Kıyamete kadar sürecek

Vaktiyle bir paşa 28 Şubat gerekirse bin yıl sürer demişti. Bin yıl bilinçsizce, gayri ihtiyari ya da tesadüfen telaffuz edilmiş değildi. Bu milletin her ne ise o olması aşağı yukarı bin yıllık bir süreçtir. Bin yılda olmuş bir milletin seksen doksan yılda başka bir şeye dönüşmesi mümkün değildir. İstiklal harbini müteakip memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar başka bir millet yaratma hedefini gerçekleştirmek için yoğun gayret sarfettiler. Millet açısından bu gayretler hep zulüm olarak tebarüz etti. Tarihinden, kültüründen, dilinden ve dininden koparılarak başka bir millet olmaya icbar edilen  Millet kendine dönme fırsatı her verildiğinde cumhuriyetin kurucu kadrolarının çabalarını boşa çıkartan hamleler yaptı. Onlara sorsan on yılda onbeş milyon genç yaratmışlardı bile. Yetmişbeşinci yılda (şeyhler ve dervişler ülkesi olması mümkün olmayan ülkenin)  başbakanlık merdivenlerinde şeyhler ve dervişler ayakta karşılanıyordu. Millet her türlü zorbalığa sükunetle direniyor ve kendi asli yolunda ağır ağır yürüyordu. Menderes, Özal, Erbakan ve Erdoğan bu yürüyüşte milletin önüne geçen yiğitlerdi. Cumhuriyetin 90. yılında uzun adamlar ve büyük adımlarla bu yürüyüş hızlandı. Artık milleti merhume uyanmış, surda bir gedik açılmış ve hakkın vaad ettiği günlere doğru kutlu bir koşu başlamıştı. Bu defa Torosların tepesinden bir yiğit geçti öne. Milletin hak ve adalet yürüyüşü dedi; ‘’kıyamete kadar sürecek.’’ Bin yıl ne ki. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.