Milli Eğitim Müdürlükleri de eli kolu bağlı, öğretmenlerini yem ediyorlar.
Sayın Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin, zaten sahip çıkıyorsunuz da lütfen öğretmenlere daha fazla sahip çıkın. Ama en önemlisi de yaptığınız bu kadar güzel hamlelerin yanında, okullara tekrar katı disiplini getirin.
Eli bıçaklı, öğretmen katili aşağılıkları zorla okutmaya çalışmayın. Okuyacak adam kendini belli eder zaten. Okumayacak olanların, yeteneği ve zekası ders çalışmaya kafi gelmeyenlerin tıpkı eskisi gibi sanayilerde ustaların yanına gönderilmesinin yolunu açın. Hiç olmazsa sağa sola saldırıp serserilik yapmazlar da elleri ekmek tutar belki. Eğer onu da becermezlerse usta dayağı her derde deva olur. Zaten sanayiler ve diğer sektörler çok büyük eleman sıkıntısı çekiyor. Özellikle ara eleman bulmak, çırak ve kalfa bulmak imkansız hale geldi.
Sırf bazı ailelerin egosu tatmin olsun diye zorlanan bu sistem arızalı. Aileler çocuğundan asla bir doktor, mühendis çıkmayacağı kabullenemiyor, ‘kuzguna yavrusu şahin görünür’ anlayışıyla boş boş hayaller kuruyor. O kuru kalabalık nedeniyle okuyacak çocuklar da arada heba olup gidiyor.
Bu sistem yürümüyor işte. Yıllardır bunu tecrübe ettik, yetmedi mi?
Zorunlu eğitimi zorlamayı bırakıp eski sisteme dönmeniz ülkemiz için en güzeli olacaktır. Ama her şeyden önce öğretmenlere itibarlarını geri verip, okumayacak olanlarla okuyacak olanları birbirinden ayırmak ülkemiz için daha isabetli olacaktır!