Aşık Mahsuni Şerif’in o bilinen türküsünde dile getirdiği; “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. Bilmem söylesem mi, söylemesem mi, söylemesem mi” dizelerini düşünüp, mırıldanıp durdum bugün.
Öyle yokluk, pahalılık türküsü çığırmak istediğimden değil de karşılaştığım bir manzara yüzünden bozuk plak gibi takılıp kaldım bu türküye…
Normalde Haluk Levent’ten, Oğuzhan Uğur’dan, Ahbap-Çavuş ilişkisinden, bizim sekülerlerin güvenip bel bağladığı sonra da çürük çıkan isimlerden falan bahsedecektim. Fakat bugün ‘kuru soğan’ benim için çok daha önemli bir hale geldi.
Akşama güzel bir soğanlı melemen yaparız hayaliyle markete girip karşılaştığım şu manzaraya bakar mısınız?
Tamam maliyetler, kiralar, personel giderleri, hepsini anlıyorum ama Allah’ın kuru soğanı bu fiyat olur mu yahu?
İnsan şaşırıyor doğrusu. Fakirlik, açlık edebiyatı yapılan kuru soğan şuanda lüks bir meyve fiyatıyla aynı seviyeye gelmiş durumda. Şeftaliden, muzdan, Hindistan cevizinden, ananastan daha pahalı bir fiyata satılmaya başlamış. Artık yiğidin muhtaç olacağı bir kuru soğan bile yok ortada. Çünkü kuru soğan alabilen bir yiğit artık zengin sayılır…
Eskiden siyaset meydanlarında "millet kuru soğana muhtaç edildi" denildiğinde herkes bunun bir mecaz olduğunu düşünürdü. Bugün ise kuru soğan gerçekten hesap kitap yapılarak alınan bir ürün haline gelmiş durumda.
Çorbanın da içinde o var, yemeğin de, salatanın da, menemende de...
Mutfağın en temel taşı olan soğanın bu fiyatlara gelmesi asla kabul edilebilecek bir durum değil.
Demek ki artık türküde küçük bir güncelleme yapmak gerekiyor.
"Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana..."
Hayır...
“Yiğit kuru soğan alabiliyorsa, artık muhtaç değil; zengin sayılır.”
Ki daha görseldeki patates fiyatlarına hiç gelmedik bile. O da ayrı bir yazının konusu.
Başta Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Sayın Ömer Bolat olmak üzere devlet yetkililerimizin bu konuya acilen neşter vurması lazım. Soğan bu fiyata olmaz, olmamalı…
