Cem Ali Yaman

Hangi insan?

Cem Ali Yaman

Ağaçları kesip kağıt yapan mı yoksa o kağıtlara ağaçları koruyun yazan mı? (Oğuz Atay)

Bu çelişki gibi gözümüze dokunan bir gerçekliği hayatın farklı zamanlarında ve farklı mekanlarında kendi benliğimizde ve farklı benliklerde müşahede ediyoruz. Kimi zaman da aklıma gelmiyor değil hani Hz. Ademin yaratılış sürecinde geçen meleklerin ‘Allah’a hitaben biz sana yeterince ibadet etmiyor muyuz da sen yer yüzünde bozgunculuk çıkaran birini mi yaratıyorsun? sualine yüce yaratıcı ‘Siz bilmezsiniz ben bilirim insana bilmediğini öğretirim’ dediğini ve Adem Aleyhisselam’ın eşyalara verdiği cevabı.

Allah, hayatı tabiri caizse bizlere bir mektep kıldı öğretiyor. Bu öğrenimin en güzel ve zor olanı da kendimizi bilmek olmalı. Belki de Cemil Meriç haklıydı. Yaşadıkça yaralanıyoruz. Bir akşam bir sabah oluveriyor heybemizde iyilik ve kötülük, bilmem hangi insan kazanıyor, hangimiz kaybediyor. Musalla taşına gelene kadar insan halden hale yoldan yola giriyor. Tam kazandım dediği bir anda kaybediyor. Musallaya kadar çok şeyler değişiyor. Adına yaşamak diyoruz

Yaşamak zorunluluk arz eden, Allah tarafından tabiri caizse simülasyon alanında cereyan eden, bir anına hükmedemezken muhteris girdaplarda kaybettiğimiz, kaybederken de kaybolduğumuz bir hadise. Her an ölüm ensemizde boza pişiriyor; ödeyecek borçlar, alınması gereken eşyalar, planlar, hedefler, hayaller, korkular sevinçler, inançlar. Kahrolsun Kapitalizm! Var olsun Aşk… 14 Şubat! Durun, bitmedi daha!

Hangi insan yalnızlığın ayak uçlarında sonsuzluğu arar ya da oldum dediği bir anda yokluğu kollarına sarar? Hangi insan ahlakıyla yaşatır, hangi insan nefretiyle öldürür? Yücelttiğimiz ideallerimizin kaçıyla mezarda kucaklaşacağız ya da biz inandığımız davamızın altında tortulaşacağız. Hangi mahşer bekliyor bizi ve biz hangi kıyametin mahsulüyüz?

Hangi çocuklar Filistinli çocuklar kadar şanslı, hangi eşya Filistin kadar özgür? Bedenlerde şahlanan nefisleri hangi kuyu ıslah eder? Hangi makam aynada gördüğüm yüzü temizler? Hangi insan unutur hatırlanması gerekenleri ve hangi olasılıklar acıları duanın iyileştiriciliğine sürükler? Hangi çağ buhranıdır ki celladına bu denli gülümser?

Hangi insan yalnızlığına sırt dönen menfaatperest kalabalıklarda tokat yiyordu, acılarını sakız ediyordu mahrem dudaklara ve acıdıkça bağrı dağlanıyordu, bağrı çıkmaz sokaklarda kayboluyordu? Bu çağ çokça psikolog, azca komşuluk yaşıyordu. Ölüler tv reklamlarında ucuz yaşıyordu. Kanayan yanlarını üşüyerek ve hoyratça telafi ediyordu. Ve soruyordu kendine hangi insan? Birinden nur akar diğerinden kir… Tükettikçe tükenen. Yazdıkça iyileşen. Koştukça dinginleşen hangi insan?

Ve yaşamak bir çocuğun gözlerinde anlamlanıyor. Ne yaparsak yapalım şairin de dediği gibi burada her şey yarım kalıyor.

Yazarın Diğer Yazıları