Aşkın aksanında lehçelerle gel
Kâh yeşil kâh sarı bahçelerle gel
Kırlangıçlar durmaz, leylekler gider
Sen bana dört mevsim serçelerle gel
Bayram geçti, serin ve yağışlı bir bahardan yaza girdik. Çiçekler yaprak yaprak, kuşlar, böcekler kanat kanat içimizdeki kışın kirini pasını alıyorlar. Kırlar görsel bir şölenin tam ortasında. İçimiz kıpır kıpır, gönlümüz bir sevincin eşiğinde olmalı değil mi? Maalesef öyle değil. İnsanlarda anlaşılması güç bir stres, kabul etmesi imkânsız bir öfke devam edip gidiyor. Kavgalar, dövüşler, cinayetler, tecavüzler, gasplar, zorbalıklar… kötü bildiğin ne varsa say sayabildiğin kadar.
Neler oluyor bize? diyeceğim ama bu sadece bize özgü bir şey değil; bütün dünyayı kasıp kavuran bir illet. Ülkeler savaşıyor, kitleler hezeyanda ve bir hercümercin içinde kıvranıp duruyor insanlık. Kanat kanat kuş seslerinin yerini, kanat kanat uçakların sesi bastırıyor birçok yerde. İnsanlığın fıtratında var olan iyiliğe ne oldu? Dünyalık saltanat için, dünyalık mal mülk için değer mi insanlığı yok etmeye çalışmak. Her insan aynı değil mi? Her insanın hayali değerli değil mi? Her insanın yaşama hakkı aynı değil mi?
Alıcı kuşlar, yırtıcı hayvanların bu eylemleri için bir gerekçeleri var; hayatta kalmak için kendi besin zincirindeki varlıkları hedef alıyorlar. Peki, insanın insana ettiğinin bir açıklaması var mı? Olabilir mi?
Hayat güzel, dünya güzel ve bizler bu güzellikler içinde bir imtihanın hükümlüsüyüz. Hiç kimse Allah’ı yok edecek kadar inkâr edemez. Hiç kimse bu dünyada kurduğu saltanatla ahirete hükmedemez. Ve insanı sevmeyen, Allah’ı da sevemez. İnsana saygı duymayan en büyük saygısızlığı kendine yapıyor demektir. Kendine saygısı olmayanların ise bu dünyaya olumlu anlamda bir şeyler katmaları mümkün değildir.
Gelin sevmeye en yakınlarımızdan başlayalım. Yuvamızın içindeki eşimizi, çocuklarımızı sevelim. Çiçek açan iğde ağaçlarını, şehri süsleyen çiçekleri, başımızın üstündeki gökyüzünü fark edelim önce, sonra da onlarla sevgiden bir muhabbet köprüleri kuralım. Gelince göçmen kuşları, gidince serçeleri hayatımızın birer unsuru eyleyelim. Canlı cansız dünyada ne varsa onlara saygı duyalım sevgi besleyelim. Eşyanın da bir ruhu olduğunun farkına varalım. Kullan at zihniyetini bırakalım evladiyelik bir anlayış geliştirelim ki artık dünya yaşanır bir hale gelsin.
Sevgiyle kalın.