Türklük ve İslamlık şuuru bir kez daha onunla şahlandı namlandı.
İyi bir okur iyi bir yazardı Avni mahlasıyla yazdığı şiirler kıtalar dolaştı.
Matematik Astronomi tarih ve felsefeyle Batılı alimlere ufuk oldu .
İki Denizin Hakanı İki Karanın Sultanı unvanı aldı.
Arapça Farsça Latince Yunanca İtalyancayı anadili gibi kullandı. 7 ye yakın dil biliyordu.
21 Yaşındaydı 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethettiğinde.
Orta Çağın kapanışını Yeni Çağın açılışını sağladı!
Askeri dehasıyla orduyu ve Osmanlı’yı bir imparatorluğa dönüştürdü.
Uzun vadeli planlar yapar yüksek hedeflerle hayata anlam katardı.
İstanbul’un Fethi’nde döktüğü topların balistik hesaplarını yapacak kadar matematik ilmine sahip Mühendisti. Gemileri karadan yürüttü.
Sert mizaçlı hırçın bir karakteri vardı.
17.000 kitaplık eser Uygurca, Rumca, Ermenice, Arapça, Farsça, İtalyanca eserleri okur, entelektüel bir devlet adamıydı.
Molla Gürani’nin dizinin dibinde Akşemseddin’in ayak uçlarında İslam ile yoğruldu.
Osmanlı’yı cihan imparatorluğu kıldı.
Hz. Peygamber’in müjdesine mazhar olan Fatih, Batı’nın gözünde Doğu Roma İmparatoru Büyük Kartaldı.
Anadolu ve Asya Kıtasından denizlerle Avrupa’yı düşleyen bir kartaldı. Batı Roma imparatorluğuna hakim olmayı arzuluyordu. İstanbul’dan sonra gözlerini İtalya’ya dikiyordu. Doğu’nun Roma’nın ve Batı Roma’nın efendisi olmak istiyordu.
Devlet silahtır! Silahlara hakimdir! Silahlara dair bütün mühendisliği biliyordu.
13 yaşında Manisa’ya Şehzade olarak eğitim almaya gönderildiğinde en büyük hayali Osmanlıyı bir cihan devleti kılmaktı. İstanbul’un fethi bu hakimiyette yalnızca bir basamaktı.
Ve bütün zorluğa engele kasvete yorgunluğa rağmen dev gibi bir feraset ve yürekle Bizans Ordusuna mağlubiyeti yaşattı. Son Peygamberin (sav) müjdesi dört bir yanı kuşattı.
Allah’ın muzaffer kulu Fatih ordularla gönülleri kuşattı. Kafirlere karşı savaşta sert mazlumlara ise merhametli bir çınardı.
O kalplerin fethini de sağladı. Artık herkes kendi dinini özgürce yaşayacaktı. Onun atası Şeyh Edebali’nin İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıydı. Fatih’in fermanı bütün insanlığı kucakladı. Ayasofya hoşgörüyle yekvücüd oldu.
İslam’ın kalbinden bir Türk Cihan İmparatoru doğdu.
Ve 3 Mayıs 1481 de 49 yaşında Büyük Kartal Öldü. Roma sokakları korkularından bir nebze olsun kurtuldu.
Fatih Tarihe altın harflerle kazılarak sonsuz oldu.
Allah Ondan Onu yetiştiren Molla Gürani’lerden ve Akşemsettinlerden razı olsun.
Bunları biliyor muydunuz?
Sinema ve görsel alanda kullanılan Sakallı olarak Resmedilen Akşemsettin’in aslında sakalının olmadığını tabiri caizse Köse olduğunu biliyor muydunuz? Bu bilgi ehemmiyeti itibariyle belki nazarınıza celb etmemiş olabilir. Fakat Akşemsettin’in Fatih’e gönderdiği şu mektup sadece Fatih Sultan Mehmet’in akıbetini değil koca bir devletin yarınlarını belirlediğini bu mektup sonrasında Fatih’in iç buhranını yenerek İstanbul’un fethine teşebbüs ettiğini biliyor muydunuz?
“Bu hadise (Bizans ve Ceneviz gemilerinin şehre girmesi) o gemi ehlinden dolayı meydana geldi. Kalbe hayli sıkıntı ve kırgınlık getirdi. Önemli fırsatlar çıkmıştı fakat kaçırıldı. Olayın seyri aleyhimize döndü. Yoksa kaleye hücum edildiğinde ve hendekler doldurulmaya başlandığında ağır davranırlar. Sizin de bildiğiniz gibi bunların çoğu gönülsüz, “yasak Müslümanı” dır (zorla çalışmaktadırlar), Allah için başını ve canını koyacak azdan azdır. Bunlar bir menfaat ve ganimet gördüklerinde işe sarılırlar, canlarını dünya için ateşe atarlar. Şimdi yetkinizi gösterin ve emrinizi icra edin. Bu gibilerin başına merhameti ve yumuşaklığı az olan birini getirin, şiddetle ve hiddetle hareket etsin. Hem bunun şeriatta da yeri vardır. Yüce Allah der ki: ‘Ey Peygamber, kâfirler ve münafıklarla cihad et, onlara sert davran’ (Tevbe, 73). Şimdi o (düşmanın üzerine) varmayanlar samimi Müslüman değildir, münafık hükmünde olup cehennem azabında kâfirle beraberdir işareti çıkmıştır. Şiddetli davranmak gerekecektir, himmet ediniz, sonu kırgınlık ve utanç olmasın. Biliniz ki, Allah’ın yardım ve desteğiyle buradan sevinçli, galip ve muzaffer çıkacağız… Yine hüzün içerisinde Kur’an okuyup yattım. Allah’a şükr olsun ki, çeşitli lütuflara, sevinçli haberlere şahit oldum, epeydir bunun gibi bir şeye mazhar olmadığım için büyük bir teselli buldum. Bu sözler Padişah hazretlerine haddimizi aşan bir kelam gibi görünmesin, hazretinizi sevdiğimizdendir.”