1. YAZARLAR

  2. Esra Doğan

  3. Martı Pisliğiyle Deniz Bulanmaz
Esra Doğan

Esra Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

Martı Pisliğiyle Deniz Bulanmaz

A+A-

Konya hafta sonu Cumhurbaşkanını, Başbakanını ve Bakanlarını ağırladı.

Aylar sonra Cumhurbaşkanımızın şehrimize teşrifi güzel bir coşkuya şahit olmamıza vesile oldu. Yüzlerce, binlerce insan Mevlana Meydanı’na akın etti. Kadını, erkeği, çocuğu, genci, yaşlısı, öğrencisi, işçisi, bürokratı, milletvekili herkes oradaydı. Millet heyecanlı, başkanıyla buluşmak için sabırsızlanıyordu. Reis’in platforma çıkmasıyla coşku daha da arttı.

Ardından bu coşku AK Parti İl Danışma Meclisi’nde partililere hitap ettiği anlarda tavan yaptı. Konya onu, o Konya’yı özlemişti.

Her bir cümlesi samimiyetten geçiyordu. Reis deyince zaten yapmacık konuşmaların esamesi okunmaz, herkesin malumudur. Lafı eğip bükmez, neyse dosdoğru söyler. Omurgalı bir siyasetçidir. Dava adamı olmak da bunu gerektirir.

Peki; bu davaya gönül vermiş, bu dava uğruna çeşitli kademelerde görev almış insanlar olarak bizler davamızın gereklerini yerine getiriyor muyuz dersiniz?

Bir göreve getirildiğimizde her şey güllük gülistanlık, bu görevi bir başkasına devrederken fitne fücur… Hangimiz bakiyiz ki bu görevlerde, koltuğu sahiplenme sevdasındayız? Hepimiz gelip geçiciyiz, bugün varız, yarın olmayabiliriz. Ben olmasam da burada fitnem hüküm sürer, mantığı ne hastalıklı bir düşüncedir!!!

Omurgalı bir siyasetçiyi, Reis’i lider olarak görüyorsak, biraz onun gibi siyaset yapmaya çalışmamız gerekir.

Dün birinin ardından atıp tutarken bugün onunla can ciğermiş gibi davranmak yanlıştır. Mevcut görevini layıkıyla yapmadığı bilinen bir kişiye yeni atandığı görevinde başarı dilemek, emanet ehline teslim edilmediği için sorunsaldır.

Bir başka nokta ise; görev değişiklikleri…

Görevini başka birine devrederek ayrılmak ayıp değil, yeni gelen Başkanın ekibini oluşturması için zaruridir.

Makam mevki peşinde olmayanlar zamanında başkanlığını yaptığı teşkilatta şu an başkan yardımcısı olarak göreve başlıyor. İşte bu dava bilincidir, dava şuurudur. Kendisini ayrıca kutlamak gerekir. Dava söz konusuysa gerisi teferruattır.

------------

İnsanoğluyuz, bazen makam bizi bozabiliyor. Dün benim borum ötüyor diye birçok kişiye adaletsizce davranmışsam, bugün o insanlar adalet yerini buldu diye seviniyor, yüzüne bile bakmıyor hatta.

Dün insanlara sıcak davranıp işlerini kolaylaştırmışsam, bugün görevim sonlandı diye üzülüyorlar ve o kazandığım insanlar yanında duruyorlar.

Nerede olmak istediğimizi; davranışlarımızı, insanları kazanmayı ya da kaybetmeyi aslında kendimiz tercih ediyoruz. Kolaylaştırırsak, kazancımız boldur, zorlaştırırsak kaybımız çok büyüktür. İşimizi seversek sevdiririz, sevmeden yaparsak insanları da bezdirir, nefret ettiririz. İşimiz çok da kolay değil, özveri ister.

Bir gönül kazanmanın yerini hiçbir şey tutamaz.

Küsmek olmaz… Sen sahip çıkarsan bu dava hor olmaz. Sen kırmaz ve kırılmazsan bu dava öksüz olmaz. Bu davanın büyük olduğunu unutmayalım; kişilerin hataları bu davayı küçültmez.

İnsanlar yanlış yapabilir; ama dava daimdir. Kişilerin yanlışları ya da yanlış kişiler davaya zarar vermez. Kim ne derse desin: Martı pisliğiyle deniz bulanmaz.

Hak davanın neferleri ebediyyen eksilmesin.

Zorluklarla dolu olan bu yolda Allah tüm samimi insanların yardımcısı olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT