1. YAZARLAR

  2. Hayrettin Atak

  3. Millet okumuyor! diyenlere Konya’dan müthiş bir yanıt…
Hayrettin Atak

Hayrettin Atak

Yazarın Tüm Yazıları >

Millet okumuyor! diyenlere Konya’dan müthiş bir yanıt…

A+A-

Okumuyoruz…

Az okuyoruz…

Dağdaki çoban…

Bağdaki tembel…

Şehirdeki cahillik…

Metropoldeki anti-sosyal adamlık…

Bu ve buna benzer ne kadar konu ve o konularla alakalı ne kadar özlü, özsüz söz varsa, Konya hepsini iki gün içinde yerle bir etti.

Konya Kitap Günleriyle…

Kim demiş okumuyor gençler diye… Gençler, sadece sosyal medyada dedikodu yapmıyorlarmış meğer… Günleri, ‘e’ leri uzatarak konuşmakla da geçmiyormuş… Sadece geyik değilmiş konuştukları…

Kitap günlerindeki son iki gün ispatladı bunu bize…

Büyük çoğunluğu 18 yaş altı on binlerce genç gördüm ben içeride… (Rakam abartı değildir)  

Tabi “Özellikle yeni yetme ergen kesimden bazıları okuyormuş ama yanlış okuyormuş da dedirtti” ama olsun… Okumayı sevdirmek adına atılmış çok çok önemli bir adım oldu Konya Kitap Günleri Fuarı…

Tabi fuar ve imza için gelen isimlerin de bu coşkuda büyük katkısı var… Kimler yoktu ki? İlber Ortaylı, Mustafa Armağan, Cansu Canan, Rasim Özdenören, Cihan Aktaş, Sadık Albayrak… Ünlü olsun olmasın her biri birbirinden değerli yüzlerce yazar değer kattı organizasyona…  

Konya’da özlemiş Kitap Fuarını…

Tarım Fuarının üstüne cila gibi oldu şehre…

Düşünen, organize eden büyük bir alkışı hak etti. Hem de ayakta…  

Konya’ya gerçek anlamda bir ikinci bahar yaşattılar…  

Bir ikinci mesaj;

Fuarda ki o müthiş coşku bana da yıllardır beklettiğim birkaç projeyi hızlandırmak için bana bile coşku verdi. O denli etkileyici ve büyüleyiciydi yani… 

“Belki bir gün bizde yazarız…”

Mustafa bu cümleye çok kızacak ama…!   

16 Nisan günü oylayacağımız şey bir sistem değişikliği… Dünyanın sonu değil…

Kabul ediyorum; Çok önemli bir fırsat… İstikrar adına yakaladığımız önemli bir şans… Yeni bir Türkiye’nin başlangıcı, ama hiçbir şeyin sonu değil…

Ama ‘Evet’ çıkarsa ülkenin sonu gelecek, hep beraber bir uçuruma sürüklenecekmişiz gibi bir düşünce içinde, bir kesim…

1923’te binlerce yıllık bir sistemi bile değiştirirken bu kadar tedirginlik yaşanmamıştır… O zamanda ‘Ülke elden gidiyor’ diyenler olmuş ama bugünümüz ortada işte…  O gün, Rejim baştan aşağı değişti ama bu kadar korkmamıştır! bu kesim… Yani statükocu kesim… Değişimden tırsanlar grubu yani…  

‘Değişimden korkmayın!’

Gelelim evetçilere;

Doğrudur, Türkiye 100 yılda bir yakalayabileceği bir rüzgar yakaladı. Eğer sandıktan evet çıkmazsa belki bir yüz yıl daha bu aksak sistemle yaşamak zorunda kalacağız...

Ama buda dünyanın sonu değil.

Bugüne kadar ki tüm badireler nasıl atlatıldıysa yine öyle atlatılacak tüm badireler…  

Ancak şunu unutmamalı Evet cenahı;

Onlar, sandıktan eğer ‘Hayır çıkarsa da sevinmeliler…

Çünkü;

Türkiye’yi istikrarsızlıktan kurtarmak kadar önemli bir görevi ifa edecek olan bu anayasa maddelerinin önemini fark edilmiyorsa,

Sadece ‘Gıcığım ben o adama kaaarrdeşim’ diyerek ayağına gelen fırsatı tepiyorlarsa,

Hiçbir şeyin eksisini artısını düşünmeden, sloganlarla hareket ediyorlarsa, 

Tüm bunlar, Başkanlık Sisteminde de doğru isim üzerinde ittifak edilemeyebileceğinin de en önemli göstergesi olacaktır… 

Olgunlaşacağımız o güne kadar ‘Bu sistemi’ konuşmamakta yarar bile var…  

O nedenle;  “Evet” her halükarda kazandı…         

Yine son olarak muhalif MHP’liler;  

Onlara soru sormadan bitiremiyorum yazımı;

Savundukları, şu anki Demokratik Parlamenter sistem üç bin yıllık Türk tarihinin neresinde var?

Ya da Türk Töresinin hangi maddesinde?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT