Seyfullah Koyuncu

Yerli üretici yok! Yerli ithalatçı var

Seyfullah Koyuncu

Resmi Gazete'nin 7 Ocak 2026 tarihli sayısında yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, gümrüksüz alışveriş dönemi sona erdi. Karar ile, yurt dışından 30 Euro'ya kadar olan eşyaların, posta veya kargoyla gümrüksüz getirilmesine izin veren düzenleme yürürlükten kaldırıldı.

Böylelikle artık “Temu” gibi platformlardan alışveriş yapmak imkansız hale getirildi.

Alınan bu karar çok büyük tartışmaların da fitilini ateşledi. Özellikle İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç’in, yurt dışından yapılan alışverişlerde 30 Euro limitinin kaldırılmasını “yerli üretim için tarihi bir fırsat” olarak tanımlaması çok büyük tepki çekti.

Avdagiç, bu adımın Türkiye’nin üretim kapasitesini ve istihdamını güçlendireceğini savunuyor. Avdagiç’e göre yerli üretici bu korumayla maliyet avantajı elde edecek ve bu avantajı da tüketiciye yansıtacak.

Fakat Avdagiç’in bu “temennisi” hiç kimseyi ikna edemiyor, hiç kimse tarafından inandırıcı bulunmuyor. Çünkü iş insanlarımızın bir kısmı bu konuda sabıkalı. Yani biz bu filmi binlerce kez izledik...

Yerli üretimi koruma söylemiyle başlayan bu cümlelerin, yerli ithalatçıyı korumaktan öte gitmeyeceğini Avdagiç’in kendisi de dahil herkes biliyor.

Pazar poşetini, market sepetini, kredi kartı ekstresini, ısınma ve enerji faturasını düşünen ve her köşeden sıkışmış olan vatandaşı sıkıştıracak bu yeni garabetin tam tersi bir etki oluşturacağı açık.

Enflasyonla mücadele iddiasıyla çelişen bu uygulama, bırakın yerli üreticiyi desteklemeyi, kesinlikle enflasyonu azdıracaktır. Çünkü iğne ucu bile üretmeye üşenen pek çok ticaret erbabı, Çin’den 3 liraya aldığı çer-çöpü, üzerine 300 lira kar koyarak vatandaşlara tekrar satacak.

Bunu defalarca kez yaşadık.

Zaten daha uygulama başlar başlamaz fırsatçılık örneklerini bolca görmeye başladık.

Aşağıya birkaç örnek bırakıyorum ve bu örneklerden inanın utanıyorum. Çünkü insanlar resmen enayi yerine koyuluyor.

Üretim zor geliyor bizimkilere. Nasılsa Çin var. Vatandaş da artık alamıyor. Alırım, üstüne koyar satarım, oh kebap diyor. Niye üreteyim ki diyor.

Bakın mesela şu gözlüğün Temu ve Türkiye fiyatına, aklımızla alay ediyorlar.

ncu.jpg

Şu aşağıdaki kırmızı renkli zımbırtıya ne demeli peki? Var mı böyle bir fiyat farkı? Temu'da 242 TL, Türkiye'de 2 bin 967 küsür TL. Var mı böyle bir ticaret?

dorduncu.jpg

Ya şu telefon kılıfına ne demeli? Çin'den alırsan 227 TL, Türkiye'den alırsan 1292 TL! Tam 5 katı...

ikinci.jpg

Peki bir fırçadan 15 katı fazla para kazanmak ne demek? İnsan utanır yahu! Bakın şu aşağıdaki fiyat farkına.

ilk.jpg

Ayıp, ayıp, çok büyük ayıp, gerçekten ayıp...

Daha bitmedi, asıl sürpriz aşağıda.

besinci.jpg

Şekip Avdagiç'in mutlu olduğu tablo bu işte. 54 Euro'luk bir ürün Türkiye'de tam 13 bin 998 TL'ye satılıyor. Başka bir deyişle, 279,35 Euro'ya satılıyor. Ne diyelim ki şimdi bu duruma...

2024'te Türkiye'deki firmaların Çin'den ithalatı 45 milyar dolar. Temu'nun Türkiye'deki toplam hacmi ise 1.3 milyar dolar. İthalatçılarımız 45 milyar dolarlık ithalatı yapıyor, sonra Temu'nun 1.3 milyar dolarına "yerli üretimi tehdit ediyor" diyorlar. Temu, yerleşik firmaların ithalatının yüzde 3'ü bile değil. Tek farkı, Temu aracısız satıyor, aracıların ballı kazancının önüne geçiyor...

Biz vatandaşlar olarak şimdi aracı olmadan ürün alamıyoruz.

Niye?

Üç beş ithalatçı daha çok kazansın diye...

Bu kararın ithalatçılardan başka hiç kimseye faydası yok.

Türlü vergi indirimlerinden yararlanan, vergi istisnalarını dibine kadar kullanan ithalatçıların vergi konusunda da sıradan vatandaşların verdiği yüzde 60'lık gümrük vergisini vermediği bilinen bir gerçek. Yani buradan ne vatandaş kazançlı çıkıyor ne de devletimiz.

Bu sebeple kararın tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Vatandaşın bir nebze olsun nefes alması gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda yanıltıldığını düşünüyorum. Sayın Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın bu konuda elini taşın altına sokması şart.

Yazarın Diğer Yazıları