Konya'nın ilk mektebi: İplikçi Camii

Yaklaşık 824 yıldır ayakta duran İplikçi Camii, Konya şehir merkezinde tarihî çarşı bölgesinde yer alıyor. Selçuklu veziri Şemseddin Altun-Aba tarafından külliye anlayışıyla inşa edilen yapı, Mevlânâ'nın ailesine de ev sahipliği yapmasıyla 'Konya'nın ilk mektebi' olarak öne çıkıyor.

Konya’nın tarihî çarşı dokusu içinde asırlardır ayakta duran İplikçi Camii, Anadolu Selçuklu döneminden günümüze ulaşan en önemli eserler arasında gösteriliyor. Kaynaklarda Selçuklu vezirlerinden Şemseddin Altun-Aba tarafından 1201–1202 yıllarında inşa ettirildiği belirtilen cami, yalnızca bir ibadethane olarak değil; aynı zamanda medrese yapılarıyla birlikte eğitim ve ilim hayatının merkezi olacak şekilde planlanmış bir külliye anlayışının parçası olarak dikkat çekiyor. Konya’nın ilk dönem ilmî faaliyetlerine ev sahipliği yaptığı aktarılan tarihî yapı, şehir hafızasında “Konya’nın ilk mektebi” olarak da anılan sembol mekânlardan biri olmayı sürdürüyor.

Konya'nın ilk mektebi: İplikçi Camii

“KÜLLİYE ANLAYIŞI İLE TASARLANMIŞ”

Konya Sürmanşet Gazetesi'nden M. Kürşat Ercan'ın haberine göre, İplikçi Camii’nde iki yıldır imam-hatip olarak görev yaptığını belirten Mehmet Akyavaş, caminin Anadolu Selçuklu vezirlerinden Şemseddin Altun-Aba tarafından 1201–1202 yıllarında inşa ettirildiğini söyledi. Tarihî yapının yalnızca bir ibadethane olarak değil; dönemin kültür ve eğitim hayatına yön veren bir merkez olarak planlandığını vurgulayan Akyavaş, caminin ilk inşa edildiği dönemde külliye anlayışıyla tasarlandığını dile getirdi. Yapının medreseleri ve talebe hücreleriyle birlikte çok yönlü bir fonksiyona sahip olduğunu ifade eden Akyavaş, “İplikçi Camii ilk inşa edildiğinde yalnızca cami olarak yapılmış bir yapı değildir. Selçuklu veziri Şemseddin Altun-Aba tarafından 1201–1202 yıllarında inşa ettirilmiş olmakla birlikte, burası baştan itibaren külliye anlayışıyla planlanmıştır. Yani sadece namaz kılınan bir ibadethane değil; medreseleri ve talebe hücreleri bulunan çok fonksiyonlu bir yapıdır. Vakfiyesi oldukça geniştir ve rivayetlere göre bugün yolun karşısında bulunan Merkez Bankası’nın yer aldığı alanlar da bu külliyenin sınırları içinde kabul edilmektedir. Zaman içerisinde yapı değişiklikler geçirmiştir. 1330–1340’lı yıllarda Ebu’l Fazl tarafından genişletildiği bilinmektedir. Bu nedenle bugünkü görünümü ilk inşa edildiği hâli değildir. Medreseler ve hücreler yapının asli unsurlarıdır. Mevlânâ’nın babası Konya’ya davet edildiğinde sarayda kalmayı kabul etmeyip burada kalmış, medrese hücrelerinden birinde ailesiyle ikamet etmiş ve diğer hücrelerde talebe okutmuştur. Bu yönüyle burası Konya’nın ilk mektebi olarak anılmaktadır. Eğitim ve ibadet birlikte düşünülmüş, yapı mimarisi de medreselerle uyumlu şekilde tasarlanmıştır. Günümüzde külliyeden yalnızca bir medrese bölümü ayakta kalmış olup aktif şekilde kullanılmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Konya'nın ilk mektebi: İplikçi Camii

“MEVLANA VE AİLESİNE YUVA OLMUŞ”

İplikçi Camii’nin Konya’nın ilk eğitim kurumlarından biri olmasının yanı sıra Mevlana Celaleddin Rumi ve ailesinin Konya’daki ilk ikametgâhı olarak kabul edildiğini belirten  Akyavaş, yapının tarihsel kimliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akyavaş,  “Sultan Alaeddin Keykubat, Mevlânâ’nın babasını Konya’ya davet ettiğinde onları sarayda ağırlamak ve misafir etmek istemiştir. Ancak Mevlânâ’nın babası tevazu ehli bir zat olduğu için sarayda kalmayı uygun görmemiş, burada kalmayı tercih etmiştir. Burada kalıp dersler okutmak ve ümmete faydalı olmak istediğini ifade etmiştir. Bunun üzerine burada, medrese hücrelerinden birinde ailesiyle birlikte ikamet etmiş; diğer hücrelerde ise talebelere ders vermiştir. Bu sebeple İplikçi Camii ve çevresindeki medrese yapıları Konya’nın ilk mektebi olarak anılmaktadır. Mevlânâ’nın babası burada müderrislik yapmış, vefatının ardından da Mevlânâ bu görevi devam ettirmiştir. Bu yönüyle cami, Mevlânâ’nın ilim hayatındaki ilk evreyle de ilişkilendirilmektedir” dedi.

Konya'nın ilk mektebi: İplikçi Camii

“İPLİKÇİ’NİN FONKSİYONUNU MESCİD-İ NEBEVİ’NİN FONKSİYONUNA BENZETİYORUM”

İplikçi Camii'ne ilişkin "Ben burayı, Resûlullah Efendimizin Mescid-i Nebevî’sinin fonksiyonuna benzetiyorum" diyen Akyavaş, " Sadece namaz kılınan bir yer değil; ümmetin meselelerinin konuşulduğu, eğitim verilen bir merkez olmuştur. Hâlâ da bu anlayışı devam ettirmeye gayret ediyoruz. Ön tarafta bulunan medrese bölümünde ilahiyat öğrencilerimize Kur’an dersleri yapıyor, hafız öğrencilerimizin derslerini dinliyor ve haftalık sohbetler gerçekleştiriyoruz. Bütün camiler Allah’ın evidir; ancak bazı mekânlar insana farklı bir atmosfer sunar. Ecdat yadigârı olması ve geçmişte verilen hizmetler sebebiyle burası insanları cezbetmektedir" ifadelerine yer verdi. Caminin gündüz saatlerinde yüksek katılımlı bir cemaate sahip olduğunu, ancak akşam saatlerinde etrafta insanların yaşadıkları evler olmadığı için cemaat sayısında düşüş olduğunu ifade eden Akyavaş, “Biz de sabah namazı buluşmaları ve çeşitli sohbet programlarıyla camimizi hareketlendirmeye çalışıyoruz. Ramazan ayında sabah ve ikindi namazları öncesinde mukabeleler yapılacaktır. Hem görevlilerimiz hem de ilahiyat öğrencisi hafızlarımız ve Merkez İmam Hatip’te okuyan hafız öğrencilerimiz mukabele okuyacaktır. Yaklaşık beş öğrencimiz ikindi öncesinde mukabele yapacaktır. Böylece hem gençlere fırsat verecek hem de bu eserde onların sesinin yankılanmasını sağlayacağız. Mukabeleleri, çevreyi rahatsız etmeyecek şekilde dışarıya da vereceğiz. Teravih namazları hatimle olmayacak; ancak çeşitli ikramlarla cemaatimizi teşvik etmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

Konya'nın ilk mektebi: İplikçi Camii

KÜLLİYE ANLAYIŞIYLA ŞEKİLLENEN MİMARİ 

İplikçi Camii’nin mimari yapısına da değinen Mehmet Akyavaş, yapının külliye anlayışıyla inşa edilmesi nedeniyle klasik tek cami formunda olmadığını ifade etti. Medreselerle uyumlu bir mimari planlamanın benimsendiğini belirten Akyavaş, dönemin mimarisinde büyük ve tek kubbeli yapılardan ziyade daha küçük kubbelerin tercih edildiğini aktardı. Şadırvanın ise 1900’lü yıllarda inşa edildiğini dile getiren Akyavaş, yapıya ilişkin çeşitli rivayetler bulunsa da dikkat çeken yönün akustik özelliği olduğunu söyledi. Karşılıklı 180 derece konumlanıldığında en hafif sesin dahi net şekilde duyulabildiğini, ancak açı değiştirildiğinde sesin kaybolduğunu belirten Akyavaş, bunun ilmî bir mimari anlayışın ürünü olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Bakmadan Geçme