Seyfullah Koyuncu

Zorunlu eğitimi acilen kaldırın!

Seyfullah Koyuncu

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırıların yankıları devam ediyor. Bu kapsamda devletimiz çeşitli önlemler alamaya devam ediyor.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin başkanlığında, bakan yardımcıları ve genel müdürlerin katılımıyla gerçekleştirilen birim amirleri toplantısında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki saldırıların ardından yürütülen çalışmalar ele alındı.

Toplantıda, okul güvenliğine ilişkin birimlerce yürütülen çalışmalar ve atılacak adımlar, risk alanları, mevzuatta yer alan düzenlemeler, bu konuda yapılması planlanan değişiklikler değerlendirildi.

Öğrencilerin dijital dünyada karşılaştığı tehdit ve tuzaklar ile çözüm önerileri, okul içi ve dışı güvenlik tedbirlerinin masaya yatırıldığı toplantıda, çocukların maruz kaldığı veya kalabileceği tehlikelerle mücadele edilmesi için özellikle öğretmen ve velilerle yapılacak çalışmalar ele alındı.

Bunlar iyi güzel ama bence çok yetersiz.

Şimdi söyleyeceğim şey belki çok garipsenecek ama okullarda 2000’li yıllara geri dönmemiz şart. Eski Türkiye’nin pek çok alışkanlığı sakattı ama okullardaki disiplin kesinlikle kusursuzdu.

Ne olduysa 2012’den itibaren olmuştu aslında. O dönemde yapılan bazı değişiklikler işlerin çığırından çıkmasının ilk adımı olmuştu.

Daha sonraki süreçte de özellikle Eski Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk döneminde hızlanan düzenlemelerle eğitim sistemimiz şimdiki durumuna düşmüştü.

Kurulan öğretmen şikayet hatları, CİMER’e yapılan öğretmen şikayetleri, okullardaki pek çok disiplin uygulamasının kaldırılmasıyla ne disiplin kalmıştı ne düzen.

Kusura bakmasın kimse, bunları söylememiz lazım. Hangi eğitimciye sorarsanız sorun, eğitim sisteminin bu hale gelmesinin miladı olarak bu dönemleri işaret ederler.

Öğretmenin değerinin düşürüldüğü, okullarda laçkalığın başladığı, çok bilmiş terbiyesiz velilerin, öğretmenlerin işine burnunu sokma cesareti bulduğu dönemler bu zamanlarda başlamıştı.

Öğretmenin karşısında edebini bozmayan öğrenciler, öğretmene saygı duyan veliler yavaş yavaş yok olmaya başlamıştı.

Daha sonra kantarın topuzu kaçtı işte.

Sınıfta video çeken ahlaksız öğrenciler, öğretmene hesap sormak için okula baskına giden hadsiz veliler, öğretmenine sahip çıkmayan korkak, kaypak, vasıfsız milli eğitim müdürlükleri ve okul müdürlükleri türemeye başladı.

Sonra da öğretmenin saygınlığı yavaş yavaş yok olup gitti.

Ben bu konuyu daha önce de defalarca kez yazdığımı hatırlıyorum.


Öğretmenlerimizin en büyük sorunu ne maaş ne çalışma saatleri ne de özlük hakları. Öğretmenlerimizin asıl sorunu, meydana gelen itibar kaybı!

Biz şimdi geldiğimiz noktada her şeyden önce öğretmenlere itibarlarını geri vermeliyiz. Daha sonra ise okumayacak olanlarla okuyacak olanları birbirinden ayırmalıyız.

Bunun için de zorunlu eğitim saçmalığını bir an önce kaldırmalıyız.

Ayrıca; sınıfta kalma, okuldan atılma, disiplin kuruluna verilme gibi yaptırımları tekraren çok sert şekilde geri getirmeliyiz.

Sorumsuz ve ahlaksız velilerin okullara girişini veli toplantıları haricinde yasaklanmalı, kendini bilmezlere karşı öğretmenlerimizi korumalıyız. Burada Milli Eğitim Müdürlüklerine ve okul yönetimlerine büyük iş düşüyor elbette. Ama en büyük iş Milli Eğitim Bakanlığı’na düşüyor.

Lütfen kendi personelinizin arkasında durun, dimdik durun ki disiplini sağlayın. Çünkü insanlar iyilikten anlamıyor, katı disiplin ve şedit yaklaşım çok daha etkili oluyor.

Anasının, babasının avutamadığı çocuğu, öğretmenin başına bela etmemek için bunları yapmak zorundayız. Sınıfta öğretmeniyle alay eden, terbiyesizlik yapan ahlaksızların gözünün yaşına bakmamalıyız.

Çünkü okullarda eski disiplini oturtmadan eğitimde başarıyı yakalamanın mümkün olmadığını her zaman tecrübe ediyoruz.

Sosyal hayattaki disiplin ve ahlakı oturtmak için önce okullarda bunu başarmalıyız. Yoksa kaybolan nesillerin arasına her geçen yıl yenileri eklenecek.

Yazarın Diğer Yazıları