Musab Seyithan

Dostluk kavramı ve Aliyev'in dostluğu

Musab Seyithan

Azerbaycan söz konusu olduğu zaman “Dost ve Kardeş” kavramı havada uçuşuyor. Aliyev, “dost” ve “gardaş” ilan ediliyor. Azerbaycan ve Türkiye’nin “İki devlet, tek millet” olduğu ezberi de durmadan tekrarlanıyor. Acaba ne kadar gerçekçi? “Dostluk ve Kardeşlik” üzerine bir araştırma yaptım, literatürümüzden karşıma bir sürü güzel ifadeler çıktı. Şimdi o ifadeleri sizinle paylaşacağım ve Aliyev’in dostluğu ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını göreceksiniz.

Dostluk ve kardeşlik; herhangi bir dünyevî menfaat söz konusu olmadan, yalnız sevgi üzerine kurulan bir ilişkidir. Dost, göze sezdirmeden göz yaşını silendir. Sana çaktırmadan senin derdine derman olan, sorununu çözendir. Herkes seni terk edip gittiğinde yanında kalan, en kötü gününde seninle olandır. Herkes seni sildiğinde senin adını kalbine kazıyan, istese bile silemeyendir.

Gerçek dostta şu özellikler olur: Onu gördüğünde sana Allah'ı hatırlatır. Hal ve hareketleri seni Allah'a yönlendirir. Konuşması, ilmini artırır. Seni gaflette gördüğünde uyarır.

Dost, arkadaştan da ötedir. Dostla arkadaş arasında şu farkları görüyoruz: Arkadaş, evinize geldiğinde, misafir gibi davranır. Dost geldiğinde, buzdolabını açıp istediğini alır. Arkadaş senin ağladığını görmez. Dostunun omuzu ise senin göz yaşlarınla ıslanır.

Arkadaş, davetine katılınca bir paket hediye ile gelir. Dost, sana yardım etmek için erken gelir, toparlanman için geç gider. Arkadaş, kendisi yattıktan sonra ararsan rahatsız olur. Dost, derdini anlatmak için neden bu kadar geciktiğini sorar.

Arkadaş, bir kavgadan sonra her şeyin bittiğini düşünür. Dost ise tekrar arar. Arkadaş, senin daima kendi arkasında olmanı ister, dost ise her zaman senin arkandadır. Arkadaş, zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir. Dost, zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder.

Arkadaş, zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar. Dost, zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır.

Yani dost; “Müslüman kardeşinin ayıbını örten kişinin, yarın kıyamet gününde ayıplarını Allah örter.” (Ebu Davut, Edeb, 39);

“Müslümanları üzmeyin, onları ayıplamayın ve onların kusurlarını araştırmayın. Sizden biriniz bir Müslüman kardeşinin ayıbını arar ve ortaya çıkarırsa, Allah da onun ayıbını ortaya çıkarır. Eğer Allah bir insanın ayıbını ortaya çıkarırsa, o insan evinde bile olsa rezil olur.” (Tirmizi, Sünen, bab, 84, H. No: 2101) hadislerinin bilincindedir.

Buradaki kusurlardan kasıt, avantaja bırakılacak şahsî kusurlardır. Allah’ın emirlerine meydan okumak kusur değil, Allah’a savaş açmaktır. Allah’a savaş açana da haddi bildirilmelidir.

Arkadaş, sizi ikinci görmek ister, dost, ikinciniz olmaktan şeref duyar. Arkadaş, sıkıntınız olmadığında yanınızdadır. Dost, sıkıntınız olduğunda size koşar. Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız. Dostlarınız size huzur vermeye çalışır. Arkadaş mesajınızı okur ve siler. Dost, okur ve dostlarına yollar.

Kardeşlik sözleşmesi ise, karı-koca arasındaki nikâh bağı gibi iki kişi arasında bir bağlantıdır. Vefa göstermek ve evlilik haklarına riayet etmek nasıl bir vazife ise, kardeşlik hukukuna riayet etmek de aynı şekilde bir vazifedir.

“İki kardeş, buluştuğu zaman, biri diğerini yıkayan iki el gibidir. İki Mümin bir araya geldiğinde, muhakkak ki, yüce Allah her birine arkadaşından hayır nasip eder.” (Deylemî, Enes b. Malik’ten rivayet etmiştir)

Aslında kardeşlik hukukunda, ihtiyaç sahibi kardeşine, istemeden vermek vardır. Tâbiinden İbn Şübrüme; “Sen kardeşinden herhangi bir ihtiyacının yerine getirilmesini istediğin zaman, o da senin ihtiyacını yerine getirmek için nefsini yormazsa, hemencecik namaz için abdest al ve o kardeşinin üzerine dört tekbir getirerek cenaze namazını kıl ve onu ölüler safında say” demiştir.

Daha nice güzel sözler var ama meseleyi yeterince ortaya koyduğu için bu kadarı ile yetiniyoruz. Bütün bu ilkelere bakıyoruz ve Allah’ın hicap emrini ülkesindeki okullarda yasaklayan İlham Aliyev’e giydirmeye çalışıyoruz, bir türlü üzerine olmuyor. 28 Şubat sürecinde Türkiye’nin başörtüsü zulmünden çektiğini ve “gardaşım” dediği Tayyip Beyin, başörtüsü mağdurları için verdiği mücadeleyi bile bile ve onun gözünün içine baka baka ülkesindeki okullarda başörtüsünü yasaklıyor. Böyle “dost” ve “gardaş” mı olur? Yukarıda bahsettiğimiz “dost” ve “kardeşlik” ilkelerinin hangisiyle örtüşür?

Bütün bunlara rağmen biz ümidimizi kesmiyor ve resmiyette dost ve gardaş ilan ettiğimiz Aliyev’in bu hatadan dönebileceğini umuyoruz. “Sana isyan ederlerse: "(Sizden değil) sizin yaptıklarınızdan uzağım de.” (26/Şuara:216) ayeti ışığında söylenmiş, Ebu’d Derda’nın; “Arkadaşının şöyle şöyle yapmasına rağmen hâlâ da ona buğz etmeyecek misin?” denildiğinde, “Ben ancak onun yaptıklarına buğz ederim. Eğer onun o kötü ameli olmazsa, o yine benim arkadaşımdır.” Ve Tâbiin fakihlerinden İbrahim en-Nehâî’nin; “Arkadaşın günah işledi diye sakın onu terk edip arkadaşlığını kesme. Çünkü o bugün günah işler, yarın terk eder” sözleri bize ümit veriyor. Çünkü;

Ümidi yoksula bol verir Hüdâ,

Bin tohuma can var bir damla suda,

Gerek uyanık ol gerek uykuda,

Bizden bakıp seni gerçek dost görmek

Ne güzel Aliyev!

Yazarın Diğer Yazıları