1. YAZARLAR

  2. Hazel Pekacar

  3. Kurban Bayramı
Hazel Pekacar

Hazel Pekacar

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurban Bayramı

A+A-

Kurban Bayramı bir teslimiyettir. Sadece İsmail’in ya da H.z. İbrahim'in değil, Allah'a her konuda teslim olmuşların ifadesidir. Tefekkürle, gönül ferahlığı ile O'ndan gelen her şeye razı olmaktır. Kurban Bayramı müslümanların en özel en kutsal bayramıdır. Gücü yettiği ölçüde kurban kesmek müslümanlara vacip kılınmıştır. Dolayısıyla her emri kendi içinde ayrı değerlendirmek, ayrı yerine getirmek gerekir. Namaz kılmanın, oruç tutmanın, hacca gitmenin yeri Allah katında ayrı yerlere sahiptir. Bunun için hiç biri, bir diğerinin yerine konamaz. Her müslüman, her amelinden ayrı ayrı Allah'a karşı sorumludur. Kul hakkını; namaz , kurban ya da Hac ibadeti ile telafi edemezsiniz. İslam, hoşgörü ve kardeşlik dinidir. Bütün müslümanların birbirinden sorumlu olduğu bir anlayışı emreder. Dolayısıyla kurban bayramında da önceliğimiz, diğer müslümanların yardımına koşmak, onları unutmamak, kurban kesemeyenleri unutmamak olmalı. İnancımız ile kültürümüz bizde iç içedir. Bu yüzden amaç, bayram ziyaretlerinin yerini alan tatiller değil, bayramın anlamını ve maksadını yerine getiren bayram ziyaretleri ve yardımlaşma olmalıdır. Bağış yapmak ile kurban kesmek birbirinden farklıdır. İhtiyacınız olmadığını düşünüyorsanız kurbanı kesin ama bağış yapın. Çünkü kurban bayramı  zor durumda olanlara, yardım elini uzatmaktır.” Ben zaten sürekli et yiyorum neden kurban keseyim ki ?” tavrı kurban bayramının yanlış anlaşılmasına yol açmaktadır.

Bayramlar, bizi birbirimize daha çok yaklaştıran, birliğimizi ve beraberliğimizi, ümmet ve millet bilincimizi, bizi biz yapan değerleri daha çok ortaya çıkaran ve kuvvetlendiren bağlardır. Milletlere özgü olan ve sadece onları tanımlayan bazı günler ve olaylar vardır. İslam topluluklarını da diğer milletlerden ayıran günler dini bayramlardır. Görüyoruz ki bizim için bu kadar ehemmiyeti olan günlere olan itibar  git gide azalmakta ve kuşaktan kuşağa daha da kuvvetlenmesi gerekirken tatile dönüştürmek gibi amaçlarla bu bağlar azalmaktadır. Bayramların asli amacı evde oturup et yemek değil, sevgi ve kardeşlik bağlarının bayram ziyaretleriyle tazelenmesidir. Dolayısıyla sadece bağış yapıp tatile gitmekle bayram değerimiz amacına ulaşmamaktadır.

Bir yabancı seyyahın kalemiyle Osmanlı payitahtındaki bir Kurban Bayramı şöyle anlatılır: “Tanzimat öncesinde sığır eti pek makbul olmadığından koyun eti tüketilirdi. 17 Kasım Cuma günü Türklerin bayramı idi… Bayram üç gün devam etti. Bu bayramda pazara pek çok koyun getiriliyor. Herkes koyun yemek istiyor. Fakirlere de et dağıtıyorlar ve birbirlerine ikram ediyorlar. Bayramda çok neşeli oluyorlar… Hali vakti yerinde olanlar koyun kesip fakirlere dağıtıyor. Bu bir nevi sadaka oluyor. Türkler buna kurban diyorlar.”

Görüldüğü gibi Türklerin ve müslümanların adetleri, dünyanın her yerinde bilinen kaleme alınan adetlerdir. Bunun yanısıra unutulan bazı adetlerde vardır. Örneğin; zimmet defterleri adı altında, bayram günleri zenginlerin, durumu iyi olmayanların borçlarını gizlice ödediği bilinir. Bugünlerde bu unutulmuş gelenek tekrar yerine getirilmeye başlandı. Bu mutluluk vericidir. Ayrıca Osmanlı zamanında bayramlıklarıyla sokaklara çıkan çocuklara Arife çiçeği denirdi. Bu isim, bayramdan birkaç gün önce alınan yeni giysileri giymek için sabırsızlanan çocuklar için konmuştur. Günümüzde ise, bayramda görünüşüne saygı göstermeyen gündelik kıyafetleriyle bayramı geçiştiren bir anlayış hal aldı. Eskiden bayram denildiğinde akla hep çocukların heyecanı ve bayramlık kavramı gelirdi. Ancak teker teker her adetin bırakılmasıyla artık her şey normal gelmeye başladı. Olması gereken buymuş gibi yansıtılmaya başlandı. Ayrıntı ve önemsiz gibi görünen alışkanlıklar, bir araya gelince bütün bir adeti etkiler. Çünkü bütünün bozulması için önce parçanın alınması gerekir. Parçalar kırıla kırıla bütün kalmadı. Bu yüzden bizi biz yapan değerlerin her daim gelecekte de korunması için bugün ayrıntılara ve inceliklere gereken hassasiyetin gösterilmesi gerekir. Bayram; coşkunun, mutluluğun, yardımlaşmanın, iyi niyetin, ibadetin, sevginin ve saygının sembolüdür.

Milletçe, bir bütün olarak vatanımızda hep beraber sevdiklerimizle nice bayramlara...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar